Baba Ajan, Suriyeli bir kadına yönelik ırkçı söylemlere tepki gösteren oğlunun, pazarda kafasına vurulan taşla katledildiğini anlattı

Bursa’da dövülerek katledilen 17 yaşındaki Suriyeli Hamza Ajan’ın faillerinin yargılandığı dava dosyasına giren ATK raporunda, “Yapısal beyin damar hastalığının ölümün gerçekleşmesinde etkisi” tespiti, cezasızlığa neden oldu.

Bursa Gürsu pazarında 15 Temmuz 2020’de katledilen 17 yaşındaki Suriyeli Hamza Ajan’ın ailesi ile Kocaeli'den Farplas işçileri, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun sanal medya hesabından yayın yaptığı ÖFG TV’nin konuğu oldu. Katledilen Suriyeli Ajan’ın kardeşi Mohammed Ajan ve babası Mustafa Ajan söz aldı. Olay gününü anlatan baba Ajan, Suriyeli bir kadına yönelik ırkçı söylemlere tepki gösteren oğlunun, pazarda kafasına vurulan taşla katledildiğini anlattı. Pazarda 4 kardeş tarafından oğlunun dövülmesinin ardından kaldırıldığı hastanede başhekimle görüştüğünü dile getiren Ajan, “Başhekim ‘Sizin bu çocuğunuzu kim böyle vahşetli şekilde vurdu? Hamza’nın kafası, akciğeri, karaciğeri, böbrekleri baya bir zarar gördü. Sizin bu çocuğunuz yaşasa, engelli olarak yaşayacak ama yaşama oranı yüzde 1’ dedi. Hastanede yoğun bakımda 6-7 saat kaldı, olay akşam saat 19.00’da oldu, gece 03.00’da Hamza hayatını kaybetti maalesef” dedi.

ATK RAPORU 1 BUÇUK YIL SONRA GELDİ

Baba Ajan, yargılama sürecine dair, “Mahkemenin kararı adaletsiz bir karar, adalet ortamında olmayan bir karar. Adli Tıp Kurumu (ATK) raporu 1 buçuk yıl geç kaldı, bu gecikme nedeni de sahtecilik. Çünkü Adli Tıp Kurumu raporunda şöyle bir şey yer aldı: ‘Hamza’nın damarsal bir hastalığı olması ya da bir genetik hastalığı olması nedeniyle hayatını kaybetme sebebi olabilir.’ Hamza’nın sağlık sistemi üzerinden tüm kontrol edebilirler, devletin kurumu kontrol edilebilir. Raporun gecikmesi maalesef çok anlaşılmayan bir şey ama sahtelik olduğunu düşünüyoruz” diye konuştu.

OTOPSİDE TANI YOK!

Gergerlioğlu da katledilen Hamza Ajan’ın ATK raporuna dikkat çekerek, “Hamza’nın beyin damarlarında bir problem tespit edilmemiş. Bütün bunlara rağmen bakın ATK raporu diyor ki: ‘Kişi de mevcut olup otopsisinde tanısı konulamayan yapısal beyin damar hastalığının da ölümün gerçekleşmesinde etkisi ve katkısının bulunduğunun kabulü gerektiği…’ Peki otopsisinde tanısını koymamışsan, bu lafı nereden çıkarıyorsun ey Adli Tıp? Otopsi de bir damarsal patoloji yok. Otopsi de bir damarsal hastalık bulgusu yok. Peki nereden çıktı bu laf? Bir hekim olarak söylüyorum! Bilinçli taksir ile bir kişiye 3 yıl 4 ay ceza veriliyor, diğer kişiler de beraat ediyor maşallah, el insaf. ATK’deki hekim arkadaşlara soruyorum, bu Adli Tıp raporunu nasıl verdiniz? Mahkeme heyetine soruyorum, nasıl bu bulguyla hafifletilerek ceza veriyorsunuz? Yargısal süreçlerde mutlaka bu ceza bozulmalıdır” ifadelerini kullandı.

İKİ FARKLI TESPİT 

Dava avukatı İlhan Menge, olayın ardından sanıkların yaşları küçük olmasından dolayı “Birlikte kasten öldürme” suçundan iddianame hazırlandığını söyledi. Sonrasında görülen davada sanıklardan Mustafa M., suça sürüklenen çocuk İslam ile kardeşi Ramazan’ın tahliye edildiğini ve bir tek suça sürüklenen çocuk Murat’ın tutuklu kaldığını anlatan Menge, “Cüneyt Yıldız Devlet Hastanesi’nin düzenlediği adli vaka formunda, bu tedavinin basit tıbbi müdahale ile yapılamayacağı, basit tıbbı müdahale ile giderilecek durumunun olmadığına yönelik net bir ifade var. Buna rağmen ATK Birinci İhtisas Dairesi nasıl olduysa bu hastalığın Hamza’nın durumunun basit tıbbi müdahale ile giderilebileceği yönünde bir durumda olduğu rapora geçti. Biz bu noktada rapora itirazımızı sunmuştuk, mahkeme bunu da değerlendirmeye, dikkate almadı” diye belirtti.

TANIKLARIN ÇELİŞKİLİ BEYANLARI

Yargılama sonunda “basit taksirle ölüme sebep olma” nedeniyle ceza verildiğini dile getiren avukat Menge, şunları söyledi: “Bunun nedeni de şu; ATK raporunda ölümün birden fazla sebepten meydana gelmiş olabileceği ihtimali ve değişen tanık beyanları. Otopside belirlenemeyen bir hastalığın Adli Tıp Kurumu’ndan sadece evrak üzerinden belirlemesi mümkün değil. Daha önce hastaneye giriş yok. Tanıkların tamamı sanık ve SSÇ’nin yakın akrabaları! Buradan tanık Ömer Şık’ın ilk ifadesi ölüm meydana gelmeden önce verilmiş, basit bir şekilde geçiştirilmiş. Ölüm meydana gelince tanık ikinci kez kendi rızası ile gidiyor ve ‘Ben beyanımı değiştirmek istiyorum’ diyor, orada beyan verirken, telefonu çalıyor. Bu ifadelerde avukat huzurunda verildiği için bunları değiştirmesi mümkün değil. Bunları baz alması lazım hükme esas alması lazım mahkemenin diyor ki: ‘Mustafa aradı beni.’ Mustafa sanık, kardeşlerin en büyüğü. ‘Sakın ilk ifadeni değiştirme’ şeklinde beyanı var. Bu kayıtlara geçmiş İstinaf dilekçemizde dile getireceğiz.”

ÖDÜL GİBİ CEZA 

Yapılan yargılamada verilen karara itiraz eden avukat Menge, “Bu cezanın herhangi bir yatarı yok. Çocuk 15 yaşında, alacağı ceza 1/3 oranında zaten indirilecek, yattığı zaten yatacağından çok daha uzun bir süre, fazla yatmış oldu. Şu anda devlete tazminat davası açsa fazla yattığı günler için tazminat alacak. Sanık ve SSÇ’lerin avukatı en son mütalaaya verdiği yazılı cevapta; neticesi itibari ile ağırlaştırılmış suçtan bahsetti, avukatın talep ettiği ceza bile bu fiil kapsamında 8 yıldan 12 yıla kadar bir cezayı ön görüyorsa; mahkeme bunun bile çok çok altında, bunun 1/3’ü kadar bir cezaya hükmedip, ödüllendirmiş oldu” şeklinde konuştu.

Gözden kaçırmayın

Kılıçdaroğlu Van'da: Ekmek, su ve tuzla karşılandı Kılıçdaroğlu Van'da: Ekmek, su ve tuzla karşılandı

MÜTALAA DEĞİŞTİ 

Karara itiraz edeceklerini belirten Menge, karar duruşması öncesi savcılık mütalaasında da değişiklik olduğuna dair detayları şöyle aktardı: “12 Ocak 2021’deki duruşmada savcılık yine tek SSÇ’nin ‘kasten öldürmeden’ 82/1’den cezalandırılması için mütalaa vermişti, biz bu mütalaaya karşı süre istedik, taraflara süre verildi. Fakat 2 hafta sonra hiçbir şey değişmeden, dosyaya yeni bir tanık beyanı girmedi, yeni bir belge girmedi hiçbir delil yok ama savcılık ne hikmetse bir anda mütalaasını kasten öldürmeden ‘basit taksirle öldürme’ yönünde değiştirdi. Öldürülen çocuk 1.80 boyunda. Öldüren çocuk 15 yaşında bir çocuk, 1.80 boyundaki bir insanı tek başına 15 yaşındaki bir çocuk tarafından öldürülmesi hayatın olağan akşına aykırıdır, bunu hukuk kabul etmez. Yargıtay diyor ki bir olayda fail tespit edilemiyorsa, tüm failler müşterek fail olarak cezalandırılır! Biz bunun olması için bir çaba vereceğiz.”

TANIKLARA ÇAĞRI

Olay Pazar yerinin en kalabalık saatlerinde meydana gelmesine rağmen tanık bulamadıklarını sözlerine ekleyen Menge, “Yüzlerce insanın olduğu bir Pazar yerinde olayı görmeyen bir insanın, bir insanın dahi olayı görmemesi düşündürücü. Acaba tarafların insanlar üzerinde bir baskısı mı var? Eğer bu şekilde bir baskı varsa, olayı gören varsa ismini ve sesini bile gizli tutmak kaydıyla, biz tanıklığından faydalanmak istiyoruz, bize başvurmasına gerek yok. Bulunduğu yerdeki en yakın karakola giderek, ismini dahi kayıt altına almadan, bu yönde beyan vermek istediğini iletirse adalet belki de tecelli eder, bu sayede belki vicdanlar biraz rahatlar” çağrısında bulundu.

Kaynak: MA