Elimin ayarı

Abone Ol
Devlet dediğiniz öyle birşey ki sizin yerinize karar verme yetkisi oluyor. İsteseniz de dışında kalamıyorsunuz. Ancak bazen isyan bayrağını çekip kendi ekonominiz elverdikçe bir toprak parçası alıp içerisine çiftlik kurup kendi krallığınızı kurduğunuzu zannedebilme imkanınız oluyor. Orada da dış işlerinizde yine devletinize bağlı oluyor ancak iç işlerinizde kendinize buyruk olabiliyorsunuz.

Bir yanıyla aşiret yapısını anlatsa da son dönemde artık ipin ucu kaçtı. Başbakan’ın “üç çocuk yapın” çağrısının ardından zaten giderek azalan azınlıkların bu hıza yetişebilmesi için bizim de 6 çocuk yapmamızın beklenmesi gibi geçtiğimiz hafta da tuz ve alkol yasakları gündeme geldi.

Alkol içme oranlarımızı düzenlemek amacıyla “devletimiz” yasaklar getirdi. Neredeyse diyecek ki;
“iki dubleden çok rakı satmayın kimseye”
“Bir bira yeter hadi kalk bakalım evine”

E bir de geçen hafta gündeme gelen tuz yasağı. Sevgili “dövletimiz” karar vermiş ki biz çok şişmanız ve dünya standardının üzerinde tuz tüketiyoruz. Dünya Sağlık Örgütü’nün, dünyada gerekenin 3 katı fazla tuz tüketildiğini açıklamasının hemen ardından gelen bu yasakla aslında “dövletimiz” uluslararası sağlık politikalarını yakından takip ettiğini göstermeye çalışıyor belki de.

Nedense dünyadaki diğer sağlık devrimleri değil de böyle ufak tefek şeylere takılıyor sevgili dövletimiz.
Elimizin tuz ayarına karışıyor, tuzu yasaklıyor.

Karaciğerimizin alkol ayarına karışıyor, alkolümüze sınır getiriyor.

Pipimizin ayarına karışıyor, üç çocuk istiyor...

E daha ne diyelim dövletimiz, bizi tebaa gibi gördün sen ne kadar istersen o kadar çocuk, ne kadar ekmek verirsen o kadar ekmek yeriz. Ama bil ki sevgili dövletimiz yemediğimiz tuz, içmediğimiz alkol ve yapamadığımız her çocuk için de seni suçlarız...
 
{ "vars": { "account": "UA-51532466-3" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }