CHP kurultayında ikinci gün, Parti Meclisi seçimlerine dönük kulislerle geçti.
60 kişilik yönetime girmek üzere 500’e yakın isim “çarşaf liste”ye adını yazdırdı.
“Parti içi demokrasi” nihayet işletiliyordu.
Eski Politbüro alışkanlığıyla “blok liste”ye şartlanmış delegeler açısından bol adaylı bir yarış demokrasinin “yorucu” tarafını öne çıkarıyordu. Kılıçdaroğlu, politikayı öğrendi! CHP’nin Kuva-i Milliyeci, Atatürkçü çizgisinden uzaklaşmakta olduğu savına karşılık Mustafa Kemal’in şu sözlerini hatırlatarak yalnız Türkiye’ye, AKP’ye değil, parti tabanına da mesaj verdi:
“Çalışmadan, yorulmadan ve üretmeden rahat yaşamanın yollarını alışkanlık haline getirmiş milletler evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra da istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.”
CHP delegasyonu da “çalışmaya” kurultayda başladı.
Arena, eski Yunan ve Roma’ya özgü Agora’ya, Senato’ya dönmüştü.
Anahtar listeye girme yarışı -çarpışması- yaşandı.
Adnan Keskin en etkili yolu bulmuştu.
Altı oklu, “kolonyalı mendil”i hayli işlevsel oldu.
Kurultay delegelerinin neredeyse yarısının aday olduğu bir seçimde “anahtar liste” kaçınılmazdı.
Kemal Bey örgütün istediği, kendisinin söz verdiği isimler arasından 100 kişilik bir liste yaptı.
Seçimin başlayacağı saatlere dek kulisler sürdü.
52 adaylı ikinci bir “anahtar liste” daha çıktı.
İstanbul’da ters düşen Gürsel Tekin ve Erdoğan Toprak’ı uzlaştırarak, listelerdeki çizikleri önlemeye çalıştı Kemal Bey.
Örgüt önemli ancak CHP’nin asıl siyaset üretme ve Türkiye’yi yönetme iddiasını topluma benimsetme, güven verme gibi bir sorunu var. 2014’teki “büyük patlama” öncesinde bir seferberlik gerekiyor.
Cumhuriyet’in kurucu partisi 1920’lerde Atatürk ve arkadaşlarının gerçekleştirdiği devrimlerden sonra 1930’larda “tek parti” rejimine dönüşmüştü.
1950’den bu yana 60 yıldır seçimle “tek başına” iktidara gelemeyen bir parti, CHP.
İnönü’den, Ecevit’e, Erdal Bey’den Baykal’a kimler geldi, kimler geçti.
Örgüte egemen olmak yetmiyor.
Sorun iktidara gelmekte. “Büyük patlama”yı gerçekleştirmekte.
CHP liderinin konuşması iyiydi ama “ekonomi politikası” hâlâ sorunlu. Üretimi, istihdamı neyle sağlayacağı belli değil. Aynı şekilde Kürt sorununu nasıl çözeceği de belirsiz. Ortada proje, program yok!
Kemal Bey İstanbul’u kazanmak istiyorsa “ikinci bir genel merkezi” İstanbul’da oluşturmak zorunda.
Haftada en az iki üç gün kalacak şekilde İstanbul’a yerleşmeli. Türkiye fotoğrafını o zaman daha gerçekçi görebilir. “Yeni CHP” vizyonunu anlatabilir.
CHP lideri 2014’e dek iktidar sinerjisi yaratacak “Tanrı parçacığını” bulamazsa başka şansı olmayacak!