De te fabula narratur

Abone Ol

Türkiye'nin batısında büyüyenleriniz bilirler. Bu bölgedeki şehirler herkesin farkında olduğu ama hiçbirimizin kabul etmek istemediği bir hatla bölünmüştür sanki. Suyun iki yakası gibidir hattın iki yanındakiler. Bir yanda “yerli” olanlar ki işgalcilikle elde edilen topraklardaki “yerlilik” hali ne kadar meşrudur tartışılır, bir de diğerleri vardır.

Şehrin kuytuları işte tam da bu insanlara, “diğerleri” denen ve içinde asıl çokluğu barındıran gruba aittir. Peki bu diğerleri ve yerliler denkleminde sayıca 1'e yüz olacak denli çok olan o diğerleri, yani havalı apartmanların değil, parıltısız sokakların çocuğu olanların öyküsü nerede başlar? Konu Ahmet Kaya ise O'nun öyküsü trenden indiği an başlamış aslında. Daha nice Kürt için, daha nice “beyaz” olamayan için hikaye “yabancı”sı olduğu o şehirlere ayak bastıkları anda başlar.

Hangi mahallenin çocuğu olduğunuz buradaki konumunuzu bellemez, tarih bizi doğduğumuz yerlere göre konumlandırmak için sistemin de desteğiyle hep çabalasa da kimliklerimiz ve varlığımız olduğumuz, olmak istediğimiz şeyle, yaratmak istediğimizle ilgilidir en çok da. Tam da bu yüzden, kendimizle selamlaşırken bir aynada, olmak istediğimiz insana göre tartarız kendimizi.

Ne zaman ki bir önceki kuşaktan bir bireyle karşılaştırırız birbirimizi, “babamdan ileride miyim?” diye sorarız, o an bittiğimiz andır çünkü. Kimlik, geçmiş kavramlarının ötesinde bir yerde anlam bulur. Halklar, bireyler, kimliklerini gelecekten ödünç alırlar, eğer bir kimlik var olacaksa tıpkı Arendt'in belirttiği üzere evren üstünde bir eylemde kendini göstermelidir.

Hareket, kim olduğumuzun göstergesidir.

Bugün topraklarımızda az gibi gözüken onca çokluk, Kemalizm ve Osmanlı sonrası dönemin hastalıklarıyla mücadele ediyor. Biz sözümüzü çoğalttıkça, az gibi görünenlerin varlıklarıyla buluşmalarını sağlıyoruz, her cümlemiz, her sözümüz bizi “o doğru yere” daha çok yaklaştırıyor.

Farklı mecralarda, farklı sesler üreten onca insanın tek bir dileği var, bu muhalifliğin tarihinin başlangıcından beri böyle: Başka bir dünya.

O dünyanın fikri etrafında buluşanlar yarının mimarları olacaklar, bu düşünme eylemine ortak olmak için, var olana alternatif üretme iddiamızı sürdürmek için yapmamız gereken çok şey var; ama ilk yapmamız gereken muktedirlerin gündeminin dışına çıkmak.

Bir sosyete güzelinin ölümünü bir yoksul yurttaşın ölümüne denk görmeyen düzenle çatışmak, köşelerinden ne kadar da güzel bir evlilikleri olduğunu anlatanları, seks hayatlarından başka sunacak bir fikirleri olmayanları, kısacası medyanın bu dev narkoz fonksiyonunun baş aktörlerini teşhir etmek.

Ben Demokrathaber.net için kapsamı genişletip siyasetin her alanından, insan hikayelerine bunu yapmaya çalışacağım. Bu uyku bitene dek, insana dair hikayelerle burada olmak gibi bir iddiam var. Bugün sokakta olan hiçbir şeyin bizle ilgili olmadığını söyleyebilecek lükse sahip değiliz.

Çünkü bu anlatılan bizim hikayemizdir!

Kendi hikayesine duyarsız olanlarla, sessiz kalmayanları ayrıştırmanın zamanı geldi de geçiyor...

Hepinize tekrar merhaba!

{ "vars": { "account": "UA-51532466-3" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }