Konya’nın Meram ilçesinde 30 Temmuz 2021 tarihinde Dedeoğulları ailesinden 7 kişinin ırkçı saldırıda katledilmesiyle ilgili davanın duruşması bugün görüldü.

Konya 4. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın dördüncü duruşmasına, tutuklu sanık Mehmet Altun, katliam davasında tutuksuz yargılanan ancak 12 Mayıs 2021'de Dedeoğulları’na yönelik gerçekleştirilen ırkçı saldırı davasında tutuklu olan sanıklar Ali Keleş ve Lütfi Keleş SEGBİS ile katıldı.

Mahkeme heyeti,  Altun'un tutukluluk halinin devamına karar verererek duruşmayı 27 Ekim tarihine ertelendi.

Lütfi ve Ali Keleş suçlamaları reddederken Mehmet Altun kendisini katliama hiç kimsenin azmettirmediğini iddia etti.

Avukatların, olayla ilgisi olduğuna dair bulgular bulunan 9 kişi hakkındaki tutuklama talepleri ise reddedildi.

Irkçı saldırının ardından 14 ay geçmesine rağmen yargılamada somut bir sonuç elde edilememesi tepkilere neden oldu.

Dedeoğulları ailesinin avukatı eski CHP Milletvekili Atilla Kart, son duruşma ile birlikte yaşanan gelişmeleri, Türkiye’yi sarsacak katliamdaki şüpheleri Gerçek Gündem’den Merve Çobana anlattı.

Avukat Atilla Kart, katliama devletin içinde, ırkçı saiklerle hareket eden devletin bazı güç odaklarının dahil olduğu kanısında olduklarını belirterek fail Mehmet Altun’un devletin bazı görevlileri ile yaptığı 45 dakikalık görüşmenin üstünün örtülmeye çalıştığını söyledi.

“DOSYAYA İÇİŞLERİ BAKANLIĞI VE ADALET BAKANLIĞI’NDAN MÜDAHALELER VAR”

Katliam öncesinde 12 Mayıs 2021’de aileye yönelik bir saldırı gerçekleştiğini hatırlatan Atilla Kart, “Dedeoğulları ailesi ile ilgili iki dosya var. 12 Mayıs saldırısı, öldürmeye teşebbüs dosyası ve 30 Temmuz katliamı. Dosyaya İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı’ndan müdahaleler var. O müdahaleleri aşmaya çalışıyoruz. Dosyaların birleştirilmesi gerekilirken birleştirme kararı verilmiyor” ifadelerini kullandı.

“TETİKÇİ KATİLİN DEVLET HİMAYESİNDE OLDUĞUNA DAİR BULGULAR ORTAYA ÇIKIYOR”

Atilla Kart, son iki duruşmaya ulaşan ses kayıtlarında sanıkların suça ait iş bölümü yaptıklarının ortaya çıktığını ifade ederken; “Dört ailenin aralarında iş bölümü yaptıkları, suçu üstlendikleri, iki kişinin 12 Mayıs saldırısı için suçu üstlendiği, 30 Temmuz katliamındaki sanığın arkasında kendi ifadeleri ile devletin olduğuna, ortada azmettirme ve iştirak bulgularının olduğuna, tetikçi katilin devlet himayesinde olduğuna dair bulgular ortaya çıkıyor” dedi.

“KATLİAMA PROFESYONEL DESTEK”

Katilin telefonunun katliamın yapıldığı dakikalarda 120 kilometre öteden, kendi köyünden sinyal verdiğinin tespit edildiğini söyleyen Avukat Atilla Kart, tespitin katliam öncesindeki planlamayı ve kurguyu gösterdiğini vurguladı.

Kart, “Bu silahın temin edilmesinden, telefonun sinyal vermesinden tutundan da bütün bunlar oradaki kişilerin kurgusu olduğu gibi onları da aşacak şekilde profesyonel bir desteğin olduğunu gösteriyor” diyerek sözlerini sürdürdü.

Erkan Baş: Seçim ikinci tura kalırsa aday bizim adayımız olur Erkan Baş: Seçim ikinci tura kalırsa aday bizim adayımız olur

“DEVLET BİRBİRİNE GİRMİŞ DURUMDA O KAYDIN ÜSTÜNÜ ÖRTMEK İÇİN HER TÜRLÜ MANİPÜLASYON YAPILIYOR”

Avukat Atilla Kart, katil Mehmet Altun’un katliam sonrası yaptığı görüşmeye hala ulaşılamamasına tepki göstererek, “Burada enteresandır; failin katliam gününde, asıl önemlisi katliamdan 3 gün sonra 112 ile asayiş şube ile yaptığı 45 dakikalık görüşme var. Bu kaydı meslektaşlarım olağanüstü bir emekle ortaya çıkardılar ama diyelim ki kayıt 50 sayfa tuttuysa 49 sayfası yok edilmiş. Biz şimdi o kayda ulaşmaya çalışıyoruz. Devlet birbirine girmiş durumda. O kaydın üstünü örtmek için her türlü manipülasyon yapılıyor” sözleriyle görüşmenin önemini belirtti.

“TETİKÇİ KATİLLE DEVLETİN BAZI GÖREVLİLERİ ARASINDA PAZARLIKLAR YAPILDIĞI KANISINDAYIZ”

Kart, “Burada başka bulgular da var. Burada katliamdan sonra tetikçi katille devletin bazı görevlileri arasında bazı pazarlıklar yapıldığı kanısına varıyoruz. Burada bu katliamı devlet içinden, kamu içinden birilerinin, bazı güç odaklarının tetiklediği kanısındayız. Bize göre o ırkçı damar maalesef kamuda, devlet yönetiminde halen varlığını koruyor. Orada katille devlet arasında, o 45 dakika içinde bir pazarlık yapıldığına dair bulgular var. Pazarlığın çerçevesi hakkında tahminlerimiz, kaygılarımız var ama bunu somut olarak çizebilecek durumda değiliz. Bu noktada biz dikkatli ve sorumlu davranıyoruz. Bunlara ulaşmamız gerekiyor. Düşünebiliyor musunuz: Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin iletişim kayıtlarını 4 duruşmadır mahkemeye getiremiyoruz. Bu mücadeleyi de olumlu sonuçlandıracağımızı biliyoruz, bundan eminiz” dedi.

Atilla Kart, “27 Ekim’e ertelendi duruşma. 28 Ekim’de de diğer dosyanın duruşması var. Bu arada bilirkişi raporları noktasında, teknik raporlar noktasında olayın gerçeğini ortaya koyacak çok önemli gelişmelerin olacağı kanaatindeyim” ifadelerini kullandı.

DEDEOĞULLARI AİLESİNİN AVUKATI ATİLLA KART’TAN TÜRKİYE’YE VİCDAN ÇAĞRISI

Atilla Kart, sözlerini şöyle tamamladı:

“Şunu ifade ettik: Solingen’de 29 Mayıs 1993’te 5 Türk kundaklama sonucu katledildi. Orada da bunun ırkçı saldırı olduğu belliydi ancak toplum içinde ‘bu kadar büyütmeyin, bu olaylar her yerde olabilir diyen kimseler’ vardı. Ama Alman yargısı ‘bu katliam ırkçı saiklerle yapılmıştır. Türkleri hedef almıştır, nefret söylemidir’ dedi.

Alman yargısı köylünün krala söylediği ‘Berlin’de hakimler var’ söylemini bir kez daha doğruladı.

Aziz Nesin’in 1987 basımlı kitabı vardır: ‘Bulgaristan’da Türkler, Türkiye’de Kürtler’ Oradaki Türklere yapılan zulme karşı Türkiye halkları olarak direndik, tepki gösterdik. Bugün biz Türkiye’den de bunu bekliyoruz. Eşit yurttaşlık hakları, insan hakları, insan haysiyeti adına bir yargılama bekliyoruz. Ama bu noktada çok ciddi engellerle karşılaşıyoruz. Bunu aşacağımıza inanıyorum. Bizim bütün çabamız maddi hakikate ulaşmak. Bu noktada toplumun biraz vicdan sahibi olması gerekiyor. Türkiye toplumunun o vicdanını kaybettiğini üzülerek, kaygılanarak görüyoruz. Umarım toplum vicdanının yeniden canlanması için bir mesafe alacağız.”