Duran bir kalbin hemen önceki hayatı!

Abone Ol

Dün (çarşamba) Eskişehir’den bir cenaze kalktı.

Cevat Özgül, salı sabahı nöbetini bitirdi.

Sonra oracıkta yığıldı.

Kolum ağrıyor demiş, ama önemsememiş, nöbetine devam etmişti. 3 saat daha hayata tutunmaya çalıştı; olmadı. Kalbi kabul etmedi.

İki çocuğu vardı. Eşinden ayrı, çocuklarından ayrıydı.

Çünkü, evinden de hep ayrıydı.

Çünkü…

 

TOPLU CEZA

 

Aşağıdaki mektubun benzerinin yüzlerce yazarından biri de oydu:

Sayın Talu; Güçsüzler ve ezilenlerden olarak, yazıyla mücadelenizi ancak sizi okuyarak desteklemeye çalışıyorum.

Hava Kuvvetleri’nde uzman çavuşum. Malum sebeplerden ismimin sizde kalmasını rica ediyorum.

Biz uzman erbaşlara topyekun bir cezalandırma sistemi uygulanmakta. Aylardır birliklerde yatırılıyoruz; evlerimize gidemiyoruz. Sadece dört veya yedi günde bir 12 saatliğine bırakıyorlar.

Yıllık iznimiz kullandırılmıyor veya parça parça yapılıyor.

Askerlik mesleğimiz. Ailelerimiz kışlaların dışında. Bekleyenlerimiz, kimisi engelli, çocuklarımız, sorunlarımız, dinlenme ihtiyacımız var. Komuta katı bunları görmezden geliyor.

Hatta, kimi üst kademe neden daha önce böyle yapmayı düşünmediklerine hayıflanıyor ya, bizi daha çok yaralıyor.”

 

TOPSUZ EYLEM

 

Belki Uzman Çavuş Cevat Özgül’ü, boşanmaya iten; evinden, eşinden, çocuklarından ayıran; yüreğini kırgın ve bitkin düşüren süreç de buydu biraz.

Şöyle başlamıştı:

Tekel işçilerinin eylemleri sırasında; emekli, eski, yaşından veya sağlığından dolayı işten atılmış uzman çavuşlar da Ankara soğuğunda, Abdi İpekçi Parkı’nda çadır kurup imza dilekçesi hazırlamış, eyleme çıkmıştı.

Onları ne sözde muhaliflik adına Tekel işçilerine koşturan kimi cumhuriyetçi gördü; ne de zaten hiç direnişçi görmek istemeyen muhafazakâr demokratlar!

Fakat, komutanlar gördü netekim!

Güvenlik tedbirleri gerekçesiyle konan “kışlada yatma” uygulaması herkes için kalktı; fakat bu “eskileri eyleme çıkmış” uzman çavuşlara bir ceza gibi bırakıldı.

Evlerine gitmeleri yasaklandı.

 

TAM AİLE

 

Çünkü, TSK bir aileydi. Hepsi silah arkadaşıydı. Sorsan hepsi en bi cumhuriyetçiydi.

Çünkü “cumhuriyet”in manası, eşitlik, özgürlük, kardeşlik idi; imtiyazsızlık ve zümre egemenliğine son idi!

Çünkü, esasında kendi de sadece iki yıllık yüksekokul mezunu olan eski Hava Kuvvetleri Komutanı; esasında çoğu üniversite mezunu da olan, ama ölüsü de dirisi de ucuza gelsin, hakları cılız kalsın diye orta seviyesinde sayılan bu askerleri aşağı(da) görüyordu.

Kendinin de iki çocuğu vardı; ama Cevat uzman gibilerinin iki çocuğu evlat değildi!

 

 

HEM ÖYLE HEM BÖYLE

 

Hani şu dava bu dava; nice darbe olmuş ve darbecileri cumhurbaşkanı yapılmış bir ülkede, darbe heveslisinin suçu hakikaten sabitse cezasını bulsun…

Ama darbelerin işkenceden geçirip ordudan attığı eski subay, astsubay, askeri öğrencilere haklarını vermeyen bir hükümet ile Genelkurmay da var!

Tamam, demokratikleşme olsun, MGK’da başbakan yalnız otursun, cumhurbaşkanı başkomutanlık yapsın, sivilleşme şey etsin…

Lakin, “küçük askerler”in altta canının çıkmasını demokrasi, cumhuriyet, adalet sorunu saymayan bir hükümet ile Genelkurmay mutabakatı da var.

Tamam, şehitleri bayraklara saralım, kalbimize alalım, sivil ve askeri erkân selam duralım…

Ancak, şehit olmadan önce o insanlara azap ve ıstırap çektirilmesini umursamayan bir hükümet, devlet ve Genelkurmay da var. (Hatta bir kısım millet de!)

 

STRES YAPMA

 

Bir hikaye daha anlatayım:

Eşi kanserden hastanede tedavi gören bir uzman çavuş mesela.

Kendi de, iki küçük çocuğunun önünde kriz geçirip düşüyor, omzunu kırıyor.

Normal istirahat süresi çok daha uzun; ama yalvarıyor, üç aydan fazlasını istemiyor. Çünkü, bir gün fazla istirahat verirlerse ordudan atılacak; hiçbir hakkı baki kalmayacak.

Doktor komutan” da demiş ki, “Stres yapma”!

 

SAKIN OKUMA

 

Doğudan bir astsubay yazıyor.

Eğitim herkesin hakkı, engellenemez ya; ileride 1. dereceye düşebilmek için üniversiteyi dışarıdan bitirmeye çalışıyor.

Ama komutanı sınavlara girmesine izin vermiyor. Bir yılı çöpe gidiyor.

Çocuklarından zaten ayrı da, hayattan da kopsun, haddini bilsin, hapsedildiği sınırları aşmasın isteniyor.

Öl desinler, düşünmeden ölsün; öldür desinler, öldürsün; ama haysiyeti, hayatiyeti olmasın!

 

ÇOCUKLARI UNUT

 

Alın bir başka Cevat uzman:

Hakkari’de görev yapan, tabirinle Dipsiz Kuyu’nun sessiz kahramanlarından. 14 aydır çocuklarımdan ayrıyım. Tamam, alıştık, alıştırdık. Daha dün önümüzde 50 kilo patlayıcı vardı, ölüm belki de bir telsizin mandalı kadar mesafede. Bu da sorun değil.

Ama bize koyan, sadece 480 lira sınır tazminatı takdir etmeleri ve bize bakış biçimleri.”

 

 

İZANSIZ, İNSANSIZ

 

Sonra, inatla yazıyorum diye kızıyorsunuz.

İkiyüzlülükten utanıp kızarmıyorsunuz!

İnsansız uçak diye bir icat var, biliyorsunuz.

Buralarda o çok eski bir icattır, yeğenim.

Cevat Özgül gibi “Hava Kuvvetleri hamalları”nı insan yerine koymadan uçanlar gibi.

İnsansız tank, insansız top, insansız fırkateyn de vardır.

İnsansız tersaneler, insansız madenler, insansız bankalar, insansız fabrikalar, insansız devlet, insansız eğitim gibi!

İnsansız bir vatan; insansız bir vatanseverlik gibi!

{ "vars": { "account": "UA-51532466-3" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }