Bilim İnsanı Savaş İsteyebilir mi?

Boğaziçi Üniversitesi’nin bir türü içe sindirilemeyen Rektörü Melih Bulu, iktidara yakın bir TV kanalına Aralık 2019'da şu açıklamaları yapmış:

“Aslında Öne çıkarılması gereken şeyler var. O da bizim eski Türkiye olmadığımız ve yeni Türkiye'nin gücünün ne olduğu. Hard power dediğimiz, yani bizim gücümüzün sert unsurlarını göstermek lazım. Eski bir savunma sanayi çalışanı olarak da donanmada silah gücü olarak ne durumdayız diye baktım. Şu anda bölgede bizim kadar güçlü bir donanma yok. Ne İsrail’in ne Mısır’ın donanması. Yunanistan zaten gemilerini yürütemez duruma geldi. Etrafımızda bizim kadar güçlü bir donanmaya sahip bir güç yok. Bence bunun öne çıkarılması lazım. Çünkü masaya oturduğumuzda herkes bilmeli ki Türkler’in çok güçlü bir donanması var. Belki birkaç tane görsel sunmak lazım, mesela bir ufak çatışmada roketimiz gitse bir gemiye vursa herkes de görse.”(1)

Bir bilim insanı savaş, füzelerin patlamasını, güç gösterisi isteyebilir mi? Bu yaklaşımı bile Boğaziçi Üniversitesi gibi bir bilim yuvasının başına getirilmeye yaraşır olmadığını göstermekte. Dünya gerçekliğini anlayamadığını ortaya koymuş bulunmakta. Bilim insanı savaş değil barış yanlısı olur. Savaş yanlısı olanlar bilim insanı olamazlar.

Melih Bulu, yalnızca Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğüne değil, bir bilim insanına yaraşır donanımda olmadığını, bu açıklamasıyla ortaya koymuş. Melih Bulu’yu bu düzeyde bilimsellikten kopuk öngörüleriyle değerlendirmek gerekmekte.

Büyük ülke olma ölçütleri

Günümüzde ülkelerin büyüklük ölçütleri, Ortaçağ’ın, İlkçağ’ın, Yeniçağ’ın büyüklük ölçütlerinden çok farklı. Günümüzde büyüklüğü belirleyen bilim, teknoloji alanlarında yakalanan gelişmeler.

İçinde yaşadığımız çağda, ülkelerin nüfuslarının çokluğu, topraklarının genişliği, asker sayılarının, gemi sayılarının çokluğu, büyüklük ölçütü olarak gösterilememekte.

Dünya’nın en kalabalık ordusunu beslemenizin güçlü ülke olmanıza yetmeyeceği bir çağda yaşıyoruz. Dünya’nın en gelişmiş deniz gücünü elinde bulundurmanızın, en güçlü kara savunma, saldırı güçlerini yakalamış olmanızın, yapay zekâyla, virüslerle yönetilecek bir çatışma karşısında önem taşımayacağı açık.

Doğu Akdeniz’de ya da dünyanın başka herhangi bir yerinde silahlarınızla, gemilerinizle güç gösterisi yapmanın çok fazla önemi yok. Bu tüm ülkeler için geçerli bir gelişme. Bundan sonra savaşları, güçlü olmayı belirleyecek etkenler, yapay zeka, teknoloji sonuçlandıracak.

Etrafımızda bizim kadar güçlü bir donanmaya sahip bir güç yok” anlatımı, Türkiye Cumhuriyeti’nin bölgesel bir güç olduğunu anlatmakta. Büyüklüğü, küresel, bölgesel düzeylerde eylemler yapmayı, söz söylemeyi küresel güçler belirlemekte. Akdeniz’de en güçlü donanmayı kurmuş olabilirsiniz. Küresel güçler şu noktadan ileri geçmeyin, şuradan geri çekilin dediklerinde yapabileceğiniz bir iş kalmamakta. Libya Cumhuriyeti’nden, Doğu Akdeniz’den çekilin uyarısı geldikten sonra buralardan çekilmek zorunda kalındığı görüldü.

Böyle bir büyüklüğün ülke çıkarlarına mı, küresel güçlerin çıkarlarına mı yaradığı ayrı bir tartışma konusu.

Savaş gemilerinin roketlerle başka ülke ya da ülkelerin gemilerini vurmasıyla övünebilecek bir kafa yapısının, günümüzün savaş teknolojilerinden yana hiç bilgisinin olmadığının göstergesi.

Güç ölçütü göreceli bir kavram. Neye, kime göre güçlü gibi sorulara verilecek yanıtlara bağlı açıklamalar gerektirmekte. Mısır İslam Cumhuriyeti’ne, Libya Cumhuriyeti’ne göre güçlü bir donanmanız olabilir. Rusya Federasyonu, ABD donanmaları yanında bir nokta olarak kalmanız gerçeğiyle karşı karşıya olunduğunu unutmamak gerek. Masaya oturduğunuzda belirleyici olan, küresel düzeyde güçleri ellerinde bulunduranların olduğunu unutmamak gerekmekte.

Eski, Yeni Türkiye

Eski Türkiye’nin küresel ölçekte bir güç yakalayamadığı, insan hak ve özgürlükleri, demokratik uygulamalar konusunda özlenen gelişmişliğe, gelişmiş ülkelerin düzeylerine ulaşamadığı bir gerçek. Ballandırılarak övünülen Yeni Türkiye’nin Eski Türkiye’den çok daha kötü duruma getirildiğine ilişkin göstergeler var.

İnsan hakları ve özgürlükleri, hukukun üstünlüğü, işkence uygulamaları, yargı bağımsızlığı, yargıya güvenin yerlerde sürünmesi, gelir dağılımında yaşanan korkunç eşitsizlikler, dış borçlanma gibi birçok alanda, Yeni Türkiye’nin Eski Türkiye’den daha geri, daha kötü durumda olduğu ortada.

Yeni Türkiye övünmesi Melih Bulu görüşünde olanların sallama övünme yolları.

Gelişmişliği, büyüklüğü, güçlü olmayı, çağımızda geçerli olan ölçütlere göre yapmanın zorunlu olduğu açık.

------------------------------------------------

(1) Cumhuriyet Gazetesi, 'Yeni Türkiye'nin Rektörü Melih Bulu: Mesela bir çatışmada roketimiz gitse, bir gemiyi vursa, herkes de görse’, 07.02.2021

YORUM EKLE
YORUMLAR
Musa Kılıç
Musa Kılıç - 3 hafta Önce

Ordu tamam. Yargı tamam. Parlemonto tamam. Sistem tamam. Sıra rejimde. Engel, üniversiteler. Rektör atama yetki kararnamesiyle o sorunu da aşacağız. Direniş sürerse bizde Humeyni gibi yaparız. İki yıl üniversiteleri kapatır, yeni rejimi kurar tekrar açarız.

Demokrat Haber’e Patreon'dan bağış yapabilirsiniz > > > > >