Altay, “Hazine ve Maliye’yi emanet ettiği Nebati de ‘çok şükür’ diyor. Neye şükür? Ölmediğimize mi şükredelim ya” dedi

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, “Erdoğan, ‘sabır’ diyor. Nebati de ‘şükredin’ diyor. Sabır sıkıntıdır, şükür ferahlıktır. Erdoğan millette bir sıkıntı hali olduğunu sezmiş en azından, çok teşekkür ederiz, millete sabır telkininde bulunuyor. Hazine ve Maliye’yi emanet ettiği Nebati de ‘çok şükür’ diyor. Neye şükür? Ölmediğimize mi şükredelim ya” tepkisini gösterdi.

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın asgari ücrette artış ile ilgili “Tespit tarihi aralık, olağanüstü bir gelişme olduğu zaman bunlara da kapalı değiliz” ifadelerini de eleştiren Altay, “Erdoğan, daha olağanüstü ne olabilir? Şu an asgari ücret açlık sınırından 500-600 lira daha aşağıda. Bu ne demek? Bu ülkede 20-30 milyon insan aç demek, aç. Tok açın halinden anlamaz diye boşuna dememiş atalar. Daha olağanüstü ne olacak?” dedi.

Altay, “Marul 20 lira olmuş, domates 25, lahana 30, patates 10 lira. Milleti haraca bağlamış. Nereye gidiyor bu zamlardan toplananlar? Kur korumalı mevduata gidiyor. Kamu özel iş birliğine verilen garantilere gidiyor. Sözleşmeleri uzattığı müteahhitlere gidiyor. Milyarlık ihalesiz iş verdiği yandaş müteahhitlere gidiyor. Büyük ustanın kibrinin faturası çok ama çok ağır. Ona da üzülüyorum. Büyük ustaya ya da zamcı başına, zamkoliğe, bay zamma üzülüyorum. Atıştırmalık güzel bir kombinasyon yapmış. Yulaf, kestane balı, manda yoğurdu, hurma. Topladım 660 lira. Bir kasesi 70 lira. Atıştırmalık gece yatmadan iki kaşık alacak, 70 lira. Neyse öğrendim para ondan çıkmıyormuş sorun yok” ifadelerini kullandı.

Engin Altay’ın konuşmasından satır başları şöyle:

Türkiye; kriz üstüne kriz, model üstüne model modeline geçti. Ama model üstüne model icat ettikçe, hepsi hüsran. Beş tane model, beş tane hüsran, beş tane fiyasko. Artık model işinden vazgeçsinler. 2018-2022 dört yıl, boş model, beş fiyasko. Büyük ustanın, büyük ustalık devrinde; Türkiye, dünyada rekorlar kırıyor. Bunun çıraklık dönemi en iyi dönemiydi. Çıraklığını mumla arıyoruz. Büyük ustanın vaadi, Türkiye’nin dünyanın ilk 10 ülkesine koyacakken, Türkiye 1974’ten beri G20’deydi, şimdi ligden düştü. Enflasyonda dünya yedincisiyiz. Beyler de ‘bütün dünyada enflasyon var’ diyor. Bütün dünyada var ama 50 ülkenin toplamı senin bir yıllık enflasyonundan az. Türkiye, 184 ülke içinde enflasyonda 7. sırada.

"ENFLASYON UKRAYNA'DA YÜZDE 10, TÜRKİYE'DE YÜZDE 61"

Bütün ülkeler burada. Daha vahim bir şey var. Avrupa ülkelerindeki yıllık enflasyon. Türkiye başı çekiyor. Daha vahim bir şey söyleyeyim. Burnumuzun dibinde iki ülke savaşıyor. Ukrayna’da enflasyon yüzde 10, Rusya’da yüzde 9.2. Erdoğan! Ukrayna 10, Rusya 9, Kıbrıs 6, İngiltere 6, Slovenya 5, Türkiye yüzde 61. Adam 6’yı çok buluyor, mücadele ediyor. Sen 61 ile yükseltiyorsun. Dahi ekonomist felsefesiyle 61’i 100’e dayama peşinde. Bunun bedelini beyefendi ödemiyor, bunun bedelini 84 milyon ödüyor.

Bu iş, neden? Niye Avrupa’da bize en yakın 10 iken, 18 iken, Türkiye’de neden 61? En büyük sebep Erdoğan. Erdoğan sebep, enflasyon sonuç. Kur korumalı mevduat bunun sebeplerinden birisidir. Sözde faiz takıntısı bunun sebeplerinden biridir. Devlette israf bunun sebeplerinden biridir. Kamu özel iş birliği bunun sebeplerinden biridir. Güven ortamının olmaması bunun en büyük sebeplerinden biridir. 2018’de 120 milyar dolar sıcak para vardı. Bugün 48’e düştü. Güven ortamı düştü, Türkiye’den kaçış var, yatırım yok. Tansiyonu fırlamış bir hastaya limon vererek, hastayı öldürürsün. Türkiye ekonomisinin durumu bu. Adamın tansiyonu fırlamış. Limon vermen lazım, dayıyorsun tuzlu ayranı. Hasta ölür Erdoğan. Hastayı öldüreceksin. Hasta, Türkiye.

