Bir can daha azalmışız bu kış

Abone Ol


Bembeyaz bir örtüye bürünüyor her taraf. Memleketin neredeyse tamamı bu beyaz örtünün altında şimdi.
Beyaz masumiyetin rengidir derler ya hani... Lapa lapa masumiyet mi yağıyor demeli şimdi, memleketin tüm çirkinliklerinin üstüne?

Memlekete kar yağıyor. Yığın yığın enkazlar bembeyaz bir dağ oluveriyor Van’da. Çocuk gürültüsüne alışkın şehrin sokakları, biraz daha ıssızlaşıyor bu kış günü. Sadece uzak kuytu köşelerde ‘umut kentler’ sesini duyurabilmenin telaşında. Bembeyaz sandıkları çadırları, yağan karın masumiyetinden utanıyor sanki, gri birer bez yığını olarak karların arasında kaldığında.
‘Bir can daha çoğalacağız bu kış’ dizelerini okuyan gençler, bir can daha azalmamanın telaşı içindeler şimdi.

Memlekete kar yağıyor. Beyazın masumiyeti, kara vicdanları gizleyecek kadar beyaz olamamaktan muzdarip. Biraz daha beyaz olsa, Uludere’de sınırları da gizler belki. Tel örgülerin boyunu aşar, bembeyaz bir ufuk olur. Tavuklar birbirine daha çok karışır o zaman.
Katırların sırtladığı ölüler kadar ırak bir coğrafyada, beyaz da masum kalamıyor oysa. Sıra sıra mezar oluyor masumiyet. En küçüğü 12, en büyüğü 40 yaşında 34 mezar… Ve beyaz kaplıyor sonra üstünü. ‘Baharda tekrar hatırlatırım bunu size’ der gibi…

Kar yağıyor. Kar yağıyor ve Diyarbakır İçkale’de kefensiz yatanlara bembeyaz kefen oluyor. Vicdanların heyelan altında can verdiği kadim şehir, hiç bu kadar masum olma ihtiyacı duymamıştır belki de. Kimilerinin yıllar sonra ölmek için geldiği o topraklar, ‘hiç yargısız, sorgusuz’ öldürülenleri bağrında taşımanın utancını, beyazın altında gizlenerek yaşıyor.

Toprak altında kefensiz yatanlara güzellemelerin yapıldığı bir memlekette, kimi kefensizler vicdanlara hiç ağır gelmiyor oysa. Şimdi yatacakları yeni bir mezarlık araya dursunlar, inadına kapatmaya çalışıyor beyaz, ötekileştirilen tüm nefretleri.

Ankara’ya ne kadar yağarsa yağsın, örtememek bir şeyleri, en fazla griye boyamak, can sıkıyor. Oysa en çok orası gizlense, masum birer beyaz yığın olarak kalsa ‘kardan vicdan’lı beton yığınları… Belki o zaman çirkinliklerimizi gizlemek için değil, farklılıklarımızı beyazına boyamak için kucak açar bize bu doğa harikası.

Kar durmadan yağıyor. İstanbul’un gökdelenlerinden siyah bir karartı olarak görülen gecekondular şimdi görünmez olmuş kimselere. Kim bilir, belki karın erimesini de beklemez dozerler ve hep görünmez olur büyük şehrin küçük gecekonduları artık. Bu kış en azından başını sokacak evi olan gecekondu insanları, kim bilir gelecek kış nerde gizlenecekler?

Kar yağıyor memlekete. Beyaz bir örtüdür memleket şimdi baştanbaşa. Oysa kimileri için halen memleket bile olamamıştır. Agos’un önünde sırtından vurulmuş öylece uzanan bedenin utancını gizlemeye yetmemişken gazete sayfaları, beyaz bir örtü vardır şimdi o kaldırımda. Ve halen bazılarına memleket olamamanın da utancını gizler bu beyaz.

Kar yağıyor. Kar yağıyor ve Van’ın uzak bir yerinde, bembeyaz kar altındaki koca mezarlıkta babam yatıyor. Ahmed Arif yine söylemeye devam edecek. Lakin kaçış yok, bir daha can azalmışız bu kış.
{ "vars": { "account": "UA-51532466-3" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }