CHP baharı

Abone Ol

Eski Politbüro, “kaset skandalı” patlamadan önce Deniz Bey’i Putinleştirecek bir tüzük değişikliği hazırlayarak CHP geleneğinde olmayan bir yapılanma planlamıştı. Güçlü genel sekreterlik yerine, “başkanlık sistemi”ne geçilecek, lider Parti Meclisi içinden 20’ye yakın “genel başkan yardımcısı” atayacaktı.
Böylece Baykal ve “diğerleri” olacaktı!
Sav da Deniz Bey’in “gölgesi” olarak yıllardır örgütü elinde tuttuğu için bu düzenlemeye tepkili olmakla birlikte sesini çıkarmadı. Baykal lider olarak kaldığı sürece unvanının “genel sekreter” ya da “başkan yardımcısı” olmak Önder Sav açısından çok da önemli değildi. “Baykal’ın kaseti” hesapları altüst etti. Kılıçdaroğlu sahneye çıktı. Sav da siyasi deneyimi olmayan Kemal Bey’i günü gelince değiştirebileceği inancıyla kendisine bağlı delegeleri yeni genel başkana yönlendirdi.
CHP bir rüzgâr yakalamıştı.
Kurultay nedeniyle Akşam’a değerlendirmeler yapan Adil Gür, o sırada yakalanan havayı şöyle anlatıyor:
“Aslında toplumu heyecanlandıran Baykal’ın gitmesi veya Kılıçdaroğlu’nun gelmesinden çok CHP’deki bu değişim rüzgârıydı. CHP’nin vizyonunda, söyleminde ve politikalarında bir değişim olacağı algısı nedeniyle partinin oyları bir anda yüzde 30’ların üzerine çıktı.”
Araştırmacı Adil Gür’e göre bu rüzgâr 12 Haziran seçimleriyle bitti.
Parti içi muhalefet de bunu görüyordu.
Haziran seçimleri ertesinde kurultayı toplamak üzere 500 imzayı bulmuşlardı.
Beklediler; tüzük değişikliğinden hareketle “yeni delegeler” seçilmeden Kılıçdaroğlu’nu devireceklerini düşündüler. Hata yaptılar! Kemal Bey, “baskın kurultay”la Baykal-Sav’ın CHP’deki yirmi yıllık egemenliklerine son verdi.
Üstelik Baykal’ın kendisi için hazırladığı “tek adam” tüzüğü Kılıçdaroğlu’na miras kaldı.
Parti Meclisi’nin MYK’yı seçmesi dolayısıyla 17 genel başkan yardımcısının atama ile değil seçimle gelmesi yönündeki muhalefetin son hamlesi de dün reddedildi.
Bu sonuç “ideolojik” anlamda da yeni bir yol ayrımıdır.
CHP’nin klasik çizgisinden demokratik sol partiye geçişinde Kemal Bey’e tarihsel bir fırsat vermektedir.
Adil Gür’e göre değişim “radikal” olmalı:
“CHP bir şeye karar vermelidir. Parti içinde herkesi memnun edeceği, herkesi kucaklayacağı mantığı ve yönetim anlayışıyla değişim olmaz. Olamaz! Değişim radikal olur. Bu değişim sancılı olur. Bu değişim süreci içerisinde ayrılanlar, kopanlar, ayrı parti kuranlar olabilir.”
Çifte kurultayın ardından Kılıçdaroğlu yeni bir rüzgâr estirebilirse Türkiye’de bir “CHP baharı” yaşanabilir.
Haziranda “seçimli kurultay” yapılacak.
Kemal Bey istediği yönetimle toplumun beklediği muhalefeti yapacak.
Başaramazsa mazereti olmayacak!
{ "vars": { "account": "UA-51532466-3" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }