CHP Sözcüsü Faik Öztrak, partisinin Merkez Yönetim Kurulu (MYK) gündemi üzerine açıklamalarda bulundu.

12 Eylül 1980 darbesine değinen Öztrak, “12 Eylül’de Kenan Evren ve arkadaşları ne yaptıysa, 20 Temmuz 2016’dan sonra aynını, Erdoğan şahsım yönetimi yapıyor" dedi.

Ekonomik kriz hakkında konuşan Öztrak, MYK’da bu konuyu gündeme aldıklarını ifade etti.

Öztrak, “Saray yönetimindeki çürümeyi; Milletimizi ezip geçen ekonomik buhranı, borçla ayakta tutulmaya çalışılan, sıfırı da tüketmiş, eksiye düşürülmüş Merkez Bankası döviz kasasını ve ülkeyi bu hale getirenlerin, toplumumuzu bölüp, parçalayarak, içeride ve dışarıda suni gerilimler yaratarak, sorumluluktan sıyrılma çabalarını ele aldık” dedi.

ÖZTRAK: KENAN EVREN NE YAPTIYSA AYNINI ERDOĞAN ŞAHSIM YÖNETİMİ YAPIYOR

12 Eylül askeri darbesi üzerine de yıl dönümü vesilesiyle değerlendirmelerde bulunan Öztrak, “Sağ-sol kavgalarıyla, insanlarımız bölünmüş, parçalanmış. Kardeş kavgaları ve ardından gelen darbeyle, siyaset yeniden dizayn edilmiştir. 12 Eylül darbesinde en ağır bedel ödeyen parti ise, kuşkusuz Cumhuriyet Halk Partisi olmuştur” diye konuştu.

Öztrak devamında ise “12 Eylül’de Kenan Evren ve arkadaşları ne yaptıysa, 20 Temmuz 2016’dan sonra aynını, Erdoğan şahsım yönetimi yapıyor. Bugün Erdoğan’ı kaç kişi eleştirebiliyor” dedi.

Öztrak’ın açıklamasında öne çıkan kısımlar şöyle:

Mithat Sancar: HDP’yi tasfiye siyasetine karşı mücadeleyi büyüteceğiz Mithat Sancar: HDP’yi tasfiye siyasetine karşı mücadeleyi büyüteceğiz

"Demokrasinin, milli iradenin, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin, hakkın, hukukun, adaletin, ülkemizin bekası, milletimizin refahı ve kalkınması için e kadar önemli olduğunu özümsemiş bir partiyiz.

Ama bugün görüyoruz ki, darbeler sadece tankla, tüfekle, silahla yapılmıyor. Demokrasinin imkân ve araçlarını istismar ederek de darbeler yapılıyor. Yönetimler otoriterleşiyor. Demokrasinin imkân ve araçlarıyla inşa edilen, ucube Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, demokrasimize darbe üstüne darbe vuruyor. Bugün ülkemizde yaşadıklarımızın, 12 Eylül’de yaşadıklarımızla, büyük benzerlikleri var. Hangi birini söyleyelim. 12 Eylül’de Kenan Evren ve arkadaşları ne yaptıysa, 20 Temmuz 2016’dan sonra aynını, Erdoğan şahsım yönetimi yapıyor. Bugün Erdoğan’ı kaç kişi eleştirebiliyor?

Cumhurbaşkanlığı makamına oturan, bir siyasi parti liderini eleştirmek yasak, diğer liderlere ağzına geleni söylemek serbest… 12 Eylül’de de parlamento askıya alınmıştı. Yasalar Milli Güvenlik Konseyinde hazırlanıyordu. Şimdi de parlamento fiilen askıda, yasalar da sarayda hazırlanıyor. İktidar vekillerinin parmaklar inip, kalkıyor.

12 Eylül’de Anayasamız askıya alınmıştı. Bugün de Anayasamız fiilen askıya alınmış durumda. 12 Eylül’de temel hak ve özgürlüklerimiz, güvence altında değildi. Bugün de temel hak ve özgürlüklerimiz, güvence altında değil. Bugün ülkemizde Anayasamızın hükümleri uygulanmıyor. Sarayın hâkimleri, Anayasa Mahkemesi kararlarına uymuyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını uygulamıyor. Anayasal bir devletten, 'Görünürde Anayasalı' devlete dönüştük.

Ve bugün Türkiye’yi yönetenler, hukuk devletine vurduğu darbelerle ülkemizi, üyesi ve kurucusu olduğu Avrupa Konseyi’nden, atılma noktasına getirdi.

'SARAY MAHKEMELERİN YERİNE GEÇTİ'

Bugün Türkiye’de, hukukun üstünlüğü yerine, sarayın hukuku konuşuyor. Binlerce insan ucube rejimin iradesiyle, hiçbir mahkeme kararı olmadan, bir gecede KHK’larla görevinden alındı.

Saray mahkemelerin yerine geçti. Daha önce ‘Kumpas davalarının savcısıyım’ diyen sarayın kibirlisi, şimdi de hâkimliğe soyundu. Yaşın yanında, kuruyu da yaktı. Savcıların ‘kovuşturmaya yer yoktur’ kararları, mahkemelerin işe iade kararları yok sayıldı. Halen de sayılıyor.

Türkiye bu ucube tek kişilik rejimin elinde, Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde, 2018’den bu yana 8 basamak geriledi. 117. sıraya düştü. Yine son dört yılda ‘İnsani Özgürlük’ Endeksinde, 32 basamak birden düşerek, 139. Sıraya geriledi. Darbecilerin ortak özelliklerinden birisi de hiç kimseye sormadan, ulusal menfaatleri kolaylıkla feda etmeleridir. 12 Eylül’ün muktedirleri; ‘Yunanistan’ın, NATO’nun askeri kanadına dönüşü’ gibi hayati kararları, hiç kimseye sormadan, tek başına alırdı.

Sonra da içerde atıp tutarlardı… Bugün ülkeyi yönetenler de Emperyal güçlere şirin görünmek için, Ege’de statüsü tartışmalı, kayalık ve adacıkların, Yunanistan tarafından işgaline, yıllarca sessiz kaldılar.

Bizlerin ve aklı başında herkesin uyarılarını, yıllarca duymazlıktan geldiler. Kendilerini uyaran, tedbir alın diyen komutanları, içeri attılar. Burnumuzun dibindeki işgali, yıllarca izlediler. Ama şimdi, tam da seçimler yaklaşırken; bu ülkenin tarihine mal olmuş, ‘Bir gece ansızın gelebiliriz’ parolasına sığınıyorlar. Sonra Amerika’dan uyarı gelince, Fransa Yunanistan’ın yanındayız deyince, AB Yunanistan’ın toprak bütünlüğü deyince, geri adım atıp, milletimizi rencide ediyorlar.

'MİLLETİN HALİ BERBAT'

Başta emekçilerimiz, milletin hali berbat… İşte bugün Temmuz işsizlik oranları açıklandı. Gerçek işsiz sayısı Temmuz’da 781 bin kişi artarak, 8 milyon 415 bine çıktı. Gerçek işsizlik oranı da 2 puan birden artarak, yüzde 22,5’uğa çıkmış. Hayat pahalılığı almış başını gidiyor. Ücretler, maaşlar, aylıklar, sarayın “faiz sebep enflasyon sonuç” diyerek azdırdığı enflasyona yetişemiyor.

Enflasyonla şişirilen bütçeden, milletin ihtiyaçları için para bulunamıyor. Ama faiz lobilerine, bütçeden ilk 7 ayda, 151 milyar 347 milyon lira bulunabiliyor. Çiftçi bütçeden hak ettiği desteği alamıyor. Ama kur korumalı mevduat sahiplerine, 60 milyar 597 milyon lira faiz, milletin bütçesinden çalınıp çatır çatır ödeniyor.

Milletimiz yiyecek ekmeği bulamıyor, ama diğer tarafta, dövizle verilen garantiler karşılığında, Kamu Özel İşbirliği müteahhitlerine, 13 milyar 625 milyon lira tıkır, tıkır ödeniyor. Zengini daha da zengin, milletimizi daha da fakir yapan bu tercihler, milli gelirin bölüşümüne de yansıyor."