Kandıra Cezaevi'nde Garibe Gezer’in yaşamını yitirmesine slogan atarak tepki gösteren HDP eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’a verilen 1 aylık iletişim cezası Anayasa Mahkemesi'ne taşındı

Kocaeli Kandıra 1 No’lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde sistematik işkence ve tecavüze maruz bırakılan Garibe Gezer’in yaşamını yitirmesini “Katil devlet hesap verecek”, “Baskılar bizi yıldıramaz” ve “Jin jiyan azadi” sloganlarıyla protesto eden Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, siyasetçi Edibe Şahin ve Gülser Yıldırım ile birlikte 14 kadına, 1 ay iletişim yasağı cezası verildi. Yüksekdağ’ın avukatı ve aynı zamanda Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi Ezgi Güngördü ile avukat Reyhan Yalçındağ, 7 Ocak’ta Kocaeli 3’üncü İnfaz Hakimliği’ne başvurarak, müvekkillerine verilen disiplin cezasına itiraz etti. Başvuruyu değerlendiren hakimlik, 10 Şubat’ta itirazı reddederek, verilen kararda aykırılığın olmadığını savundu.

Hakimliğin kararına karşı bu kez Kocaeli 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvuruda bulundu. Ancak avukatların itirazı, mahkeme tarafından 24 Şubat’ta “Hakimliğin verdiği kararda isabetsizlik yok” denilerek, reddedildi. 

AYM’YE TAŞIDI

Avukatlar, bunun üzerine söz konusu disiplin cezasına ilişkin 23 Mart’ta Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvuruda bulundu. Avukatların başvurusunda, verilen disiplin cezasının Anayasa’nın birçok maddesine aykırı olduğu belirtildi. Anayasa’nın 2’nci maddesine yer alan “belirlilik” ilkesine işaret eden avukatlar, ayrıca 38’inci maddede yer alan "Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur ", "Kanunsuz suç ve ceza olmaz" ya da "Suç ve cezada kanunilik" hükümlerine dikkat çekti.

MADDE TAKDİRE BIRAKILMIŞ

 Mehmet Aslan'ın Mezopotamya Ajansı'nda yer alan haberine göre başvuruda, şu ifadelere yer verildi: “İnfaz Yasası'nın 42/2-e bendinde ‘gereksiz’ yere slogan atmak fiili suç olarak tanımlanmış ise de hangi hallerin gerekli olduğu, hangi hallerin gereksiz olduğu belirtilmemiştir. Böylelikle gündelik hayatta suç teşkil etmeyen ve dolayısıyla ceza müeyyidesiyle karşılaşmayan slogan atmanın gerekli olup olmadığı uygulayıcının sübjektif takdirine bırakılmıştır.” 

YASAYA AYKIRI

Yüksekdağ’ın, Gezer’in yaşamını yitirmesi nedeniyle attığı sloganların şiddet içermediği bu nedenle iletişim cezasının verilmesinin yasaya aykırı olduğunun altı çizilen başvuruda, “Böylesi bir söylem ‘suç’ olmadığı için de Türkiye'nin de tarafı olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 7/1. maddesinde ‘cezaların yasallığı’ başlığı altında yer alan ‘Hiç kimse, işlendiği zaman ulusal ve uluslararası hukuka göre bir suç sayılmayan bir fiil veya ihmalden dolayı mahkum edilemez’ şeklindeki kurala aykırıdır. Böylelikle başvurucunun iletişim cezasına maruz bırakılması en başta yasallık ilkesine aykırıdır” ifadelerine yer verildi.  

ÖCALAN KARARI HATIRLATILDI

Disiplin cezasının ayrıca ifade özgürlüğüne de aykırı olduğu belirtilen başvuruda,  AYM’nin ifade özgürlüğü kapsamında PKK Lideri Abdullah Öcalan’a ilişkin 25 Haziran 2014 tarihinde verdiği karar anımsatıldı. 

AYM İHLAL KARARI VERMİŞTİ

İddia edildiği şekilde “Örgüt adına slogan” atılmadığı ifade edilen başvuruda, bunun sözlü ve meşru bir tepki olduğuna işaret edildi. Avukatlar başvuruda, PKK Lideri Abdullah Öcalan’a dönük devam eden tecrit nedeniyle tutukluların açlık grevine girmesine dair verilen cezaların AYM tarafından ifade ve düşünce özgürlüğü kapsamında ele alındığını da hatırlattı. 

Gözden kaçırmayın

Soylu'dan yeni ehliyet çalışmasıyla ilgili açıklama Soylu'dan yeni ehliyet çalışmasıyla ilgili açıklama

ÖZEL YAŞAM İHLALİ

Avukatlar, verilen disiplin cezasının ayrıca “Aile ve özel yaşam ihlali” olduğunu belirttiği başvuruda, “Başvurucunun, aile ve sevdikleri ile kurabildiği tek bağ mektup ve/veya telefonla haberleşme iken söz konusu ceza sonrası bu haklarından mahrum edilmiş ve ailesi ile haberleşememektedir. Böylelikle aile ve özel yaşam hakkı alenen ihlal edilmiştir” denildi.

HABERLEŞEME HÜRRİYETİ İHLALİ

Öte yandan cezanın “haberleşeme hürriyetti ihlali” olduğuna vurgu yapılan başvuruda, şöyle denildi: “Bunlarla da yetinilmeyip başvurucu oldukça kısıtlı şekilde ailesi ve yakınlarıyla görüşme ve arkadaşları ve seçmenleriyle mektupla haberleşme olanağına sahipken, başvuru konusu disiplin cezası sebebiyle tamamen siyasi nedenlerle disiplin cezasına maruz bırakılmıştır. Ailelerinin kaldıkları yerlerden bin kilometreyi aşkın mesafedeki bir cezaevinde tutulan başvurucunun, ifade özgürlüğüne aykırı şekilde ayrıca iletişim cezasına tabi tutulması açıkça Anayasa ihlalidir ve ciddi mağduriyet yaratmıştır.” 

NE OLMUŞTU?

Kocaeli Kandıra 1 No’lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde Garibe Gezer’in yaşamını yitirmesini protesto eden ve aralarında Figen Yüksekdağ, Edibe Şahin ile Gülser Yıldırım’ında bulunduğu 14 tutuklu kadın hakkında "Katil devlet hesap verecek”, “Baskılar bizi yıldıramaz” ve “Jin jiyan azadi” sloganları attıkları gerekçesiyle disiplin soruşturması başlatılmıştı. Söz konusu soruşturmaya ilişkin ifadeleri alınmak istenen kadınlar, Kürtçe beyanlarda bulunmak istedi ancak cezaevi idaresi Kürtçe olarak verilmek istenen beyanları kabul etmemişti. 

Cezaevi idaresi Kürtçe beyanı, “Örgüt propagandası” olarak değerlendirerek, savunmaları almamıştı. İdare ayrıca kadınların Kürtçe'deki ısrarını “Türkçe bildiği halde Kürtçe ile savunma yapmak istedi” diyerek, bunun da suçun ispatı olduğunu savunmuştu. İdare, kadınların Gezer’in ölümüne tepki göstermesini “Örgütsel dayanışma” olarak değerlendirerek, cezanın üst sınırdan verilmesini istemişti. Bunun üzerine Cezaevi Disiplin Kurulu,  14 kadına 1 aylık “Haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma” cezası vermişti.