Suriyeli sığınmacılar, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Göndermeyeceğiz" açıklamasıyla yeniden gündemde

Türkiye’deki sığınmacıların durumu yerel yöneticilerin ve siyasetçilerin açıklamalarıyla zaman zaman gündeme gelirken, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın sığınmacıları ülkelerine göndermeyeceklerine ilişkin son sözleri tartışılmaya devam ediyor.

CHP ve İYİ Parti gibi bazı muhalefet partileri iktidar olmaları durumunda sığınmacıları Suriye’de savaşın son bulmasına yardımcı olarak ülkelerine göndereceklerini söylerken, iktidar sığınmacıların kalmasından yana.

Erdoğan dün yaptığı açıklamada, “Gariplere kapımızı açık tutmayı sürdüreceğiz. Bugün Ukrayna'dan geliyorlar, yarın nereden geleceklerini bilemeyiz. Ana muhalefet, 'Biz seçimi kazandığımızda mültecileri ülkelerine göndereceğiz' diyor. Biz göndermeyeceğiz" diye konuştu.

DÜNYANIN EN FAZLA SIĞINMACI BARINDIRAN ÜLKESİ

Türkiye dünyada en fazla sığınmacı barındıran ülke. Şu anda kayıt altına alınmış geçici koruma statüsündeki Suriyeli sayısı 4 milyona yakın. Afganistan ve başka ülkelerden gelenler ve kayıtsızlarla beraber toplam sığınmacı sayısının 8 milyonu bulduğu tahmin ediliyor.

Sığınmacı nüfusunun çok küçük bir bölümü kamplarda barınıyor. Göç İdaresi Başkanlığı’nın 24 Şubat 2022 tarihli verilerine göre en çok Suriyelinin yaşadığı ilk 10 şehir sırasıyla İstanbul, Gaziantep, Hatay, Şanlıurfa, Adana, Mersin, Bursa, İzmir, Konya ve Kilis.

Gözden kaçırmayın

DEVA Dışişleri Başkanlığı'na Abdurrahman Bilgiç getirildi DEVA Dışişleri Başkanlığı'na Abdurrahman Bilgiç getirildi

HATAY BELEDİYE BAŞKANI: AZINLIKTA KALABİLİRİZ

Hatay gibi nüfusuna göre yoğun bir sığınmacı barındıran şehirlerin yerel yöneticileri orta ve uzun vadede demografinin değişmesi ihtimalinden dolayı endişeli.

DW Türkçe’den Gülsen Solaker’in haberine göre, Hatay Belediye Başkanı Lütfü Savaş, Suriyeli sığınmacılardaki doğum oranının çok yüksek olduğunu söyleyerek, şunları kaydediyor:

"Bu insanların nüfusu, özelikle de küçük çocuk ve gençlerin oranı gittikçe artıyor. Böylece yıllar geçtikçe nüfusun yanı sıra oy kullanma imkanı olan insan sayısı da artacak. Eğer Suriye’den gelen misafirlerin doğurma oranları böyle giderse bizim nüfusumuz gittikçe düşecek ve sonuçta azınlık pozisyonunda kalacağız” diyor.

Savaş’ın verdiği rakamlara göre şu anda Hatay’da resmi kayıtlı yaklaşık 500 bin sığınmacı bulunuyor. Ancak kayıtsız sığınmacıların da olduğunu belirten Savaş, Hatay gibi illerde bu soruna orta ve uzun vade için çözüm bulunmasını talep ediyor.

61151210_401

HATAY'DA REFERANDUM UYARISI

Hatay’ın Kurtuluş Savaşı sonrası 1938 yılında kısa bir süre ayrı bir devlet olduğunu ve sonradan yapılan referandumla Türkiye’ye bağlandığını hatırlatan Savaş, Suriyeli sayısının artmasının bu nedenle Hatay için ayrı bir hassasiyeti bulunduğunu aktarıyor.

Savaş, referandumda Hatay’ın çok küçük bir farkla Türkiye'ye bağlandığını söyleyerek, “Yarın Türkiye’nin hafif nezle, grip olduğunu düşündüğünüzde, 10-20 yıl sonra birileri bir referandum daha dese, biz ne yaparız? Bence bugünden önlem almak ve tarihten ders almak gerekir. Ben bunu iktidara hatırlatmak istedim. Çünkü bu konuları yerel yöneticilerin çözme şansı yok” yorumu yapıyor.

İçişleri Bakanlığı da en son sığınmacılara yönelik seyreltme uygulamasıbaşlatmıştı. Buna göre yabancı nüfusun, mahalle nüfusunun yüzde 25'ini aştığı 16 il, her türlü statüden tüm yabancıların kayıt başvurularına kapatılmıştı.

SEÇİMLERDE ETKİSİ NE OLUR?

Bu konuyla ilgili dikkat çekilen bir başka husus da sığınmacıların yoğun olarak yaşadığı yerlerde seçimlerde dengelerin de değişebileceği yönünde.

CHP'li Lütfü Savaş, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olanların oy kullanabildiğini ve bunun bazen özellikle yerel seçimlerde önemli olduğunu söyleyerek, şu örneği veriyor:

"Geçen yerel seçimde (TC kimlikli sığınmacılardan) 13 bin kişi oy kullandı. Bir ilçemizde iktidar partisi değil başka bir parti kazanmıştı. Ama en son sığınmacıların çadırlarındaki sandıklar sayılınca, onların hepsi iktidar partisine oy verdiği için o ilçede seçimi iktidar kazandı. Hiç tanımadıkları, bilmedikleri siyasi partiler ve adaylar için oy kullanıyorlar.”

ERDOĞAN’IN SÖZLERİ NE ANLAMA GELİYOR?

Peki toplum sığınmacılarla ilgili ne düşünüyor? Metropoll Araştırma Başkanı Özer Sencar, geçen Ağustos ayında özellikle sığınmacılarla ilgili yaptıkları araştırmanın özetini şu şekilde aktarıyor:

“Çok açık bir şekilde, parti, siyasal görüş ya da etnik köken ayrımı yapılmaksızın toplumun çok büyük bir kesimi yüzde 80’den fazla bir oran, Suriyeli sığınmacıların ülkelerine gönderilmesini istiyor.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu sonuçlara rağmen neden sığınmacıların kalmasından yana açıklamalar yaptığına ilişkin de farklı görüşler var.

47576585_401

SENCAR: BATI'YA MESAJ VERME ÇABASI

Sencar’a göre bunun çeşitli nedenleri olabilir. Konunun insani boyutunun yanı sıra Suriye’deki savaşa Türkiye’nin müdahil olması ve isyancıları desteklemesinin de bu sorunu büyüttüğü, dolayısıyla bunun iktidarın da bir günahı olduğu ve şimdi de bir çeşit “günah çıkarma” yöntemi olarak sığınmacıların kalmasından yana olunduğu yorumu yapıyor.

Araştırmacının belirttiği bir diğer neden ise Batı ülkelerine mesaj verme çabası. Sencar, bunu şöyle aktarıyor:

"AK Partili seçmenlerin bile yüzde 84’ü Suriyelilerin geri gönderilmesini istiyor. Dolayısıyla Erdoğan’ın bu sözünün iç politikaya yönelik olması mümkün değil. Dış politikaya yönelik bir konuşmadır bu. Avrupa’ya veya Batı dünyasına ‘siz zaten şu anda milyonlarca Ukraynalı göçmenle uğraşıyorsunuz, biz Suriyeli sığınmacıları koruyoruz. Onları Türkiye’den dışarı sürmeyeceğiz' mesajı veriyor olabilir.” 

Bu arada, Birleşmiş Milletler verilerine göre Ukrayna’dan komşu ülkelere sığınanların sayısı 2 milyona yaklaşmış durumda.

SAVAŞ: HERKESLE BARIŞILIYOR, SURİYE İLE DE BARIŞ OLSUN

CHP'li Belediye Başkanı Savaş, parti olarak sığınmacıları zorla göndermekten yana olmadıklarını ve bunun ancak Suriye’de bir barış ortamı sağlanmasından sonra mümkün olabileceğini de belirterek, Türkiye’nin son dönemde yaptığı dış politika hamlelerine şöyle dikkat çekiyor:

“Biz demiyoruz ki bu insanları sokağa atalım. Ama nasıl İsrail, Ermenistan ve BAE ile barış yapabiliyorsak, Suriyeliler bizim kadim dostlarımız. 100 yıl önce aynı devletin milletiydik. Dolayısıyla bu insanlarla barış yapmak diğer ülkelerden çok daha öncelikli olmalı.”