HDP İzmir il binasına silahlı saldırı düzenleyen ve Deniz Poyraz'ı katleden Onur Gencer'in yargılandığı davanın 3'üncü duruşması görülüyor.

Duruşma öncesi açıklama yapıldı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir il binasına silahlı saldırı düzenleyen ve Deniz Poyraz'ı katleden Onur Gencer'in yargılandığı davanın 3'üncü duruşması bugün Bayraklı'da bulunan İzmir 6'ncı Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülüyor.

HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç’un açıklaması şöyle:

SARUHAN OLUÇ: DENİZ POYRAZ SALDIRISI DEVLETİN İÇİNDEKİ KARANLIK ÇETELERCE YAPILDI

Bugün bir duruşması daha görülecek, alçakça katledilmiş olan Deniz Poyraz kardeşimizin. Aslında ilk gün ne söylediysek bugün de aynı şeyleri söylüyoruz ve ne yazık ki Türkiye’deki hukuk sistemi ve yargı iktidarın tam bir sopası ve oyuncağı haline geldiği için söylediklerimizin karşılığını bir türlü bulamıyoruz.

İlk günden beri dedik ki bu tek kişinin hazırlayıp yaptığı bir cinayet, suikast ve katliam girişimi değildir. Türkiye’de bu tür siyasi saldırıların ve katliamların arkasında her zaman devletin içinde odaklanmış çetelerin ve karanlık odakların bir organizasyonu olduğu bilinir.

İlk kez değildir bu, bütün bu tür saldırılar da her zaman böyle olmuştur. Devletin içinde odaklanmış olan bu karanlık çeteler her türlü koruma, kollama, eğitim, azmettirme ve planlama faaliyetlerini gerçekleştirmişlerdir. İşte Deniz Poyraz arkadaşımızın katledilmesi de böyle bir iştir.

“TETİKÇİYİ EĞİTENLER VE AZMETTİRENLER KİMLERDİR?”

Biz o nedenle ilk gün dedik ki tetikçi katil belli, o alçağın teki, onun önemi yok. Ama esas önemli olan tetikçiyi azmettirmiş olanlar kimlerdir, o suikasti planlayanlar kimlerdir, o tetikçiyi eğiten kimlerdir, azmettirenlerin içindeki siyasi ve bürokratik odaklar kimlerdir? Bunların açığa çıkarılması gerekir dedik ilk gün ve o günden beri aynı talebimizi ileri sürdük. Ne yazık ki mahkeme heyeti bugüne kadar bu konuda adımlar atılması doğrultusunda gereken işlemleri yapmadı. Neden, neyi gizliyorsunuz, neyi koruyor ve kolluyorsunuz? Bu soruyu ilk gün sorduk sonuna kadar sormaya devam edeceğiz. Biz biliyoruz; bu tür cinayetlerin ve katliamların arkasında her zaman ama her zaman devlet içinde odaklanmış karanlık çeteler vardır.

Gözden kaçırmayın

Son cumhurbaşkanlığı anketi açıklandı: Erdoğan'a kötü haber Son cumhurbaşkanlığı anketi açıklandı: Erdoğan'a kötü haber

“İKTİDAR YALAN VE KORKU İMPARATORLUĞU KURDU“

Bu iktidar bir yalan imparatorluğu kurdu, bir korku imparatorluğu kurmaya çalışıyor. Ama bu korku imparatorluğu karşısında mücadele eden bizler, bu yalan imparatorluğunun ortadan kaldırılması için her türlü mücadeleyi vermeye devam ediyoruz. O nedenle HDP’ye, o nedenle toplumsal ve siyasal muhalefetin bütün odaklarına saldırıyorlar. Hukuk diye, yargı diye bir şey bırakmadılar ortada. Daha geçtiğimiz gün Osman Kavala davasında, Gezi Davası adı verdikleri o tiyatroda, o iktidar oyununda bir karara vardılar. Ortada delil yok ama Osman Kavala hakkında ağırlaştırılmış müebbet cezası verdiler. Ortada delil yok ama arkadaşlarımız hakkında 18’er yıl ceza verdiler. Kim verdi, bir ağır ceza mahkemesi heyeti. Kim var bu heyette? O heyette daha önce AKP’den milletvekili aday adayı olmuş bir kişi var. Bir kişinin ne önemi var diyebilirsiniz. 3 kişiden biri böyleyse ve o mahkeme heyetinin başkanı da her türlü evrensel hukuku çiğniyorsa, o zaman işte 3 kişiden iki kişiyle bu kararı verebiliyor oluyorlar ve verdiler. Her türlü hukuku çiğnediler.

“ÇETE ÜYESİNİ KOBANİ KUMPAS DAVASININ BAŞ HAKİMİ YAPTILAR”

Daha önce iki kez yargılanarak beraat ettiği davadan üçüncü kez tekrar yargılayıp ağırlaştırılmış müebbet cezası verecek kadar hukuksuzluk yaptılar. Çünkü onlar cüppelerine ilik açmışlar, açtıkları ilik sayesinde iktidarın karşısında el pençe divan duruyorlar. Bu durumla karşı karşıyayız. Ortada ne hukuk ne yargı bıraktılar. Bakın bir ağır ceza mahkemesi üyesini, çete üyesi olan bir hakimi; hakkında soruşturma olan, hakkında teknik takip olan bir hakimi, Bahtiyar Çolak isimli hakimi bizim Kobani Kumpas Davasının mahkeme heyetinin baş hakimi yaptılar. Neden hakkında soruşturma var? Dediler ki ona "sen mahkumiyet ver Kobani Kumpas Davasında, biz de senin çete suçunu aklayalım" ama ortaya çıktı, yapamadı. O adam istifa etmek zorunda kaldı. Hukukçu değil çete üyesiymiş ağır ceza mahkemesi üyesi.

“ASLA AMA ASLA SALDIRILARINIZ KARŞISINDA BOYUN EĞMEYECEĞİZ”

Kim yapıyor bunu, HSK yapıyor bu atamaları. HSK çete üyesi olan o adamı görevinden alabildi mi, hayır kendisini istifa ettirdiler. İşte bu iktidar böyle. Bu tür saldırılar Deniz Poyraz kardeşimizde olduğu gibi yaptıkları bu tür saldırılar, kumpas davaları, AYM’de açtıkları kapatma davası bunların hepsinin tek nedeni var.

Toplumsal ve siyasal muhalefeti sindirmek, toplumsal ve siyasal muhalefetin dinamik, güçlü, örgütlü ve kararlı bir parçası olan HDP’yi demokratik siyasetten tasfiye etmek, bütün kadrolarını, milletvekillerini, parti yöneticilerini cezalı ve yasaklı hale getirmek.

Böylelikle zannediyor ki bu iktidar iktidarını sürdürülebilir, toplumsal ve siyasal muhalefeti sindirebilir. Ama hayır böyle olmadı ve olmayacak. Bir kez daha İzmir’de adliyenin önünden bu iktidara sesleniyorum: Asla ama asla sizin bu hukuksuzluklarınızın, baskılarınızın, saldırılarınızın, fütursuz davranışlarınızın, talan politikalarınızın karşısında boyun eğmeyeceğiz. Bugüne kadar boyun eğmedik bundan sonra da eğmeyeceğiz ve asla diz çökmeyeceğiz.

“AYM ÜYELERİNİ TEHDİT ETMEKTEN VE ŞANTAJDAN VAZGEÇİN”

İsterseniz bütün HDP milletvekillerini ve yöneticilerini yasaklı yapın, yepyeni insanlar çıkar ve çıkıyor. Milyonlarca insan bunu Newroz’da gösterdi. Pırıl pırıl gençler, kadınlar, erkekler hepsi bu mücadeleyi kararlı bir şekilde sürdürme konusunda en ufak bir korkuya ve tereddüte sahip değildir. Onlar bu mücadeleyi sürdüreceklerdir bu bayrağı yükselteceklerdir.

Bu mücadele özgürlük, eşitlik, adalet ve barış mücadelesidir. Bu mücadelenin yola çıktığı gemi er ya da geç limana varacaktır. Türkiye’de demokrasiyi, adaleti, barışı, özgürlüğü ve eşitliği sağlayacaktır. O nedenle bir kez daha iktidara söylüyoruz, bu saldırılarınızdan vazgeçin. Bizim il, ilçe örgütlerimize ve arkadaşlarımıza yönelik saldırılardan vazgeçin, bu kumpas davalarını sonlandırın.

HDP’yi kapatma hevesiyle oradan oraya koşturarak AYM üyelerine baskı yapmaktan vazgeçin. AYM’yi tehdit etmekten, şantaj yapmaktan vazgeçin. Bu iktidar bir kez DTP’yi kapatarak yasakçı bir iktidar olduğunu göstermiştir. Şimdi aynı izi takip ederek HDP’ye yönelik kapatma davasını kapatmayla sonuçlandırmak için AKP ve MHP ittifakı elinden gelen her şeyi yapmaktadır. Bunu biliyoruz ama biz kapısına kilit vurulacak bir dükkan değiliz. HDP bu saldırılardan yılmaz, bu saldırılardan korkmaz, çekinmez. Hukuk ve adalet mücadelesini devam ettirir.

Deniz Poyraz Davasında da bu mücadeleden asla geri durmayacağız. Bu duruşmada da bundan sonraki duruşmalarda da her şeyin takipçisi olacağız. Ta ki o katilin arkasındaki planlayıcı, azmettirici devlet içindeki karanlık çeteler, bunun siyasi bürokratik ilişkileri ortaya çıkarılana kadar bunun takipçisi olacağız. Bunun sözünü verdik ve bu sözden asla geri durmayacağız. Duruşmayı izleyeceğiz, bundan sonrada bu duruşmalarda olmaya devam edeceğiz ta ki bir sonuç alana kadar. Bundan vazgeçmeyeceğiz. Bu duruşmayı izlemeye gelen siyasi parti STK temsilcilerine, milletvekillerimize ve halkımıza yürekten teşekkür ediyoruz. Başaracağız, mutlaka kazanacağız.

ZİLAN TANBOĞA: BU SALDIRI KADIN MÜCADELESİNE YAPILMIŞ BİR SALDIRIDIR

Kadınlar Birlikte Güçlü’den Zilan Tanboğa yaptığı konuşmada şunları ifade etti:

Deniz Poyraz’ın katledilmesiyle eşitlik ve adalet taleplerini haykıran, 8 Mart’ta meydanları dolduran, İstanbul Sözleşmesini savunan, evde, işte, yaşamın her alanında erkek egemenliğine karşı mücadele eden kadınlara bir gözdağı vermeye çalışıldı. Deniz Poyraz’a yapılan bir saldırı yalnızca bir katliam saldırısı değildir. Bu saldırı kadın mücadelesine yapılmış bir saldırıdır. Bu saldırı eşitlik, özgürlük ve adalet taleplerine yapılan bir saldırıdır. Deniz Poyraz'ın adalet mücadelesi herkesin adalet mücadelesidir. Her bir kadının adalet mücadelesidir. Bu mücadeleyi korku iklimi, baskılar, tutuklamalar ve katliamlar ile durduramayacaksınız. Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz.

“DENİZ’İN KATİLLERİNDEN MUTLAKA HESAP SORACAĞIZ”

Bugün burada yargılanan bir katil olsa dahi biz bu katliamın çok sistematik ve bilinçli bir saldırı olduğunu çok iyi biliyoruz. HDP’yi kapatma davalarıyla gündemi getiren, HDP binalarına faşist saldırılar düzenleyen, her gün ırkçı şovenist dalgayı yükselterek HDP’yi yalnızlaştırmaya çalışanlara karşı işte buradayız, HDP’yi savunuyoruz. Deniz Poyraz'ın failleri sadece bir katilden ibaret değildir. Failler İstanbul Sözleşmesini bir gecede kaldıranlardır. Failler İpek Er’in, Pınar Gültekin’in, Şule Çet’in katillerini yargılamayıp o çok korktukları Gezi ayaklanmasında mücadele edenleri müebbet hapis ve 18 yıl hapis cezalarıyla yargılayan erkek yargıdır. Failleri tanıyoruz, Denizin adalet mücadelesinden, kadın mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz. Deniz’in katillerinden mutlaka hesap soracağız ve mutlaka kazanacağız.

Yıldırım’ın ardından Kadınlar Birlikte Güçlü’den Meryem Yıldırım ve Mehtap Alişan da kısa bir konuşma yaparak katliamı kınadı ve gerçek faillerin açığa çıkarılmasını istedi.