Çarşıda Bal Var

Abone Ol
İngiliz The Economist dergisi 12 Haziran seçimlerinde CHP’yi desteklediğini açıkladı. AKP’nin otoriter eğilimlerinin zirve yapacağı bir başkanlık sisteminin Türkiye’de demokrasinin gelişimi için iyi olmayacağı fikrinde dergi.
The Economist “AKP nasıl olsa iktidar olacak, bari CHP’yle biraz dengelensin” anlayışında. Önceki yıllarda derginin AKP’yi ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Abdullah Gül’ü desteklediği biliniyor.
Sadece The Economist değil, The New York Times gazetesi de geçen 9 sene içinde defalarca AKP’yi destekleyen yayınlar yaptı. O vakitler Erdoğan’ın bu dış desteğe itirazı yoktu. Elbette “Öfke de bir hitabet sanatıdır” diyen ekolden gelen Başbakan gördüğü her muhalefeti hizaya çekmezse kendini eksik hissedenlerden. Bu sebeple The Economist’e kükreyiverdi malum: “Ey The Economist! Sen bu ülkeye çok Fransızsın, CHP’ye çok Fransızsın.”
Erdoğan önce “The Economist bu işleri bilmiyor” demeye getirdi ancak daha sonra CHP’nin ‘küresel bir çete’nin projesi olduğunu söyledi. Yani küresel bir çete CHP’yi dizayn etti, The Economist de bu sebeple ona destek veriyor. 

Komploseverler
Ne güzel iş. Aynı şeyleri önceki seçimlerde de AKP karşıtları, AKP için söylüyordu. Bu komplosever anlayışın parti, lider tanımaması memleket olarak bazı ortak noktalarda buluştuğumuzu gösteriyor.
“Abi valla İngilizim, Fransız değilim” şeklinde bir savunma beklediğimiz The Economist, Başbakanımızın sözlerine şimdilik sadece “Biz baskıya taviz vermeyiz” diye tepki gösterdi.
Bakanlarımızdan Mehmet Şimşek ise İngiliz dergisine o kahredici son darbeyi vurdu. Dergiyi Twitter’dan takip etmeyi kestiğini açıkladı. Bu karar karşısında dünyada internet gitti, geldi. Bakan Şimşek emin olsun, Çin’den Maçin’e herkes bu önemli kararın ciddi etkilerini tartışıyor.
The Economist rahat. Başbakan’ın tokat mesafesinin dışında yayın yapıyor. Ancak bu mesela Nuray Mert için geçerli değil. Seçim meydanlarında beşinci sınıf kelime oyunlarıyla bizzat Başbakan tarafından ‘namert’ ilan edilebiliyor. 

Kars kahvaltısı
Hopa olaylarını protesto ederken bir panzerin üzerine çıkan, sonrasında da bu eylemi dayak ve kalça kırığıyla cezalandırılan Dilşat Aktaş da seçim meydanı öfkesinden kurtulamadı.
Erdoğan’ın ifadesi şöyle: “Ankara’da bir polis panzerine tırmanan bir tane kız mıdır, kadın mıdır bilemem”. Sayın Erdoğan’ın bunu neden bilmek istediğini de biz bilemiyoruz haliyle.
Dilşat Aktaş, 6 ay iş göremez raporu ve kalça kırığıyla ve hakkındaki garip soruyla,
Nuray Mert, namert suçlamasıyla, The Economist ve CHP küresel çeteye mensup olma ithamıyla,
Başbakanımızın öfkesinin geçmesini bekliyor.
Ama bazı şeyler de iyiye gidiyor, hakkını verelim. Kars’ta ‘İnsanlık Anıtı’ yıkıldı. Yerine kaşar ve bal heykeli yapılacakmış.
İyi bir Kars kahvaltısı kan şekerine iyi gelir. Bal insanı sakinleştirir. Öfkesini alır. Tansiyonunu düşürür.
Ne diyor türkü: “Çarşıda bal var/Sende bir hal var”.
{ "vars": { "account": "UA-51532466-3" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }