Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesi Dekanlığı, özlük ve ekonomik hakları için iki gün iş bırakan asistan hekimlerden 15’ine soruşturma açtı.

Üniversite hastanelerinde çalışan asistan hekimler, Sağlık Bakanlığı'nın Beyaz Reform adıyla duyurduğu “Yeni Ek Ödeme Yönetmeliği”nin dışında bırakılmalarına ilişkin 15-16 Eylül tarihlerinde ülke genelinde iş bıraktı.

Tüm Türkiye’de olduğu gibi DEÜ Hastanesi’nde çalışan asistan hekimlerde nöbet sonrası izin haklarının kullandırılması, ek ödeme yönetmeliğinin düzenlenmesi ve sağlıkta şiddete karşı iş bırakarak 15 Eylül günü hastane bahçesi giriş kapısında basın açıklaması gerçekleştirdi.

İş bırakma eyleminden yaklaşık 4 gün sonra DEÜ Tıp Fakültesi Dekanlığı, eyleme katılan yaklaşık 15 asistan hekim hakkında soruşturma başlattı.

90 vekil, '3 dönem' kuralına takılıyor: AKP'nin yarısı değişebilir 90 vekil, '3 dönem' kuralına takılıyor: AKP'nin yarısı değişebilir

Evrensel’den Eda Aktaş’ın haberine göre asistan hekimler, soruşturmalara tepki göstererek, haklarını savunmaya devam edeceklerini söyledi.

“GREV HAKKININ HER ZAMAN ARKASINDAYIZ”

İzmir Tabip Odası Başkanı Süleyman Kaynak, “Grev hakkının her zaman arkasındayız. Sağlık Bakanlığının yapmış olduğu özlük haklarına dönük düzenlemelerde üniversite personeli hem asistanlar hem de öğretim üyeleri o düzenlemelerin başlangıçta dışında bırakılmıştı. Sonradan bazı düzenlemeler yapıldı ama o düzenlemelerde aslında çok yeterli olmadı. Dolayısıyla asistanların böyle bir eylemde bulunmaları hak arayışlarını biz doğal karşılıyoruz” dedi.

Soruşturmanın farklı içeriklerinin de olabileceğini söyleyen Kaynak, “Bu soruşturma doğrudan doğruya grevle mi ilgili yoksa başka içerikleri var mı tam olarak bilmiyoruz. Bu soruşturma ilerledikçe bu konuda da elbet de fikir sahibi olacağız. Bu eyleme katılan asistanlar soruşturmaya çağırıldıkları için çok büyük bir ihtimalle bu eylemle ilişkili olduğunu düşünüyorum. Bütün hekimlerin idari ve hukuki haklarını sonuna kadar koruma mecburiyetindeyiz. Burada soruşturmaya uğrayan arkadaşlarımızın idari ve hukuki haklarını korumaya çalışacağız. Süreci çok yakından takip ediyoruz” diye konuştu.

“EN KÜÇÜK BİR HAK ARAMA EYLEMİNE DAHİ TAHAMMÜLLERİ KALMADI”

SES DEÜ İşyeri Temsilerinden Günseli Uğur, basın açıklaması çağrısı yapılmasının ardından eylemin önlenmesine yönelik baskıların başladığını söyleyerek, “Pandemi koşulları ve izin alınmaması gerekçe gösterilerek açıklamamızı hastane dışında yapmak için zorlandık. Sabah saatlerinde hastane yönetiminden kolluk güçlerinin de hastanede olduğuna ve asistan hekimlerin açıklamasına izin verilmeyeceğini gerekirse müdahale edileceğini Sağlık Bakanlığının denetimleri olduğunu, öldürülen sağlık çalışanı için de eylemin pazartesi yapılmasını vs. söylediler” diye eylem günü yaşananları anlattı.

Hastane yönetiminin asistan hekiminden hocasına, hemşiresinden sağlık personeline kadar baskısını arttırdığını ifade eden Uğur, “Baskıların devam etmesi, sevgi hocamızın ana bilim dalı başkanlığından istifası, eyleme katılanlar için tutanak tutulması ya da Sevgi Akarsu ya yapılan destek ziyareti videosunu çektiği iddia edilen sağlık işçisinin Tınaztepe kampüsüne sürgün edilmesi üniversite ve hastane yönetiminin en küçük bir hak arama eylemine dahi tahammülünün olmadığının göstergesidir. Daha da önemlisi bu olay şunu göstermiştir ki, her ne kadar parçalanmış gibi çok sayıda sendika ve meslek örgütü olsa da dayanışma giderek artmaktadır. SES İzmir Şubesi ve DEÜ İşyeri temsilciliği olarak bu sürecin takipçisi ve desteği olacağımızı duyuruyoruz” dedi.

“ASİSTAN HEKİMLERİN MÜCADELESİNİN YANINDAYIZ”

Sağlık-İş DEÜ İşyeri Temsilcisi Efsun Kesal ise, “İşverende kamunun bir memuru kamunun bir çalışanı olduğunu unutup sermaye patronları gibi hakkını arayan işçi, memur, akademisyen herkese haddini bildiririm tokmağıyla vuruyor. Ancak on yıllardır mücadele eden DEÜ Hastanesi işçileri hangi sendikadan hangi düşünce yapısında olduğu fark etmeksizin sınıf ve işçi mücadelesi, hak mücadelesinde her zaman dayanışma içerisinde olacaktır. Asistan hekimlerin mücadelesinde sonuna kadar onların yanındayız” diyerek ortak mücadelenin önemine değindi.