Gezi direnişi sırasında dokuz8Haber Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Biçici’ye şiddet uygulayan polislerin davasına 9 yıl sonra başlanabildi.

Beykoz'da istinat duvarı çöktü: 1 kişi göçük altında Beykoz'da istinat duvarı çöktü: 1 kişi göçük altında

İstanbul 48. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki ilk duruşmaya sanık polis memurlarından sadece biri katıldı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosu tarafından hazırlanan iddianamede, sanık polislerin “kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle kasten yaralama”, “bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldırı” ve “cebir veya tehdit kullanarak iş ve çalışma hürriyetini ihlal etme” suçlarından yargılanması öngörüldü.

Savcı iddianamesinde bu suçlara yer verirken, esas hakkındaki mütaalasında “zamanaşımı” istedi.

“BASİT YARALAMA DEĞİL, İŞKENCE”

İstanbul 48. Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada, ilk sözü alan avukat Metin İriz, iddianamede "hakaret, basit yaralama ve çalışma hürriyetinden yoksun kılma" suçlarının yer aldığını belirterek, "Anayasa Mahkemesi bu dosyaya vermiş olduğu kararında bu eylemin insan haysiyetiyle bağdaşmayacak muamele olarak nitelendirdiğinden TCK'nın 94. maddesinde düzenlenen işkence suçunu oluşturmaktadır. Görevsizlik kararı verilerek dosyanın nöbetçi ağır ceza mahkemesine gönderilmesini talep ediyoruz" dedi.

“GAZETECİLİĞE YÖNELİK SİSTEMATİK TUTUM”

Müşteki sıfatıyla konuşan gazeteci Gökhan Biçici, görevini yaparken maruz kaldığı şiddetin üzerinden 9 yıl geçtiğini söyledi, bu durumun şiddetin, işkencenin devam ettiğinin göstergesi olduğunu vurguladı. "9 yıl böylesine açık videolarla, fotoğraflarla belgeli bir suçun fiiliyle ilgili halen yargılama yapılmamış ve faillerin cezalandırılmamış olması bir hak ihlalidir" diyen Gökhan Biçici, bu hak ihlalinin sadece kendisine değil, gazeteciliğe sistematik bir tutumun yansıması olduğunu dile getirdi. Biçici, gazeteci olduğunun açık olmasına rağmen uygulanan gördüğü şiddeti detaylı biçimde anlattı.

“İŞKENCE SUÇUNDA ZAMANAŞIMI OLMAZ”

Savcılık, duruşma sonunda esas hakkındaki mütaalasının hazır olduğunu belirterek, bir kez daha zamanaşımı talep etti. Mütalaada, sanık polislerin "zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması suretiyle basit yaralama, hakaret ile iş ve çalışma hürriyetini ihlal" suçlarını işledikleri gerekçesiyle kamu davası açıldığı hatırlatıldı. Savcılık, zamanaşımı süresinin geçtiğini belirterek, sanıklara atılı suçların düşürülmesini" talep etti.

Gazeteci Gökhan Biçici, "Zamanaşımı olduğunu düşünmüyorum. Söz konusu suç işkence suçudur, yargılamanın ağır cezada olmasını istiyoruz" dedi. Müşteki Mehmet Demirsöz de "suçun işkence olduğunu" tekrarladı. Müşteki avukatları mütaalaya karşı yazılı beyanda bulunacaklarını belirterek, ek süre talep ettiler. Hakim, duruşmayı 13 Eylül 2022 saat 14.00 tarihine erteledi.

“İŞKENCE AKTÖRLERİNE GÜÇLÜ KORUMA”

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu da davayı izledi. Önderoğlu, davanın ardından “cezasızlık” vurgusu yaparak, şu görüşleri paylaştı: “Gazeteci Gökhan Biçici’nin 9 yıl önce Gezi’de şiddetle gözaltına alınmasına dair AYM baskısıyla açılmış davada, bir savcının hala zamanaşımına sarılması işkence aktörlerinin ne denli güçlü kurumsal korumaya sahip olduğunu gösteriyor.”

9 YILDA NELER OLMUŞTU?

Gezi eylemleri sırasında Gökhan Biçici’ye şiddet uygulayan polisler hakkında önce İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı “kovuşturmaya yer yok” kararı vermiş, bu karara yapılan itiraz İstanbul 4. Sulh Ceza Hakimliği tarafından reddedilmişti. Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkını kullanan Gökhan Biçici, bu kararın yüksek mahkemeden dönmesini sağlamıştı. Anayasa Mahkemesi’nin Gökhan Biçici’ye uygulanan şiddet ile “ifade ve basın özgürlükleri ile insan haysiyeti ile bağdaşmayan muamele yasağının maddi ve usul boyutunun ihlal edildiğinin tespit edildiği” kararına rağmen bu kez de zaman aşımı sorunu doğmuştu. Bu karara da itiraz edilince İstanbul 6. Sulh Ceza Hakimliği, “zamanaşımı kararının usul ve mevzuata aykırı olduğunu” değerlendirmiş ve nihayet “kovuşturmaya yer yok” kararını kaldırmıştı. Böylece İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yeniden iddianame hazırlamasının yolu açıldı ve dava İstanbul 48. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı.

Kaynak: dokuzsekiz haber