Darbecileri yargılamak

Abone Ol

Türkiye sol/sosyalist hareketinin son 30 yıl içinde değişmeyen en önemli ortak taleplerinden biri de 12 Eylül darbecilerinden hesap sorulması ve onların yargılanmaları isteği olmuştur. 12 Eylül darbesi, hızla değişen Türkiye ve dünya gündeminde, solun/sosyalistlerin ısrarla gündemde tutmak istedikleri ve hem bir hesaplaşmaya hem de bir yüzleşmeye dönüştürmeye çalıştıkları tarihsel bir ülke gerçeğidir.  12 Eylül, sadece yakın dönemdeki acıları hatırlayıp ağıtlar söylenecek bir yıldönümü değil; aynı zamanda Türkiye’nin yakın geçmişinde ekonomik, sosyal ve politik alanlarda yaşanan büyük kırılmanın da tarihidir. Böylesine önemli etkileri olan bir sürecin, hem toplum vicdanında hem de politik düzlemde mahkûm edilmesi solun/sosyalistlerin vazgeçilmez bir talebi ola gelmiştir. Bu ihtiyaçtan dolayıdır ki, bu darbenin neredeyse her yıldönümünde, cuntacıları koruyan düzenlemelerin kaldırılması ve darbecilerin yargılanması talepleri, solun/sosyalistlerin o günlerde alanlarda olmasının en önemli nedenlerini oluşturmuştur. Bugün, hangi biçimde ve ne düzeyde olursa olsun, 12 Eylül darbecileri hakkında bir iddianame hazırlanmışsa, (şimdilik) sadece iki general sanık sandalyesine oturtulmuşsa, darbecilerin kamuoyundaki meşruiyeti ortadan kaldırılmışsa, bu duruma ulaşmada çok büyük ölçüde solun/sosyalistlerin bu mücadelesinin rol oynadığı tartışılmaz bir gerçek olarak kabul edilmelidir. Aksini söylemek, en hafif deyimiyle onca yıldır verilen mücadeleye saygısızlık ve geçmişe haksızlık olacaktır.

 

NELER İSTEMİŞTİK?

12 Eylül 2005:

"12 Eylül Darbecileri Yargılansın'' mitinginde binlerce kişi faşist darbeyi lanetlerken, cuntacıların yargı önüne çıkarılmasını ve 12 Eylül hukukunun ortadan kaldırılmasını istediler. 12 Eylül 1980 sabahı, TRT Ankara Radyosu’ndan okunan darbe bildirisinden 25 yıl sonra, Ankara Radyosu önünde bu defa "Demokrasi Bildirisi'' okundu.” (78’liler Derneği, İHD, ATO, TMMOB, KESK, Barış Derneği, PSAKD, Çağdaş Hukukçular Derneği, Halkevleri, ASMMOB, Alınteri Dergisi, Kurtuluş Dergisi, Partizan, ESP, Devrimci Gençlik Dergisi, Kaldıraç, ÖDP, EMEP, HKP, TKP, SDP ve DEHAP) (1)

 

5 Eylül 2006:

“Darbe Karşıtları Platformu, 12 Eylül Darbecileri'nin yargılanması için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına ikinci kez suç duyurusunda bulundu.Ankara Demokrasi güçleri adına 48 kurumun ortak kararı ile 12 Eylül'ün 25. yılını protesto çerçevesinde 12 Eylül darbecileri hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. Ancak aradan geçen bir yıla rağmen dilekçe sonuçlandırılmadı. Platform üyeleri de konunun yeteri kadar ciddiye alınmadığı iddiası ile Başsavcılık önünde eylem yaptı.”

(78'liler Derneği, DİSK, KESK, TMMOB, TTB, Halkevleri, İnsan Hakları Derneği) (2)

 

10 Eylül 2006:

“'12 Eylül Darbecileri Yargılansın Mitingi', Abdi İpekçi Parkı'nda yapıldı. Mitinge, DİSK, KESK, TKP, SDP, ÖDP, DTP, EMEP, Halkın Kurtuluşu Partisi, TMMOB, Serbest Muhasebeciler ve Mali Müşavirler Odası ve Tüm Öğrenci Velileri Dayanışma Derneği gibi sendika, siyasi parti ve sivil toplum örgütleri de destek verdi.” (3)

 

11 Eylül 2007:

“Bugün 12 Eylül faşizmiyle hesaplaşmak onun sonuçlarıyla hesaplaşmaktır. Bugün 12 Eylül'le hesaplaşmak onun halka dayattığı katliamcı, işkenceci uygulamalarıyla, baskıcı anayasası ile hesaplaşmaktır. Bugün 12 Eylül ile hesaplaşmak; halka yoksulluk ve işsizlik, işçilere sömürü ve sefalet getiren yıkımla hesaplaşmaktır.

Bu hesaplaşmayı, öncelikle 12 Eylül'ün mağdurları yapabilir. (4)

 

30 Haziran 2009:

“Bugün saat 12.00'de Yüksel Caddesi'nde toplanan yaklaşık 100 kişi, buradan ‘Darbelere karşı özgür, demokratik Türkiye’, ‘Geçici 15. Madde kaldırılsın’, ‘Gün gelecek devran dönecek, darbeciler halka hesap verecek’ sloganlarıyla TBMM'nin önüne yürüdü.” (78'liler Federasyonu, 68'liler Dayanışma Derneği, KESK Ankara Şubeler Platformu, TMMOB Ankara İKK, TTB, DİSK Ankara Bölge Temsilciliği, İHD Ankara Şubesi, Halkevleri, SDP, ÖDP, TKP, DTP, EMEP, Sosyalist Parti, EHP, ESP, ÇHD, ÇGD, Ankara Düşünceye Özgürlük Girişimi, Aydın Sanatçı Girişimi, AKA-DER, Marksist Bakış) (5)

 

15 Ağustos 2009:

“Bu çaba, demokrasi mücadelesinin önündeki en büyük engellerden biri olan 1982 Darbe Anayasası’nın lağvedilmesini ve toplumun kendi geçmişiyle yüzleşmesini, kendisiyle hesaplaşmasını, hakikatlerin ortaya çıkarılmasını gerçekleştirmeyi amaçlar. Bir yandan da, faşist darbecilerin oluşturdukları suç örgütlerinin yargılanmasını önleyen Anayasanın geçici 15.maddesinin kaldırılmasını, suçluların hesap vermesini sağlamayı amaçlar.”

 

(DTP, EHP, EMEP, ÖDP, TKP, SOSYALİST PARTİ, SDP DİSK, KESK, TMMOB, TTB, Petrol-İş, Devrimci 78’liler Federasyonu, 68’liler Dayanışma Derneği, 78’liler Girişimi, Halkevleri, AKA-DER, ÇGD, ÇHD, Ekin Sanat Merkezi, İHD, Mülkiyeliler Birliği, ODAK, ODTÜ Mezunları Derneği, ÖSH, Özgür Tiyatro, SDH-Marksist Bakış, TÜM İGD) (6)

 

12 Eylül 2009:

“Anayasanın geçici 15. Maddesinin kaldırılmasını ve darbecilerin yargılanmasını istediklerinin söyleyen Sümbüloğlu, bunun için alanlarda olduklarını vurguladı. “

 

(Devrimci 78’liler Federasyonu, DİSK, KESK, TMMOB, TTB, ASMMMO, Halkevleri, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, ÖV-DER, Darbe Karşıtı Platform, 68’liler Dayanışma Derneği, Tunceli Kültür ve Dayanışma Derneği, Alınteri, BDSP, Kaldıraç, AKA-DER, SDH, Odak, Tüm-İgd, Partizan, EHP, SDP, Sosyalist Parti, Özgürlükçü Sol, ÖDP, EMEP, TKP, DTP,TÖK, SBF/D/DER, Liseli Genç Umut, Özgür Lise, Özgür Eğitim Platformu, Dev-Lis) (7)

 

ŞİMDİ NELER OLUYOR?

 

Binlerce kişi, 4 Nisanda Ankara adliyesi önünde gün boyunca 12 Eylülün yargılanmasının sadece iki generali yargılamaktan ibaret olmaması gerektiğini, 12 Eylülün bütün kurum ve kurallarıyla tasfiye edilmesi gerektiğini, başta darbeci generaller olmak üzere dönemin bütün sorumlularının yargı önüne çıkması gerektiğini, bu davanın asıl mağdurlarının davaya müdahil olmaları gerektiğini ifade ettiler. Bu dava, egemenlerin kendi içindeki bir orta oyununa kurban edilemeyecek kadar önemli bir yüzleşmenin ilk aşaması olmalıdır. Bunun için de darbenin asıl mağdurlarının bu davanın tarafı haline gelebilmeleri gerekmektedir. Bu dava sürecinin bu aşamaya gelmesinde bütün sol/sosyalistlerin mücadelesinin önemli bir katkısı olmuştur. Bundan sonraki sürecin de bu şekilde devam etmesi gerekmektedir.

 

Şimdi bazı çevrelerde AKP karşıtlığı adı altında inanılması güç argümanlar ileri sürülerek bu dava ile ilgili kayıtsız bir tutum geliştirilmeye çalışılmaktadır. AKP nin gerçek bir hesaplaşma niyeti taşımadığı gerekçesi ile bırakın müdahil olmayı, seyirci olarak katılmayı bile istemeyen bir sosyalist duruşun nasıl anlamlandırılabileceği konusunda ciddi kaygılar oluşmaktadır. Orada biz olmazsak elbette AKP bir hesaplaşma içine girmeyecektir. Bunu anlayabilmek bu kadar zor mu?

 

Başka bir yandan sesini yükselten malum koronun şarkıcıları bunun da yetmez ama başka bir evet anlamı taşıyacağı teranesiyle süreci sulandırarak adeta yargılamayı istemeyenlerin ekmeğine yağ sürmektedir.

 

Öte yandan başlatılan imza kampanyaları ile yargılamanın durdurulmasını talep edenler arasında ortaya çıkan paralellikler, 12 Eylül yargılamalarının nasıl bir zemine kaydırılmak isteneceğinin ipuçlarını vermektedir.

 

Yargılamayı sulandırıp, anlamsızlaştıranların gerekçeleri ile hareket ettiğimiz takdirde;

 

1 Mayıs 1977 katliamının aydınlatılmasını istememiz de,

 

Maraş ve Çorum katliamlarının suçlularının tespitini istememiz de,

 

Sivas katliamı sanıklarını zaman aşımına uğratan sürece tepki göstermemiz de,

 

Gazi katliamı suçlularının cezalandırılmasını istememiz de,

 

Faili meçhul cinayetlerin aydınlatılmasını istememiz de,

 

19 Aralık operasyonunu suçlularının cezalandırılmasını istememiz de,

 

Hrant DİNK cinayetinin bütün ayrıntıları ile aydınlatılmasını talep etmemiz de,

 

Uludere katliamı suçlularının yargılanmalarını istememiz de,

 

Ve daha bunlar gibi onlarca olayın aydınlatılması ve suçlularının cezalandırılmalarını istememiz de gereksiz olacaktır.

 

Hatta gereksiz olmanın ötesinde bunları istediğimiz takdirde maazallah ‘AKP yanlısı figüran’ olma tehlikesi (!) ile karşı karşıya kalabiliriz.

 

AKP yanlısı gibi görünmemek uğruna hepsi ile hesabı büyük devrimden sonraya bırakmalı (!)

 

Ve hatta en iyisi, Devlet BAHÇELİ’nin dediği gibi hareket etmeli: 30 yılın bazı bölümlerini ele alarak 'şunlardan şöyle hesap sorulacaktır' diye olayı saptırmak isteyenler hattı zatında Recep Tayyip Erdoğan'ın bir oyununa düşüyorlar. Bu da sol anlayışa yakışmıyor”.(8)

 

Oyuna düşmemeli (!)

Her şeyi büyük devrimin sonrasına bırakma retoriği, bu parlak ve büyük vaadin arkasına saklanan yığınla çürümüşlüğü ve bu çürük yığından yayılmakta olan pis kokuları gizlemeye yetmiyor artık. En keskin ulusalcı ideolojilerin bile artık giderek uzaklaşmaya çabaladıkları bu bataklık içinden yükselen koku ne yazık ki çok yakınlarda hissediliyor zaman zaman.

 

Bütün bunlara inat ve tarihsel sorumluluğumuzun gereği olarak, 12 Eylül darbecileri ile gerçek bir hesaplaşmayı ve toplumsal yüzleşmeyi sağlayabilmek için daha yüksek sesle:

“BU DAVA SAHİPSİZ DEĞİL!”

 

(1) http://www.birgun.net/actuel_2005_?news_code=1126480825&year=2005&month=09&day=12

 

(2) http://www.birgun.net/actuel_2006_?news_code=1157467476&year=2006&month=09&day=05

 

(3) http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=5061409&tarih=2006-09-10

 

(4) http://www.halkevleri.org.tr/basin-aciklamalari/darbeciler-hesap-vermekten-kurtulamayacak

 

(5) http://bianet.org/bianet/siyaset/115556-darbeciler-yargilansin-diyenler-meclis-onundeydi

 

(6) http://www.savaskarsitlari.org/arsiv.asp?ArsivTipID=9&ArsivAnaID=53196

 

(7) http://www.almanak.net?option=com_content&task=view&id=493&Itemid=1

 

(8) http://www.ensonhaber.com/bahceli-12-eylul-ile-mi-hesaplasacaksiniz-yoksa-2012-04-05.html

{ "vars": { "account": "UA-51532466-3" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }