Bir SYRIZA güzellemesi

Abone Ol

Yunanistan ’da sandıklar bir buçuk ay sonra yeniden açılmak üzere kapandı. Bilindiği gibi ne sadece 130 bin oy farkla birinci parti olan Yeni Demokrasi, ne yüzde 30 oy kaybıyla neye uğradığını şaşıran PASOK, ne de müthiş bir sıçrama yaşayan SYRIZA hükümet kurabildi. Dolayısıyla, 17 Haziran’da Yunan halkı yeniden sandığa gidecek.

 

Yunanistan ’da neoliberal Memorandum yanlıları eliyle yürütülen/yönetilen kriz politikaları sürecinde mağdurların taleplerini ve mücadelelerini politik düzlemde sahiplenecek bir siyasal odağın yaratılması, sürece halkın çıkarları doğrultusunda aktüel-politik müdahalede bulunabilecek gücün ortaya çıkması gerekti. Ta en başından beri söylediği “sol hükümet” önerisini sunan ve gündelik hayatın içinden siyaset ören SYRIZA oldu bu güç.(Hatta propaganda döneminde, yan yana geldikleri zaman “sol hükümet” yazan dövizlerle yürüdüler.) Hakkında Türkiye’de de az da olsa yazıldı; 12 tane farklı sol örgütün, Synaspismos’un iskeleti olduğu bir yapıda asgari müştereklerle bir araya geldiği bir şemsiye(Şu sıralar yerellerde 21. yüzyılın sol/sosyalist anlayışını tartışıyorlarmış).

 

Önceki seçimde oyların yüzde 4’ünü alan SYRIZA’nın oylarını arttırması bekleniyordu. Nitekim halk kemer sıkma politikalarına isyan ederken sol bir partinin oylarını arttıracağını tahmin etmek için zehir zemberek bir politik öngörüye gerek yok. Ancak Radikal Sol Koalisyon’un böylesine bir zaferle çıkması da elbette beklenmiyordu. Özellikle Avrupa’daki bütün Memorandum yanlıları ve neoliberal politikaların taşıyıcıları açısından çok kötü bir sürpriz oldu. Bunun üzerine Şansölye Merkel gecikmedi. Seçim sonuçlarının açıklanmasının üzerinden daha yirmi dört saat geçmeden “düne sadık kal” çağrısı yaptı Yunanistan ’a.

 

Hükümet kurma çabaları sırasında, SYRIZA seçim öncesi söylediklerini aynı şekilde uygulamaya devam etti. “Yeter artık” dedirten ekonomik uygulamalarla uzlaşmadı; sosyal politikaların önerildiği ve borcun ödenmemesi gerektiğini, kamu denetimini de kapsayan beş şart sundu. Avrupa’da kalacağını, sosyal bir Avrupa için içeriden mücadele edeceğini belirtti. Sözcü Çipras da sıkça Avrupa halklarına birlikte mücadele çağrısında bulunuyor. Malûm, şu an Avrupalı solcular için üzerlerinde sürekli flaş patlayan göz bebeği oldular çoktan!

 

Fakat anlaşılan, Yunanistan ’daki siyasal ve sosyal gelişmelerin son derece acil bir ihtiyaç olarak çıkardığı kitlesel sol parti olmayı başaran, geniş sol birliğini koruyan ve seçimin muzafferi olan SYRIZA’nın başarısı, siyasal yelpazenin solunda görünen KKE ( Yunanistan Komunist Partisi) için de -tıpkı Memorandum yandaşlarına olduğu gibi- kötü bir sürpriz olmuş. Öyle ya, seçimden bir gün sonra Merkez Komite kararlarında hem merkez sağın hem de merkez solun restore edildiği, hem de bunun merkezinde SYRIZA’nın bulunduğu sosyal demokrasinin yeniden inşası olarak tanımlandı 6 Mayıs seçimleri. Akabinde hükümet krizi sürecindeyse Komünist Parti şefi Papariga, Çipras’la görüşmeyi dahi reddetti. Klasik bir “çocukluk hastalığı” denip geçilecek bu politik sinamekiliğin üstünde pek durmuyor SYRIZA. Üstelik Stalinist çizgiden konuşan Yunanistan Komünist Partisi’nin bu sekterliği, seçim öncesinde SYRIZA’nın işine yaramıştı; hâlâ da öyle oluyor. Yunan halkı, reddedilse de sol hükümet için KKE ve DİMAR’a sürekli ittifak çağrısı yapan SYRIZA’ya yüzünü dönüyor. Tercihini kapsayıcı ve birlikçi olandan yana kullanıyor. Nihayetinde 21. yüzyılın sosyalizmine dair tek kelime üretemeyen KKE artık solun en kitlesel örgütü filan olmayı bırakmış durumda.

 

SYRIZA’nın en büyük ortağı Synaspismos’un iki sene önceki gençlik kampında tanıştığım bir dostumla geçen sene Haziran’da yazışmıştık. Konumuz Sintagma Meydanı’nda olup bitenlerdi. Bütün Synaspismos üyelerinin, egemen politikalara karşı her meydanda yapılan “Doğrudan Demokrasi Hareketi” (bu gösteriler Mart 2011’de İspanya’da da olmuştu) diye tanımlanan gösterilere katıldığından bahsetti. Ve şöyle ekledi: “Biz bu hareketleri genişletmemiz, bu hareketlerden öğrenmemiz, bu hareketleri daha etkin şekilde değiştirmemiz, otoriter hükümete ve onun ekonomik modeline güvenmeyenlerle bir arada olmamız gerektiğine inanıyoruz.”

 

Gözden kaçırmamamız gereken nokta da bu işte. SYRIZA’nın yıldızı bir anda parlamadı. Maksimalist, toplumsal hareketlerin önüne taş koyan, onlara akıl vermeye kalkan, “devrimden sonra çözeriz” mantığına hapsolan bir “komünist” parti tavrı takınmadı; üyeleri Yunanistan’ın muhtelif meydanlarındaydı. Ondan dolayıdır ki bu zafer, kemer sıkma önlemlerine ve hükümet-Troyka politikalarına karşı geçen sene “Dayanışma-Adalet-Onur” ana sloganıyla toplanan insanların zaferidir aynı zamanda.

 

Bunların sonucunda SYRIZA, hem solda bir politik-ideolojik koordinat merkezi çizerken hem de solun yıllarca dışında kalmış insanlar için bir çekim merkezi olmayı da becerdi. Böylece, aldığı 1 milyon 60 bin Memorandum karşıtı oyla dikkatleri üzerine çekti. SYRIZA sekretaryasına göre alınan oyların yüzde 60’ı antikapitalist, sosyalist, sol; yüzde 16’sı liberal-muhafazakâr-milliyetçi kesimlerden geliyor. Bu da 1974 cuntasından beri süren PASOK-Yeni Demokrasi düzeninin iflasını gözler önüne seriyor.

 

Dileğim demokrasi, sosyal adalet ve ekoloji mücadelesinde SYRIZA’nın yolunun açık olmasıdır.

 

 

{ "vars": { "account": "UA-51532466-3" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }