Hakkari’de evinin yakınındaki tepede oynayan 14 yaşındaki S.T.’nin kafasına dipçikle vuran polis memurunun yargılandığı dava görüldü. 

Serhatnews’ten Yeşim Karaağar’ın haberine göre, Duruşmaya katılmayan polis hakkında zorla getirme kararı alındı.

Hakkari’de 23 Nisan 2009 tarihinde evinin yakınlarında arkadaşlarıyla oynayan S.T., adlı çocuğun yanına giderek kafasına elindeki tüfeğin dipçiğiyle vuran, çocuğu yerde hareketsiz yatarken bırakıp giden polis memuru B.T.’nin yargılandığı dava 3 Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.

Sanık B.T hakkında zorla getirilme kararının aldığı duruşma 17 Haziran 2022 tarihine ertelendi. B.T. hakkındaki ilk yargılamada, dava, güvenlik gerekçesiyle Isparta’ya alınmış, polise 6 ay 7 gün hapis cezası verilmiş ve ceza ertelenmişti.

Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru ile önüne gelen davada, emniyet disiplin soruşturmasında bile 16 ay hak mahrumiyeti ile cezalandırılan sanık hakkındaki kararın hak ihlali niteliğinde olduğuna karar vermişti.

YENİDEN YARGILANMA KARARI ALINMIŞTI

Anayasa Mahkemesi hem davanın bu kadar uzağa alınmasını hem de verilen kararı “hak ihlali” olarak nitelendirerek, yargılamanın yeniden yapılması yönünde karar almıştı.

Elazığ’a nakledilen davada, Elazığ 3. Ağır Ceza Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi’nin açık tespitlerine rağmen polise 5 yıl hapis cezası vermişti.

Kasten öldürmeye teşebbüsten değil, kasten yaralama suçundan mahkûmiyet kararı veren mahkeme, olayda kasten öldürme eyleminin unsurlarının bulunmadığını belirtmişti.

Bunun üzerine İstinaf Mahkemesi’ne taşınan davayı Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi (istinaf), kararı bozmuştu.

Verilen kararda şu ifadelere yer verildi:

“Bu kapsamda, suçun işleniş biçimi, sanığın kastının yoğunluğu, suçun işlenmesinde kullanılan araç, mağdurun birden fazla farklı bölgesinden yaralanması ve vücudunda kemik kırığı oluşması, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı birlikte gözetildiğinde, sanık hakkında silahla kasten yaralama suçundan mahkumiyet hükmü kurulurken, TCK m.86/1 uyarınca temel ceza olarak zarar ve tehlikenin ağırlığına göre alt sınırla üst sınır arasında TCK m.3/1 gereğince işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı makul ve sonuca etkili olacak şekilde bir ceza belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde temel cezanın 2 yıl olarak belirlenmesi suretiyle sanığa eksik ceza tayininde bulunulması…”

REDDİ HÂKİM TALEBİ

İstinaf mahkemesi, yerel mahkemeden, kasten yaralama suçundan ceza verirken alt sınırdan uzaklaşmasını ve eylemle orantılı bir ceza verilmesini istemişti.

Bugün görülen davanın avukatlarından Murat Timur, yaptığı savunmada şu ifadeleri kullandı:

 “Bozma ilamındaki aleyhe olan hususları kabul etmiyoruz, istinaf mahkemesinin kararına uyulmasını istiyoruz. Konuya ilişkin Anayasa Mahkemesi kararına dair önceden beyanda bulunmuştuk. Mahkemeniz Anayasa Mahkemesinin kararına uydu mu, uymadı mı? Anayasa Mahkemesi kararındaki temel husus şuydu, eylemi adam öldürmeye teşebbüs şeklinde olduğuna dair değerlendirme yapılmıştı. Dosyaya ilişkin istinaf ilamı incelendiğinde, 8 sayfalık bir bozma gerekçesi vardır. Ancak bunun ilk üç sayfasından sonraki beş sayfasında Daire Başkanının muhalefet şerhi vardır. Daire başkanı muhalefet şerhinde sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması yönündeki kararın kazanılmış hak olduğu yönünde değerlendirme yapmıştır. Karar da Anayasa Mahkemesinin yerindelik denetimi yaptığı belirtilerek bu karara uyulması gerektiği belirtilmiştir. Sizin görevsizlik kararınızda yaptığınız tespitlere göre bizim savunmalarımızın bir anlamı olmayacağı kanaati ile reddi hâkim talebinde bulunduk. Ancak bu talebimiz süre yönünden ret edildi. Süre falan usulü şeylerdir. Bu yöndeki talebimizi tekrarlıyoruz,” dedi.

Timur, savunmanın devamında, “İstinaf Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin Başkanının ve verdiği kararları kamu oyundaki yansımalarını biraz araştırdık. Siyasal olaylarla ilgilenen bir başkandır. Böyle bilinen bir hakimdir. Akın Gürler’inde Bakan Yardımcısı olmadan önce bu şekilde davalara baktığı ve daha sonrasında Bakan Yardımcısı olmasından sonra siyasal bir konumda yer almasının doğru olduğunu yargısal bir konumda bulunmaması gerektiğini düşünüyoruz. Türkiye Hukukun üstünlüğü sırasında 139 ülke arasında 117. Sıradadır” ifadelerini kullandı.

EMSAL KARARLAR GÖSTERİLDİ

Emsal bir dosyaya ilişkin bilgiler veren Timur, şöyle devam etti:

Alevi Vakıfları Federasyonu Başkanı’ndan iktidara: Sadaka karşılığı satılık oyumuz yok Alevi Vakıfları Federasyonu Başkanı’ndan iktidara: Sadaka karşılığı satılık oyumuz yok

“Benzer bir konuya ilişkin şunu söylemek istiyoruz, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesinde okuyan bir öğrenci 2007 yılında minibüs zamlarına gelen bir protesto olayında ceza aldı. Biz bu hususu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine taşıdık. Türkiye o dönem dostane çözüm önerisinde bulundu. Biz de kabul ettik. Ancak bu vatandaş daha sonra iki kez mahkeme kararı ile memuriyet görevine iade edilmiş iken, üçüncü kez ihraç edildi. Bu dosyada mahkeme başkanı olarak sizin ve Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi Başkanının yer almaması gerektiğini düşünüyoruz. Az önceki verdiğimiz örnekteki vatandaş kamu görevi yapamazken bu dosyada adam öldürme suçundan yargılanan kişi tutuklanmamıştır. Bu yöndeki taleplerimiz ret edilmiştir. Yargı 23 Nisan’da 13 yaşındaki bir Kürt çocuğuna bu muameleyi yapmamalıdır. Başkan olarak sizin yer almamanız gerektiğini düşünüyoruz. Diğer hakimlerin vicdani bir duruş sergileyeceğini düşünüyoruz. Önceki verilen karar bölge mahkemesi kararı doğrultusunda arttırılacak gibi gözüküyor. Bu karar ile sanığa ulaşmanın mümkün olmayacağını düşünüyoruz. Biz başka bir dosyadan sanığa tebliğ yapmak istedik ancak tebliğ yapılamadı”

SANIK DURUŞMALARA GELMEMEKTEDİR

Duruşmanın bir an önce sonuçlanması ve sanığın tutuklanması gerektiğini ifade eden Timur, “Biz ve katılanlar duruşmaların bir an önce sonuçlanması için emek verip sabahtan adliye de bulunmakta iken, sanık bunun aksine bir rahatlıkla hareket etmekte ve duruşmalara gelmemektedir. Bu nedenlerle sanığın tutuklanmasını talep ediyoruz, sanık müdafinin mazeretine bir diyeceğimiz yoktur, ancak sanığın yargılamayı sulandırmak amacıyla kasten davayı takip etmediğini düşünüyoruz, bu nedenle mazeretin reddini talep ediyoruz, müvekkillerimiz davaya katılmakta zorlanmaktadırlar, bu nedenle davayı biz takip edeceğiz” dedi.

AVUKAT FAHRİ TİMUR: DAVA SONUÇLANMALIDIR

Dava avukatlarından Fahri Timur ise “Bozma ilamındaki aleyhe olan hususları kabul etmiyoruz, önceki beyanlarımızı tekrar ederiz. Meslektaşımın beyanlarına iştirak ediyoruz, 2009 yılından bu yana bu eylemin kasten öldürmeye teşebbüs olduğunu belirtiyoruz. Anayasa Mahkemesi de olayın kasten öldürmeye teşebbüs olduğunu değerlendirmiştir. Biz bir an önce davanın sonuçlandırılmasını ve sanığın cezalandırılmasını ve tutuklanmasını talep ediyoruz, ayrıca mazeretin reddini talep ediyoruz, müvekkillerimiz davaya katılmakta zorlanmaktadırlar, bu nedenle davayı biz takip edeceğiz” ifadelerini kullandı.