"ÖLMEDİĞİMİZE Mİ ŞÜKREDELİM?"

‘Zamcı başı’ diyorlar, ‘bay zam’ diyorlar, ‘zamkolik’ diyorlar. Herkes bir şey buldu. Sayın Genel Başkanımız da ‘zam, artı zam, artı zam; Recep Tayyip Erdoğan’ dedi. Artık Erdoğan, cumhuriyet tarihimizde zamlarla anılan, döneminde en çok zam yapan bir devlet adamı, bir siyasetçi olarak tarihe geçiyor. Erdoğan, ‘sabır’ diyor. Heyhat Nebati de ‘şükredin’ diyor. Biri sabredin diyor, biri şükredin diyor. Sabır sıkıntıdır, şükür ferahlıktır. Erdoğan millette bir sıkıntı hali olduğunu sezmiş en azından, çok teşekkür ederiz, millete sabır telkininde bulunuyor. Hazine ve maliyeyi emanet ettiği Nebati de ‘çok şükür’ diyor. Neye şükür? Ölmediğimize mi şükredelim ya? Millet yiyecek ekmek bulamayıp ölmüyor, henüz o noktada değiliz, halk ekmek büfelerinde kuyruğa girip, bayat ya da normal ekmek ucuz ekmek alıyor, üç saat bekleyerek de olsa; diye buna şükür mü edelim? Böyle bir şükür olabilir mi? Sen kusur işle, günah işle, milleti aç açık bırak, ‘şükret’ de. Milletle dalga geçmekten vaz geçmelerini şiddetle tavsiye ediyoruz.

Kur korumalı mevduattan kaynaklı olarak devletten, hazineden, milletin kesesinden kaç lira çıktı? Bunu açıkla. Bunun için, hak etmedikleri halde, milletin kesesinden bir avuç zengine kaç lira verdin? Bunu niye açıklamıyorsun? Nasıl verdin bunu? Nasıl verebileceksin?

"ZAMLARDAN TOPLANANLAR KUR KORUMALI MEVDUATA GİDİYOR"

 Marul 20 lira olmuş, domates 25, lahana 30, patates 10 lira. Milleti haraca bağlamış. Nereye gidiyor bu zamlardan toplananlar? Kur korumalı mevduata gidiyor. Kamu özel iş birliğine verilen garantilere gidiyor. Sözleşmeleri uzattığı müteahhitlere gidiyor. Milyarlık ihalesiz iş verdiği yandaş müteahhitlere gidiyor. Büyük ustanın kibrinin faturası çok ama çok ağır. Ona da üzülüyorum. Büyük ustaya ya da zamcı başına, zamkoliğe, bay zamma üzülüyorum. Atıştırmalık güzel bir kombinasyon yapmış. Yulaf, kestane balı, manda yoğurdu, hurma. Topladım 660 lira. Bir kasesi 70 lira. Atıştırmalık gece yatmadan iki kaşık alacak, 70 lira. Neyse öğrendim para ondan çıkmıyormuş sorun yok.

Gözden kaçırmayın

CHP Doğu Masası Başkanı Salıcı: HDP’nin Altılı Masa’da olma talebi yok CHP Doğu Masası Başkanı Salıcı: HDP’nin Altılı Masa’da olma talebi yok

Biraz önce elime mahkeme kararı ulaştı. Bu bir hukuk skandalı, bu bir hukuk garabeti. Recep Tayyip Erdoğan, hâkime demiş ki ‘Bay Kemal benim hakkımda konuşmasın’ demiş. Hâkim de ‘söylemeyeceksin’ demiş. Bir hâkime, Anayasa’mızın 25 ve 26. maddelerini hatırlatmaktan ben utanıyorum. Hukuk fakültesini bitirmiş hâkime, Anayasa’mızın 25 ve 26. maddelerini hatırlatmaktan dolayı sınıf öğretmeni olarak utanıyorum. ‘Bu ifadeleri kullanmayacaksın’ diyor. Kemal Kılıçdaroğlu’nun diline tedbir koyuyor, düşüncesine, kanaatine tedbir koyuyor. Dünyada böyle bir karar bulamazsınız. Dünya hukuk tarihine geçecek bir karardır. Bunu okuyunca şok oldum. Üstelik bu kararı da dosya üzerinden veriyor. Peşinen ‘bunları konuşma’ diyor. Ayıp, ayıp, ayıp.

BAKAN BOZDAĞ'A: SEN KAFAYI MI YEDİN?

 Bekir Bozdağ da ‘Kemal Kılıçdaroğlu yargıya müdahale ediyor’ diyor. Sen kafayı mı yedin? Dünyanın neresinde muhalefetin yargıya müdahale ettiğini gördün? Yargıya baskı bu! Sezgin Baran Korkmaz hakkında malvarlığına tedbir kararı koydu, yurt dışına çıkış yasağı konulmuş idi. Başka hakimler kaldırdı. Süleyman Soylu, ‘devlet operasyonudur bu’ dedi. Bekir Bozdağ’a soruyorum. Sen bunun neresindesin. Rahip Brunson meselesinde kim yargıya müdahale etti? Ben mi ettim? Deniz Yücel meselesinde kim yargıya müdahale etti? Ben mi ettim? Kaşıkçı dosyasının kapatılmasına Kemal Kılıçdaroğlu mu talimat verdi? E değil. Burada müdahale edenler beyler, saray şürekâsı. Yakında ‘saray şürekası’ ifadesinin de düşünülmemesi ve konuşulmaması için bir mahkeme kararı alır. Tablo bu. Saray, saray şürekâsı yargıya tasallut etmektedir.

Sayın Soylu da kendini unutturmamak için şirinlik yapmaya devam ediyor. Sivil toplumla ilişkiler il müdürlerini toplamış, orada altılı masayı eleştiriyor. Ayıp, ayıp. İl müdürlerine, altı siyasi parti liderini hedef gösteriyor. Bir şey göstereceksen, ayda 10 bin dolar alan siyasetçiyi göster, görelim. İBB’ye laf yetiştireceğine 550 teröristin ismini göster, inanalım. İl müdürlerine muhalefeti hedef gösteriyor. Gazını alamamış, şirinlik yapmaya devam ediyor. Polis akademisi öğrencilerine konferans veriliyor. Muhalefet liderlerinin şehit istismarı yaptığını söyleyecek kadar alçalıyor. Ne diyelim şimdi? Sapkın bir anlayıştır. Buna en kibar olarak şunu söyleyebilirim, bu bir siyasi ahlaksızlıktır. Devlet memurlarına, muhalefeti hedef göstermek, Türkiye’de bir partinin diktatörlüğünü açıktan ilan etmektir.

"ERDOĞAN, SENİN ATIŞTIRMALIĞIN 600 LİRA"

Bayram geliyor. Emeklilerin bayram ikramiyesi ne olacak, Erdoğan? Senin atıştırmalığın 600 lira hesapladık. 365 gün bu adamların beli bükük. Emeklilere bayram ikramiyesini de asgari ücretle eşitleyelim. 4250 lira.

Temmuzda, asgari ücret ile ilgili mutlaka bir güncellemeye ihtiyaç var. En düşük emekli maaşıyla ilgili de bir güncellemeye ihtiyaç var. Beyefendi Brüksel’den dönerken ‘bakacağız’ dedi. Özbekistan’dan dönerken ‘aralıkta bakılır buna’ dedi. Batıdan gelirken mi daha sağlıklı düşünüyor, anlamadım. ‘Bunun tarihi aralıktır’ diyorsun ve ‘olağanüstü bir şey olursa bakarız’ diye yuvarlamış. Erdoğan, daha olağanüstü ne olabilir? Şu an asgari ücret açlık sınırından 500-600 lira daha aşağıda. Bu ne demek? Bu ülkede 20-30 milyon insan aç demek aç. Tok açın halinden anlamaz diye boşuna dememiş atalar. Daha olağanüstü ne olacak. İnsanlar hakikaten ekmek bulamadığı için ölecek ondan sonra sen temmuza bakacaksın. Beşli çeteden, hakim duymasın, kısacaksın; asgari ücretliye, emekliye, çiftçiye, köylüye, işçiye vereceksin. Bunu yapmaya mecbursun.”

"İKİ AY İÇİNDE OLMASINI ARZU EDİYORUM, BİR SEÇİM OLACAK"

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın parti olarak, cumhurbaşkanlığı adaylığı için Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ı belirlediklerini söylemesine ilişkin gelen soru üzerine Altay, “Bunu şöyle yorumlamak mümkün. İki ay içinde olmasını arzu ediyorum, bir seçim olacak. Sayın Özdağ da toplumun diğer kesimleri gibi Millet İttifakı adayının Türkiye’nin 13. cumhurbaşkanı olacağını görmüş ve kanaat getirmiş olması olarak yorumluyorum. Millet İttifakı ile ilgili aday önerileri çok olur, olacaktır. Ama adaya Millet İttifakı’nın adayına, ittifakı oluşturan siyasi partilerin sayın genel başkanları ve yetkili kurulları karar verecektir. Olumlu buluyorum. Millet İttifakı’na olan güveni ve umudu olumlu buluyorum” yanıtı verdi.