Emek Partisi (EMEP) 8 Mart dolayısıyla yaptığı açıklamada, “Eşit, şiddetsiz, özgür, barış içinde bir yaşamı kazanacağız, kadınlar kazanacak” dedi

Emek Partisi (EMEP) 8 Mart dolayısıyla yaptığı açıklamada, “Eşit, şiddetsiz, özgür, barış içinde bir yaşamı kazanacağız, kadınlar kazanacak” dedi.

EMEP Genel Başkan Yardımcısı Selma Gürkan imzasıyla yapılan açıklamada, “8 Mart’ta işyeri, mahalle, sokak, okul… Kadınların var olduğu her yerdeyiz” ifadeleri kullanılarak, “Eşit, şiddetsiz, özgür, barış içinde bir yaşamı kazanacağız, kadınlar kazanacak” denildi.

Açıklamanın tamamı şu şekilde:

Kapitalist- emperyalist düzenin yarattığı yoksullukla, işsizlikle, şiddetle, eşitsizlikle boğuşan kadınlar bugün de savaş kıskacında 8 Mart’ı karşılıyor. Ukrayna’ya yönelik Rusya işgali, savaşın nasıl bir şey olduğunu bir kez daha tüm dünyaya gösterdi. Emperyalistler arası kavga, didişme, güç savaşı halkların bombalandığı korkunç bir sürece evrilirken, kadınlar, çocuklar yine savaşın şiddet sarmalında ve göç yollarında buldular kendilerini.

Gözden kaçırmayın

Soylu'dan yeni ehliyet çalışmasıyla ilgili açıklama Soylu'dan yeni ehliyet çalışmasıyla ilgili açıklama

Bir anda evsiz, geleceksiz, ülkesiz kalmayı dün emperyalist güçler ve işbirlikçisi iktidarlarca beslenen IŞİD’in Ortadoğu’da yaptıklarından ve çatışma ve iç savaşların yaşandığı tüm ülkelerden biliyoruz. Savaş kadınlar için tecavüz, şiddet, köle alınarak alınıp satılmak demek.

Savaşın, acının, ölümün, gözyaşının tam da ortasında karşılıyoruz 8 Mart’ı. “Savaşa Hayır” talebi dünyanın her yerinde yankılanıyor. Halkların hiçbir çıkarının ve dahilinin olmadığı bu savaş, dünyanın hiçbir yerinde hiç kimsenin güvende olmadığını bir kez daha gösteriyor.

Savaş aynı zamanda yoksulluk, işsizlik, belirsizlik, geleceksizlik demek. Savaşın sonuçlarını salt Ukrayna halkları yaşamıyor, yaşamayacak. Türkiye’de uzunca zamandır süren ve Ukrayna işgali ile birlikte daha da derinden yansıyan sonuçlar olarak; yüksek enflasyon, TL’nin her gün değer kaybı, tüketim mallarına gelen sürekli zam, döviz kurlarındaki artışın her geçen gün alım gücünü düşürmesi… Halk yoksulluğun, işsizliğin pençesine itilmiş durumda. Bu koşulların kadınlar ve çocuklar için faturası her geçen gün ağırlaşıyor.

Saraylarında halkın yaşadığı sorunlarla ilgilenmeden hayatını sürdüren iktidar sahipleri için kadınların, gençlerin, çocukların yaşadıklarının hiçbir önemi yok. Yeter ki iktidarları sürsün, güvende olsun.

İstanbul Sözleşmesinden bir gece vakti çıkma kararı alan AKP iktidarı kadınların kazanımlarını yok etmek için yeni düzenlemeler peşinde.  Nafaka üzerinden yürütülen tartışma Medeni Kanun değişik önerileri ile yasal kazanımları yok etme sürecine doğru giderken, bu süreç şiddet ve yoksulluk kıskacındaki kadınları ölümün kucağına itiyor. Kadın cinayetleri ülkenin dört bir yanında devam ederken, eşit haklara ve yaşam olanaklarına sahip olmayan kadınların boşanması durumunda aslında çoğunlukla alamadığı nafakanın tartışılır hale getirilmesi ancak kadın düşmanlığı ile açıklanabilir. Kadınlar için yeni düzenlemeleri bir müjde olarak sunan Erdoğan yandaşı olmayan kadın örgütlerini cibilliyetsiz olarak tanımlayarak yürüdüğü yolun yönünü bir kez daha göstermiş oldu.

İşsizlik özellikle kadınlar için temel bir problem. Kadınların istihdama katılma oranı giderek düşerken, çalışabilen kadınlar düşük ücretler, güvencesiz, iş güvenliğinden yoksun bir ortama mahkum kılınmak isteniyor. Kız çocukları eğitim hakkından giderek mahrum kalırken, eğitimin tamamen paraya tahvil edilmesi eşit eğitim olanaklarını yok ediyor. Genç kadınlar tamamen eşitsiz bir hayatın içinde gelecek kurgusu yapmak zorunda bırakılıyor.

Şiddet her geçen gün artarak vahşileşirken, eşitsizlik derinleşiyor. 8 Mart tüm dünyada işçi kadınların canı pahasına vermiş olduğu mücadelenin günü olarak tam da bugünlere işaret ediyor. Kadın işçilerin, emekçilerin her koşul ve şartta yürüttükleri örgütlü mücadele hepimize yol gösteriyor.

Hakları ve hayatları için kadınlar ülkede ve dünyanın her yerinde mücadele ediyor. Yan yana gelip sözünü söylemeye devam ediyor kadınlar. İşyerinde, semtlerde, okullarda, fabrikalarda bir şekilde dayanışmasını örgütlüyor.

Selam Olsun

8 Mart’ı yaratanlara

Selam Olsun

Dünyanın dört bir yanında bu savaş bizim savaşımız değil, savaşa hayır diye sokaklara çıkan kadınlara

Selam olsun

İstanbul Sözleşmesi ve tüm yasal kazanımlara ilişkin susmayan, inat ve ısrarla sokaklarda olan kadınlara

Selam Olsun

İstanbul’da, Gebze’de, İzmir’de ülkenin dört bir yanında fabrikalarında, işyerlerinde direnen kadın işçilere

Selam Olsun

Kadın cinayetleri ve şiddete karşı yan yana omuz omuza adliye koridorlarından, hayatın her alanına kadar kadın dayanışmasını büyütenlere

Selam Olsun

Üniversitelerde, liselerde sözünü söylemekten çekinmeyenlere.

Eşit, şiddetsiz, özgür, barış içinde bir yaşamı kazanacağız, kadınlar kazanacak."

Kaynak: Evrensel