Fenerbahçe Sevgisi

Abone Ol

Hatırlamamaya imkan var mı?

Mütareke yıllarında, işgal kuvvetlerinin her türlü, her soydan temsilci kadrolarını hallaç pamuğuna çeviren Fenerbahçe’yi.

Sabih, Alaettin, Zeki, Beleşçi Ömer ve Bedri hattı, geride fevkalade atlet İsmet’in parolavari oyunu, Nedim’in kurtarışları, Kadri’nin, Cafer’in birer kaya parçasına benzer şiddetleri unutulur mu?

Fenerbahçe sevgisi Türkiye’deki ilk alevini, ilk meşalesini o günlerde bulmuştur.

Sahaların hemen hemen dörtte üç kalabalığı Fenerbahçe’nin mükemmel oyunu ve parlak neticeleri karşısında adeta kendinden geçer, gaşyolur, bir cezbe halinde içten sevgisini, bağlılığını, takdirini geniş tezahürata izhar ederdi.

Zeki ve Alâ’nın omuzlara alınarak Taksim’den Tünel’e kadar götürüldükleri vakidir. Fakat Zeki ve Alaettin de bu yürekten sevgiye, takdire cidden layık futbolculardı. Kendilerine mahsus kombinezonları ve zati klasları ile Fener’in en kuvvetli tarafını teşkil ederlerdi.

Fenerbahçe sevgisinin insaf ve dürüstlükle sebepleri araştırılacak olursa, kabul etmek lazımdır ki, efkarı umumiyenin bu büyük teveccühüne, bu köklü muhabbetine en büyük amil sadece parlak ve mükemmel bir futbolle harikulade neticeler değildir.

Geniş bir halk tabakasının Fenerbahçe’yi bu derecede sevmesinin sebebi, Fener’in her zaman temiz, favulsüz, berrak bir oyun oynamayı tercih etmesidir.

Yenerken de yenilirken de Fenerbahçeli futbolcunun güttüğü maksadın başında, temiz, gözü okşayan bir futbol oynamak gelir.

Fenerbahçe sevgisinin bu derecede şümullu ve yerleşmiş olmasını bu değerli ocak hesabına bir iftihar, bir şeref, bir manevi zenginlik addedersem, asıl üzerinde durmak istediğim cihet; Fenerbahçe’nin bu popülerliği hasebile güzelim futbolun yurdun yakın ve uzak köşelerinde hayatiyet bulması ve genişlemesidir.

Fenerliler bu suretle genel olarak Türk futboluna bizatihi olduktan sonra bilvasıta da yararlı olmaktadır.

Ben asıl bu ciheti kıymetli ve manalı buluyorum.

 

***

 

Yukarıdaki yazı yine bir Talu’nun ama benim değil.

Galatasaray Liseli ve orada Galatasaray forması giymiş; Beşiktaşlı ve Beşiktaş’ta oynamış; Türkiye’de maçları radyodan canlı anlatan ilk gazetecilerden babam Muvakkar E. Talu’nun. (M. Ali Oral’ın “Türkiye Futbol Tarihi 1890-1912” adını taşıyan, 1954 Sulhi Garan Matbaası basımı, girişinin başlığı “Futbol Sevgisi” olan kitabından. Garan da bu ülke futbolunun hakem babası idi.)

 

***

 

Şimdi, Galatasaray Başkanı’na “Bizden biri şampiyon olmalı Adnan. Olamazsak bu Anadolu ile baş edemeyiz. Bu Trabzonspor’un falan … kalktı. Yarın Kayserispor da kalkar, öteki de kalkar, hepsi kalkar” diyen bir Fenerbahçe Başkanı ile, “Ama Federasyon da bunlara yol veriyor” diye cevap veren bir Galatasaray Başkanı’na tanık olunca…

Galatasaray Liseli bir Beşiktaşlının “Fenerbahçe Sevgisi” dahilindeki, “Fenerbahçe sayesinde güzelim futbolun yurdun yakın ve uzak köşelerinde hayatiyet bulması, yayılması ve genişlemesi. Ben asıl bu ciheti kıymetli ve manalı buluyorum” diye, 60-70 yıl önce yazan ellerini saygıyla, hasretle öpüp başıma koyuyorum.

Yazıdaki “Geniş halk tabakasının Fenerbahçe’yi bu kadar sevmesinin sebebi temiz, berrak bir oyun tercih etmesi” bölümünün üstünde hiç takılmasam bile.

O güzel insanlara…

Futbolu, mertliği sevdirmiş herkese sevgiyle…

Hangi renkten olursa olsun; şımarık, arsız, kibirli ve bazen kirli bir başarıyı, başarı diye sunan ve kabullenen piyasaya inatla…

Zeki ile Alâ’nın (sahadaki) kendilerine mahsus kombinezonlarına saygıyla!

Sevgimizin gözü kör olsa da en azından saygımızın gözünün açık olması dileğiyle.

{ "vars": { "account": "UA-51532466-3" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }