Sincan Cezaevinde tutulan siyasetçiler duruşma salonunda hazır bulunurken, farklı cezaevlerinde bulunan siyasetçiler SEGBİS'le duruşmaya bağlandı

Kobani Davasının 9’uncu duruşması bir günlük aranın ardından Sincan Cezaevinde görülmeye devam etti.

Ankara 22’nci Ağır Ceza Mahkemesince görülen davanın duruşmasına HDP MYK üyeleri, milletvekilleri ve çok sayıda avukat katıldı.

Sincan Cezaevinde tutulan siyasetçiler duruşma salonunda hazır bulunurken, farklı cezaevlerinde bulunan siyasetçiler SEGBİS'le duruşmaya bağlandı.

USULSÜZ BİR ŞEKİLDE MÜŞTEKİ İFADELERİNE GEÇİLDİ

Bülent Parmaksız, rahatsızlığı nedeniyle Kobani Kumpas Davasındaki savunmasına devam edemezken, avukatların itirazlarına rağmen mahkeme heyeti duruşmaya müşteki ifadeleri ile devam etti.

Bir kısım müşteki mahkeme heyetine şikayetçi olmadığını söyledi. Müştekilerden Mustafa Akbulut, Silopi’de görev yaptığı dönemde yaralandığını söyledi.

Müşteki beyanından sonra önceki dönem HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş söz aldı. “Doğrudan kendisine yönelik Silopi’de gerçekleşen eylemin bizim yönlendirmemizle mi olduğunu düşünüyor da bizden şikayetçi oluyor. Siz ısrarla yönlendirerek bizden şikayetçi olması için uğraşıyorsunuz. Müşteki, ben bana zarar verenlerden şikayetçiyim diyor ama siz evirip çevirip ısrarla bizden şikayetçi olduğunu söyletmeye çalışıyorsunuz. Müşteki adaletsiz yargılandığını ve AYM’deki dosyasını bildiriyor. Habur’da sınır kapısında otopsiye katıldık diyor. Aycan İrmez, Leyla Birlik var diyor ama bu kişilerin milletvekili olduğu tarih 2015’tir. Ancak müşteki Kobani olaylarını kastediyor" diyen Demirtaş "Kobani olayları esnasında içinde bulunduğunuz araca saldıranları bizim azmettirdiğimizi düşündüğünüz için mi şikayetçi oldunuz?” diye sordu.

Müşteki Mustafa ise, “Ben sizden veya oradaki kişilerden şikayetçi değilim. Ben bana zarar verenlerden şikayetçiyim. Orada yargılananları tanımıyorum. Tanımadığım insanlardan şikayetçi olmam” diyerek şikayetinden vazgeçti. Mahkeme son defa "Şikayetçi misin?" diye sordu

Müşteki Mustafa’nın önce şikayetçi olup sonra şikayetçi olmadığını belirtmesi üzerine mahkeme başkanı “İsmini okuduğum sanıklardan şikayetçi misin değil misin?” diye sordu. Müşteki Mustafa ise “Ben oradakilerin suçlu olup olmadığını bilmiyorum. O insanların bana zarar verip vermediklerini bilmiyorum eğer siz biliyorsanız söyleyin” yanıtını verdi.

Mahkeme başkanı, “Ben buna dair bir şey söyleyemem, yargılama sonucu açığa çıkacaktır bunlar” dedi. Ardından müşteki Mustafa, yargılanan siyasetçilerden şikayetçi olmadığını, tanımadığını ve tanımadığı insanlardan şikayetçi olmadığını ifade etti. Mahkemeye katılan diğer bazı müştekiler de şikayetçi olmadıklarını söyledi.

Müşteki ifadelerinin ardından tutuklu siyasetçilerden Ayla Akat Ata söz aldı.

Ata, “Bu düzen konusunda önceki oturumda da konuşmuştuk ama bugün yaşananlarla ilgili söz alma gereği duydum. Bundan sonraki periyotlar için 'ikinci haftanın son iki günü ifadeler alınacak' diye ara karar kurdunuz. Sorgumuz bitmeden müşteki ifadesinin dinlenmesi olağanüstü bir durum. Sabah gelen belgeleri okudunuz, karar aldınız. Avukatlarımıza söz verdiniz, bize vermediniz. Hukuksuz bir şekilde müşteki dinlemeye devam edecekseniz o takvimi bizimle de paylaşın. Bir sonraki duruşmada ben söz alacağım ve ona göre savunmama hazırlanacağım. Müşteki beyanları üzerine de çalışıyoruz ve yanı sıra savunmamıza da hazırlanıyoruz. Hakikatin açığa çıkmasını sağlayacak müşteki beyanları var. Her müştekinin bilgisi elinizin altında ama bizim değil. Biz avukatlarımıza bildirerek bilgi alabiliyoruz. O nedenle bize önceden bilgilendirme yaparsanız biz de ona göre hazırlık yapacağız” dedi.

TUNCEL: BİZ YARGILANIRKEN 6-8 EKİM'DE YAŞANANLARIN ASIL SORUMLULARI HALA İKTİDARDA

Ardından Sebahat Tuncel söz alarak şöyle konuştu:

“Siz bize söz vermiş olsaydınız gerginlik yaşanmazdı. Biz burada mizansen yaşandığını biliyoruz. Bize dönem dönem CMK’yı hatırlatıyorsunuz ama kurallara riayet etmiyorsunuz. Bu dava hakikati açığa çıkarma davası değil Kürt siyasi hareketini ve demokrasi mücadelesini yargı eliyle cezalandırma davasıdır. 38 insanın yaşam hakkı ihlal edilmiş. Bunlar bizim insanlarımız. Biz elbette hakikati açığa çıkarmak istiyoruz ama sizin tutumunuz bu yönlü değil. Siz yargılamanın gerçeği açığa çıkarmasını isteseydiniz bize söz verirdiniz. Biz hakkımızı kullanmak istiyoruz. Haklar size var da bize yok mu? Biz hakikat arayışçılarıyız.

Biz başka bir yaşam istedik. Mevcut sistemi beğenmedik. Ama siz kendi kurallarınıza bile uymuyorsunuz; baskı kuruyor, iktidar kuruyorsunuz. Biz burada erkeklik gösterisi izliyoruz. Bu mahkeme böyle mi sürdürülecek?

‘TÜRKİYE IŞİD'E DESTEK VERMEYE EDİYOR’

Sizden adalet beklemiyoruz ama en azından kendi hukuk kariyeriniz açısından bunu yapmanız gerekir. Siz çocuklarınıza ne anlatacaksınız? Bizi yargılarken asıl sorumlular hala iktidarda. İnsanlar açlıkla, yoksullukla mücadele etmeye devam ediyor. Yolsuzluk almış başını gidiyor.

Dosyada IŞİD'e dair tek bir şey yok ama devam Türkiye IŞİD'e destek vermeye ediyor. Bunlar yargılanmıyor ama biz savaş olmasın dedik, siyaset yaptık diye yargılanıyoruz. Söz almak istediğimizde bize söz verin. Biz 6 yıldır cezaevindeyiz mesele değil ama mesele adalet. Herkese adalet lazım. Size de bir gün lazım olacak. Bunun nedeni siyasi iktidarın yargıyı aracı haline getirmesidir. Buradan bir adalet çıkar mı?”

Toplumun tehdit edildiğini ifade eden Tuncel, son süreçte iktidarın hedef gösterdiği kadınlara dikkat çekti.

Tuncel’in sözünü kesen mahkeme başkanı “Bu anlattıklarınızın müşteki beyanlarıyla ne alakası var? Ben müşteki beyanlarına ilişkin söz verdim.” diyerek araya girdi.

‘HUZURU BOZAN SİSTEMİN KENDİSİDİR’                  

Bunun üzerine Tuncel, “Çok alakası var. Sizin müşteki beyanlarını almamanız gerektiğini söylüyoruz. Sizden bir adalet beklemiyoruz. Madem bir yargılama yapıyorsunuz, insanları özgürlüğünden mahrum bırakıyorsunuz bari sözleşmelere, yasalara uyun. Ben huzur falan bozmuyorum, huzuru bozan sistemin kendisidir. Bizi bağırmak zorunda bırakmazsanız seviniriz” dedi.

‘KÜRTÇE TERCÜMAN YOK’         

Duruşmanın öğleden sonraki bölümünde de müştekiler dinlenmeye devam etti. Siyasetçilerden Zeynep Ölbeci müşteki beyanlarına karşı söz aldı. Müştekinin de Kürtçe bilmesi nedeniyle sorularını Kürtçe soran Ölbeci’ye iddia makamı itiraz etti.

İddia makamının itirazı üzerine ara karar kuran mahkeme başkanı, duruşmada tercüman hazır bulunmadığı, bu anlamda mahkeme heyeti ve diğer kişilerin Kürtçe bilmemesi nedeniyle soru yöneltilmemesi yönünde karar verdi.

Bu karara itiraz eden Avukat Ali Bozan, “Müvekkilim az önce müştekiye soru sormak istedi. Müşteki şu an hazır birçok soru soruldu. Müvekkilim soru sordu ve usulde hiç olmadığı şekilde soruların öncesinde size bildirilmesini ifade ettiniz. Tercüman hazır edin ve müvekkilim müştekiye soru sorsun” diyerek tepki gösterdi.

Müşteki ifadelerinin sonlanmasının ardından mahkeme başkanı “Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından tarafımıza yönlendirilen ve bu kapsamda ifadeleri alınan tanık ‘ABC 123’ isimli tanığın ifadesinin dosyaya eklenmesine ve hazırda bulunanlara okunmasına karar verildi” dedi.

İddia makamı, siyasetçilerin tutuk halinin devamı yönündeki mütalaasını sunarak yeni eklenen tanık ifadesini de tutuk devam kararına gerekçe olarak sundu.

Ardından söz alan Avukat Kenan Maçoğlu, “Burada bir yargılama faaliyeti yürütmeye çalışıyoruz. Soruşturma aşamasında aklımızla dalga geçildi bari siz yapmayın bunu. Bir tanık ifadesi gönderilmiş size. Ne hikmetse tanığı duruşmanın görülmediği ve bizim olmadığımız Çarşamba günü dinlediniz. Bugüne bırakabilirdiniz. Savcının kovuşturma aşamasında yaptığını siz yapıyorsunuz. Kapalı kapılar ardından işlem yapmayın. Sabah eklenen evrakları saydığınızda bu tanık beyanını söylemediniz ve dün aldığınız ifadeyi UYAP’a yüklemediniz. Neden bir gün bekleyip sabah da belirtmeyip öğleden sonra okudunuz bilgimiz olmadan?” diye sordu.

Gözden kaçırmayın

AYM, Tuğluk ve Tuncel'in tutukluluğunu 'denetlemedi' AYM, Tuğluk ve Tuncel'in tutukluluğunu 'denetlemedi'

ALP ALTINÖRS: NEDEN TUTUKLU OLDUĞUMU BİLMİYORUM

Ardından Alp Altınörs söz aldı.

Tutukluluğa dair beyanların alınması gerekirken beklenmedik bir şekilde müşteki ifadelerine geçildiğini ifade eden Altınörs, şunları söyledi:

“Ben hala neden tutuklu olduğumu bilmiyorum. Mahkeme başkanı yargılandığımız suçları işlemediğimizi açıkça ifade ediyor ama hala bunlardan tutukluyuz. Bu maddelerin çokluğu sergileniyor. İşlemediğimiz suçlardan nasıl oluyor da yargılanabiliyor, tutuklanabiliyoruz?  TCK 37/1 üzerinden cezalandırılmamız isteniyor ancak bu madde doğrudan suç işleme ve iştirak maddesidir, azmettirme değil. Bu dosyada tweet atmak cinayet suçu olarak görüldü.”

SELAHATTİN DEMİRTAŞ: KUMPAS ZEKA İŞİDİR, GİRMEYİN SİZİ AŞAR

Ardından tekrar söz alan Demirtaş, “Delil değerlendirme aşamasında tanık tekrar dinlenecek ve soru sorma hakkımız olacak. Dün yaptığınızı iddia ettiğiniz işlemi bizim huzurumuzda tekrarlamanızı istiyoruz. Dün yaptığınız işlem açıkça delil karartma ve kumpastır. Bizimle dalga mı geçiyorsunuz? Hani soruşturma numarası, savcılık yazısı? Tamam sesini, görüntüsünü, her şeyini gizleyin ama deyin ki, biz senin güvenliğini sağlayacağız, yarın duruşma var orada dinleyeceğiz seni. Bunu demeniz gerekirken, kimsenin haberi olmadan biz seni dinleyelim demişsiniz. Kumpas zeka işidir girmeyin, çünkü sizi aşar. Yüzünüze gözünüze bulaştırırsınız. Bizi dört buçuk yıldır cezaevinde tutup siyaseti dizayn etmeye çalışıyorsunuz, burada siyasi kumpas yürütüyorsunuz. Tanımadığınız, bizi bağlamaz dediğiniz AİHM yeni bir karar verdi. O kararlar uygulanmaya başlarken hakim koltuğunda siz oturmayacaksınız.” dedi.   

‘SİZ MAHKEME DEĞİLSİNİZ, DOSYADAN ÇEKİLMENİZİ TALEP EDİYORUM’

“Siz kimsiniz?” diyen Demirtaş  “Siz de bu HSK tarafından görevlendirilmiş kişilersiniz. Herkes sanır ki; bu hukuksuzluklar devam eder ve herkes unutur, biz muhalefeti baskı altına alırsak zaten bize kimse bir şey yapamaz, bunların hesabı bize sorulmaz ve hatta terfi alırız. Seçimi kazanan devleti kazanıyor, öyle görünüyor. Peki, ya seçimi kaybederseniz ne olacak? Muhalefet kazanmış olacak. Biz muhalefetiz. Biz de bağımsız ve adil yargı için uğraşacağız. İşte o AİHM kararlarının uygulanması için parlamentoya, bakanlığa başvuracağız. Hakkınızda suç duyurusunda bulunacağız. Tanık beyanının nasıl, hangi tarihte alındığı, dosyaya ne şekilde girdiği, neden gizli olduğu temel yargılama bilgileridir. Birtakım arkadaşlar savunmalarını yaptılar yarın biz de yapacağız ama daha ne kadar kumpas çıkacak bilmiyoruz. Siz siyasetçiyseniz biz sizden daha siyasetçiyiz. Siz mahkeme değilsiniz, dosyadan çekilmenizi talep ediyorum. AİHM kararına atıfta bulunarak yeni bir durum olduğu için bu durumda çekilmeniz lazım. Biz sizi reddediyoruz. Sizi atayanlar AKP, MHP’li HSK üyeleri. Bu çok aleni ve siz de bunu aleni yapmaktan çekinmiyorsunuz.” dedi.

‘BU ZULMÜN MUTLAKA AMA MUTLAKA BİR GÜN YARGILAMASI YAPILACAK’

Demirtaş sözlerini şöyle sürdürdü:

“Delil değerlendirirken yalana sığınıyorsunuz. Aynı gerekçeyi tüm arkadaşlara yazıyorsunuz. Mesela Mercek. Mercek’in kendisini bırak, beyanları yok ortada. Hadi Mercek bizden korktu kaçtı da beyanları da mı korktu ortada yok. Çünkü onun beyanlarını alanların hepsi şu an FETÖ’den tutuklu. Siz yok ettiniz onu. Mercek, esas mahkemesi tarafından düşürülüp tahliye kararı verilmiş ama siz bunu hala sürdürüyor ve tüm arkadaşların tutuk devam gerekçesi yapıyorsunuz. Çünkü siz hukukçu değil siyasetçisiniz. Mercek tanığının beyanlarının olmaması lehimize bir durumdur, aleyhimize değil. Bizim lehimize olan bir delili Ankara 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi aleyhimize kullanıyor. Gizli tanığı getirin bize teslim edin gözümüz gibi bakarız. Yoksa kaybolunca bizi suçlu tutuyorsunuz. Elinizden geleni ardınıza kıymayın, hukuk bir gün işleyecek. Bu sanık sandalyesinde biz oturmayacağız. Bu zulmün mutlaka ama mutlaka bir gün yargılaması yapılacak. Sizden hiçbir talebim yok. 2-3 AKP'li, MHP’li cübbe giymişsiniz. Biz hukuka güveniyoruz, size değil.”

AYLA AKAT ATA: ÇÖZÜM OLSUN BEN İDAMA HAZIRIM

Ardından Ayla Akat Ata söz alarak Cezaevi Eğitim Komisyonu tarafından kendisine fotokopi verilmemesi yönünde tebliğ edilen yazıyı okudu. Ayla, “Biz adaletin çıkması yönünden dosyaya katkı sunmaya çalışıyoruz. Savunma hangi yolla gelirse gelsin verilmeyeceği ifade ediliyor. Kuruma gelen yazılı her şey bir gün bekletiliyor. Avukatlarımızın bize getirdiği evraklar da bir gün bekletiliyor. İstediğim bir şiir vardı ve son defa verileceğini, bundan sonra vermeyeceklerini söylediler. Savunma hakkımız engelleniyor. Komisyon keyfi bir karar veriyor. Avukatla müvekkil arasına kimse giremez.” dedi. 

Savcının mütalaasında telefonu hakkında inceleme yapılmasını talep etmesine dair konuşan Ata şöyle devam etti:

“Ben 1 Nisan’ı 2 Nisan’a bağlayan gece Habur Sınır Kapısından giriş yaptım. Yanlış saat bile günde iki defa doğruyu gösterir. Tanığın belirttikleri de herkes tarafından bilinen şeyler. Tanıklara ‘Kadrolu örgüt mensubu ile kadrolu olmayan örgüt mensubu nasıl oluyor?’ diye sormak istiyorum. Kumpas bu ülkede köpeğe bile kuruluyor. Ben bu ülkenin bir evladı olarak siyaset yaptıysam bunlar göz önünde olan şeylerdir. 7-24 takip edilenler için bir belgeye ihtiyaç yoktur. Bizim bu heyetten bir beklentimiz var, adalet beklentimiz var. Savcı Bey telefonumu incelemekle angarya çıkarmasın, hepsi var zaten. Yeni bir belge girecek bizi aklayacak olan, ardından yine yeni bir gizli tanık çıkacak. Bunlara gerek yok. ‘Çözüm olsun siz cezaevinde kalın’ deyin ben idama hazırım.’” diyerek sözlerini bitirdi.

Duruşmaya yarın saat 10:00’da devam edilecek.