AKPM’den Ankara’ya: Kayyım uygulamalarına son verin

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nde Türkiye ile ilgili rapor oy çokluğuyla kabul edildi

AKPM’den Ankara’ya: Kayyım uygulamalarına son verin

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Türkiye raportörleri, İsveçli parlamenter Thomas Hammerberg ve Britanyalı parlamenter John Howell tarafından kaleme alınan, “Türkiye’de Siyasi Muhalefet ve Karşıt Görüşlü Yurttaşlara Yönelik Yeni Baskı: Avrupa Konseyi Normlarını Korumanın Aciliyeti” başlıklı rapor ve karar oy çoğunluğuyla kabul edildi.

Video konferans aracılığıyla gerçekleşen oturumda söz alan raportör John Howell, kayyım atanan belediyelerin durumu, ifade ve medya özgürlüğü, yargı sistemi, avukatların durumu ve sivil topluma yönelik “yargı tacizini” gündeme getirdi.

Howell, bunlara rağmen Türkiye’nin “canlı bir demokrasiye sahip olduğunu” savunarak Türkiye ile diyaloğun devam etmesi gerektiğini söyledi.

TÜRK HÜKÜETİ YANLIŞ YOLDA

AKPM’nin sayıca en önemli grubu konumundaki Sosyal Demokratlar adına söz alan Almanyalı parlamenter Frank Schwabe ise “Türk hükümetinin yanlış yolda olduğunu, ancak ülkede canlı bir sivil toplum bulunduğunu” söyledi.

Türkiye ile diyalogdan yana olduğunu belirten Schwabe, AİHM kararlarının yerine getirilmesinin önemine değindi ve bu kararları yerine getirmeyen bir ülkenin “Avrupa Konseyi üyesi kalamayacağını” dile getirdi.

Oturumda Muhafazakar Grup adına söz alan Britanyalı parlamenter Roger Gale Türkiye ve Rusya’yı “haydut devletler” olarak tanımladı.

Bu iki ülkenin “reform yapmamaları halinde AKPM üyesi kalmamaları gerektiğini” savunan Gale’in bu ifadeleri oturumda söz alan AKPM Türkiye heyeti Başkanı Ahmet Yıldız’ın tepkisine neden oldu.

KARARDA NELER VAR?

DW Türkçe’den Kayhan Karaca’nın haberine göre kabul edilen kararda şunlar var:

Seçilmiş HDP ve CHP’li bazı belediye başkanlarının görevden alınması ve yerlerine kayyım atanması örnek gösterilerek, “demokratik ilkeleri ihlal eden bu tür uygulamalara son verilmesi” ve bu tür uygulamalara temel oluşturan yasal mevzuatın gözden geçirilmesi isteniyor.
Kararda, seçimlerin “sadece özgürce değil, aynı zamanda adilane ve ifade ve medya özgürlüğü için elverişli bir ortamda” gerçekleşmesi gerektiği vurgulanıyor.

Avukatlara yönelik tutuklamaların kınandığı kararda, avukatlık kanununda yapılan son değişikliğin “kaygı verici” olduğu belirtilerek, Venedik Komisyonu’nun hazırladığı uzman görüşündeki tavsiyeler ışığında bu değişikliklerin iptal edilmesi isteniyor.
Yargı sisteminin işleyişiyle ilgili kaygıların dile getirildiği kararda, Mayıs 2019’da kabul edilen yargı reformu stratejisinin uygulamaya konulması çağrısında bulunuluyor.

İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ VE MEDYA

İfade ve medya özgürlüğü alanlarındaki sorunlara değinilen kararda, Türkiye’nin “istikrarsız bir bölgede terör tehdidiyle yüzleştiği”, ancak “terörle hukuk devleti ilkeleri ve insan hakları normları çerçevesinde mücadele edilmesi gerektiği” hatırlatılıyor.
28 Temmuz 2020 tarihinde kabul edilen yeni sosyal medya yasasının ifade ve medya özgürlüklerine “yeni kısıtlamalar getireceği korkusu” da yine kararda ifade ediliyor.

AİHM KARARLARI

Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından Wikipedia ve Barış Akademisyenleri davalarında verilen kararların “memnuniyet verici” olarak tanımlandığı kararda, AYM kararları ve AİHM içtihadının yargıç ve savcılar için “rehber olması ümidi” dile getiriliyor.

AİHM kararlarının uygulanmasının önemine de değinilen kararda, tutuklu iş insanı Osman Kavala ve HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş kararları örnek gösteriliyor.

AİHM kararı gereği Kavala’nın derhal serbest bırakılması istenirken, hak savunucularına yönelik “yargı tacizine” son verilmesi talep edilerek, son zamanlarda tekrar gündeme gelen idam cezası tartışmalarının Avrupa Konseyi üyeliğiyle bağdaşmadığı mesajı veriliyor.


YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER