"Parayı Lidyalılar, vergiyi Sümerler, verginin vergisini Türkler buldu"

"Ben buna, ölümü gösterip, kansere, vereme razı etmek diyorum"

"Parayı Lidyalılar, vergiyi Sümerler, verginin vergisini Türkler buldu"

‘Patrondan’ değil, daha çok ‘çalışan’ ve ‘harcayandan’ vergi toplanabilen Türkiye’de dolaylı vergilerin oranı yüzde 70’lerde. Vergi uzmanı Ozan Bingöl, bu durumla ilgili olarak, “ParaLidyalılar, vergiyi Sümerler, verginin vergisini Türkler buldu” diyor.

Vergi toplama performansı düşük olan Türkiye’de ‘yeniden yapılandırma” adı altında yapılan vergi afları da amaca hizmet etmede yeterli olmuyor. “Türkiye’nin artık, affın affını yapan bir vergi sistemine sahip olduğunu" savunan Bingöl, vergi affıyla ilgili olarak da dikkat çekici bir soru soruyor:

“Siz hiç maaşı daha eline geçmeden kaynağında kesilen bir çalışanın, ücretlinin vergi affından faydalandığını gördünüz mü?”

Türkiye’deki vergi sistemi, dolaylı vergiler, Türk icadı olarak nitelediği ‘verginin vergisi’ ve ‘affın affı’ konularında Al Jazeera’den Didem Özel Tümer'in sorularını yanıtlayan Bingöl'ün yaptığı açıklanın bir bölümü şöyle: 

Sistemi değiştirmeyi tüm iktidarlar vaat eder. Ancak yapılabilen en fazla sağdan soldan oynamalardır. Bunu yapmak neden zor?

Çok basit. Siz gücü olan bir patronsunuz, biz de üç çalışanız diyelim. Siz bizden her ay, “Burada çay içiliyor, ona katkı sunacaksınız” diyerek, 300 TL topluyorsunuz. 300 TL yüksek bir para. 50 TL olsa belki anlaşılabilecek. Bu yıllarca sürüyor. Dördüncü kişi işe başladığında, diğer çalışanlar yeni geleni uyarıyor, ‘Bak patron gelecek, 300 TL çay parası alacak” diyor. Bunun adı kanıksama. Biz buna vergide yerleşme diyoruz. Devlet maalesef varolan bu gelirinden vazgeçmek istemiyor.

Adalet ise zaten dikkate alınmıyor. Dikkate alınsa dolaylı vergiler yüzde 70 olmaz.

Meselâ, beyaz eşyada ÖTV sıfırlandı. Ne kadardı? Yüzde 6,7. O sıfırlandı ama araçtaki yüzde 145 olan ÖTV’yi ne yaptık? Yüzde 160 yaptık. Yani yapılan indirim, fazlasıyla geri alınıyor.

Ülkemizdeki vergi adaletini bozan en büyük unsur, maalesef verginin vergisi alınıyor. Ben şöyle söylerim; parayı Lidyalılar bulmuştur, vergiyi Sümerler, verginin vergisini Türkler .... Meselâ, 2 bin motor bir araç alıyoruz, 56 bin TL gümrük girişi var. Yüzde 160 ÖTV , yüzde 18 KDV , ÖTV’nin KDV’si de var. 56 bin TL’ye gümrükten giren araç, bayii kârı hariç 173 bin TL’ye satılıyor.

Siz devlet olsanız, üretenin 56 bin TL’ye üretip para kazandığı bir aracın, stok maliyetine, Ar–ge faaliyetine, personel maliyetine katlanmadan ve risk almadan 110 bin TL’ye yakın vergi toplasanız, üretir misiniz araba? Ben olsam üretmem. Verdiğim örnekte bayii kârı yok. Bir de bayii kârından da devlet gelir ya da kurumlar vergisi, çalıştırılandan stopaj, SGK primi falan alacak.

“HİÇ, ÜCRETLİNİN VERGİ AFFINDAN FAYDALANDIĞINI GÖRDÜNÜZ MÜ?"

Vergi oranlarının yüksek olması bir yana, bir de yeniden yapılandırma adı altında vergi afları yapılıyor. Bunun için ne demek lâzım?

Buna da bir örnek ile cevap vereyim. Ben patronum,  “Bundan sonra kart sistemi yaptım, değil 30 saniye, 1 saniye bile işe geç kalana 100 TL ceza yazıyorum” diyorum. Bir ay boyunca birisi 2 saniye, öteki 3 saniye, diğeri 5 saniye geç kalıyor. Birinden 200, ötekinden 300, diğerinden 500 TL ceza alıyorum. Ayın 30’una, maaş tarihine yaklaşırken çalışanlar kara kara maaşlarından yapılacak kesintiyi düşünüyor. 30’un da topluyorum çalışanları, “Tamam bu seferlik affettim sizi” diyorum. Yasal ve ahlâki olmamasına, hayatın olağan akışına aykırı olmasına rağmen, yapılan düzenlemeden doğan bir ceza affediliyor olmasına rağmen, patron mutlu, çalışanlar daha mutlu. Çünkü, patronunun kendisine güzellik yaptığını düşünüyor.

Siz hiç maaşı daha eline geçmeden kaynağında kesilen bir çalışanın, ücretlinin vergi affından faydalandığını gördünüz mü? Af, ya da yeniden yapılandırma patrona.

Bakın, 2012 yılında bu ülkede Genel Sağlık Sigortası diye bir şey getirildi. Gelir durumuna göre sağlık hizmeti için bir para ödenmesine karar verildi. Bu ülkede 3 milyona yakın genç işsiz var. Sosyal devletiz. Ama işsiz olduğu için sağlık hizmetinden faydalanamayacağını, faydalanması için GSS ödemesi gerektiğini söyleyen de bu devlet... Ödeyenler ödedi bunu. Ödeyemeyenlere ise sonra, silindi borçlar, “53 TL’ye düşürdük” denildi. Vatandaş nasıl mutlu... Ama şu  sorgulanmıyor, sosyal devlette bu niye alındı ki?

Bu, bir çeşit kurban psikolojisi mi?

Ben buna, ölümü gösterip, kansere, vereme razı etmek diyorum. “53 TL mühtiş, eskiden 300 TL ödüyorduk” diyor.

1924 yılından bu yana Türkiye Cumhuriyeti’nde 33 kez vergi affı gelmiş. Bunun 8 tanesi son 15 yılda. Ortalama 2,5 yılda bir yapılmış. Söylem de hep aynı. 6111 sayılı yasaya gidelim, yıl 2011. “Bu son, yaptınız yaptınız, bir daha böyle olmayacak” denildi. Daha bunu unutmadık, 6552 sayılı yasa çıktı, 2014 yılında. “Bu sefer son, asla ve kat’a böyle bir kanun bir daha göremezsiniz” dediler. 2016 yılının Kasım ayı, 6736 sayılı kanun.

Acı tarafını söyleyeyim, yapılandırmanın yapılandırması var. Vergi dairesindeki memur, “Siz 6552’den faydalanmışsınız” diyor kişiye, “Evet faydalandım, şimdi de faydalanacağım, benim hakkım, devlet söyledi” diyor. 2014 yılındaki yapılandırmayı, tekrar 2016 yılında yapılandırıyoruz. Yani, bitmemiş vergi affını, başka bir vergi affıyla tekrar yapılandırıyoruz.

Söyleşinin tamamı

Güncelleme Tarihi: 11 Nisan 2017, 22:12

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER