"Su kıtlığının yaşanmaması için çözüm aramalıyız"

HDP Mersin'de “Tarladan tabağa, üretimden yönetime: Alternatif bir tarım ve gıda politikası mümkün mü?” sempozyumu düzenledi

"Su kıtlığının yaşanmaması için çözüm aramalıyız"

HDP’nin Mersin’de düzenlediği Tarım Sempozyumu’nda konuşan Bülent Şık, su kıtlığına dikkat çekerek, “Önümüzdeki dönemlerde su kıtlığının yaşanmaması için, tespitler yaparak çözüm aramalıyız” dedi.

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP), Mersin'de düzenlediği “Tarladan tabağa, üretimden yönetime: Alternatif bir tarım ve gıda politikası mümkün mü?” başlığıyla sempozyumunun 2’nci oturumunda Özlem Arıkan moderatörlüğünde “Gıda üretiminde yeniden yapılanma ve uluslararasılaşma” konu başlığıyla Bülent Şık, Olcay Bingöl ve Zafer Şenyurt sunum yaptı. Birinci günün son sunumunu ise Bediz Yılmaz moderatörlüğünde “Çukurova özelinde yaşanan tarımsal sorunlar” konu başlığıyla Sedat Başkavak ve Yılmaz Kilim konuştu.

DEVLETİN SORUMLULUĞU VAR

2’nci oturumda ilk olarak konuşan Olcay Bingöl, devletin görevinin tarım ve hayvancılıkta doğru politikalar üretmek olduğunu kaydetti. Bingöl, “Devletin bir sorumluğu var. Bizimde bir talebi var. Kaynak aktarımını bizim isteğimiz yönde aktarırsanız, iklim değişikliği ile oluşan ekoloji yıkımları biz çözebiliriz. Biz agro ekoloji öneriyoruz” dedi. Bingöl, üreticilerin pozisyonuna değinen Bingöl, “Devletin politikalarında ve politik bir problem vardır. Devletin kaynakları ve politikaları buna göre düzenlenmelidir. Neye göre, küçük üreticinin kendi yöntemlerini geleneksel olarak , bugüne kadar getirdikleri yöntemleri daha iyi koşulları yaşatabilecekleri müttefikleriyle birlikte kendi ihtiyaçlarını nasıl belirleyebilecekler.  Bu ihtiyaçlara yönelik hangi politikalara ihtiyaçları var. Bunların konuşulabilecek yapıların devlet tarafından oluşturulması, devletin bu politikaları desteklemesi ve devlet kaynaklarını sanayiye ve sermayeye değil de küçük üreticilere aktarması gerekir” şeklinde konuştu.

AÇLIK VE OBEZİTE

Bingöl’ün ardından ise Zafer Şenyurt gıda güvenliği ve güvencesiyle ilgili konuştu.  Gıda güvenliği ve güvencesiyle gıda egemenliğinde söz ettiklerini dile getiren Şenyurt, açlığın ciddi bir sorun olduğunu ve bu sorunun ana sebeplerinin irdelenmesi gerektiğini söyledi. FAO’nun açıklamasına 821 milyon insanın açlıkla mücadele ettiğini aktaran Şenyurt, dünyada 9 kişiden biri açlıkla mücadele ettiğini ve yılda 125 bin çocuğun ise açlıktan öldüğünü anımsattı. Şenyurt, “Her yıl 1.3milyar ton gıda israf ediliyor. Bir taraftan israfı önleyerek, açlığı ortadan kaldırabilir miyiz, diye düşünüp konuşuluyor. Dünya bir milyar insan aşırı kilo ile mücadele ediyor. 600 milyon insanın ise obezite ile mücadele ettiği,  Türkiye’nin ise Amerikan’dan sonra ikinci sırada obezite ile mücadele ediyor. Açlık çeken insan sayısından fazla obezite ile mücadele eden insan sayı var. Ne tarım alanlarının azalması ne erozyon ne küresel iklim değişikliği değil açlık problemi. Bu açlık problemi gelirin ve kaynakların adaletsiz kullanılmasıdır” dedi.

‘SU KITLIĞI YAŞANACAK’

İklim değişikliğine değinen Bülent Şık, yaşanan iklim değişikliği beraberinde üretilen ürünlerde verim ve vitamin oranın düştüğünü kaydetti. Yaşanan iklim değişikliğinde yaşananları Şık şöyle anlatı: “Önümüzdeki 30 yıl sonra Akdeniz iklimi diye bir şey kalmayacak. Kimilerine göre 40 yıl sonra bu gölgenin iklimi kurak yani çöl olacağıdır. Karadeniz ikliminin de Akdeniz iklimi olacak. Türkiye’de şuan kişi başına 1600 metre küp su düşüyor. 2030 tahminlerine göre kişi başına 700 metre küpe düşecek. Bir ülkede kişi başına 2 bin metre küp düşmeli. Aksi takdirde o ülkede su kıtlığı yaşanacağı gösteriyor. Önümüzde ki dönemlerde su kıtlığının yaşanmaması için, tespitler yaparak. Çözüm aramalıyız”

SERMAYEYE CENNET İŞÇİYE CEHENNEM

Birinci günün son oturumu ise Bediz Yılmaz moderatörlüğünde” Çukurova özelinde yaşanan tarımsal sorunlar” konulu başlıklı sunumu Sedat Başkavak ve Yılmaz Kilim konuştu. Türkiye toprakları sanayi şirketleri tarafından paylaşıldığını ve bu topraklarda uluslararası tekellerin planları var olduğunu belirten Başkavak, “Akdeniz bölgesi, turizm Marmara bölgesi, sanayi Karadeniz bölgesinin sahil kıyıları kararlara, yaylalar madem şirketlerine ege bölgesinin kıyı kesimleri rüzgar santrali, iç kesimler güneş panelleri, Kürt illeri Diyarbakır ve Mardin çevresi Kaya gazı araması yapacaklar. Çukurova bölgesine termik santraller bolca çimento fabrikası yapılıyor. Termik santrallerden elde edilen elektrik demir çelik fabrikalarında kullanılıyor. Mersin Akdeniz in en büyük limanı olacak, Adana’da 12 adet termik santral yapılacağı söyleniyor. Ama bunlar bittiğinde 17 adet olmuş olacak. Bunların sonucunda tarım bitecek kirlilik artacak. Sermayeye cennet işçiye cehennem olacak” diye konuştu.

Domates ile et ithalatının nükleer enerji ile doğrudan ilgisi olduğuna değinen Başkavak, son olarak şunları söyledi: “16 yıllık AKP iktidarında birçok şirket kalkındı. Hukuki mücadele ile itiraz ettiğimizde yasaları boşa çıkaracak düzenlemeler yapıyorlar. Üretici Köylüler arasında bölünmeyi ortadan kaldıracak birleşme adına bir sendikanın kurulması gerektiğini düşünüyoruz”

Ardından konuşan Yılmaz Kilim, Mersin’de üretilen ürünlerin sayısal verilerini verdi. Mersin bölgesinde inşa edilen Nükleer Santral ve kimyasal fabrikalarla birlikte tarımın yok olacağını aktaran Kilim, tarım üretiminin bitmemesi için herkesi doğru bir şekilde örgütlenmesi gerektiği belirtti.

Kaynak: Mezopotamya Ajansı

Güncelleme Tarihi: 02 Aralık 2018, 13:27

Demokrat Haber'e Bağış Yap >>>

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER