Bekir Ağırdır, ittifakların oylarının başabaş gittiğini belirtti, seçim sonuçlarını kararsız seçmenlerin belirleyeceğini ama HDP'nin seçim sonrasında da kilit parti olacağını ifade etti.

Bekir Ağırdır, 2023'ün sıradan bir seçim olmadığını belirtti, "Yalnızca siyasal kadroların seçimi değil hangi hayatı, hangi medeniyeti seçtiğimizin de seçimi olacak bir bakıma ve seçmenin önemli bir kesimi de bunun farkında" diye yazdı. Ağırdır seçimlere doğru AK Parti kadrolarına ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: "İktidar bloku 2018’deki gücünde değil, 2015’teki gücünde hiç değil.

AK Parti örgütü eski gücünden, enerjisinden, heyecanından uzak. AK Parti kadroları Meclis seçimini kaybetmeyi kabullenmiş, başkanlık seçimine odaklanmış, Erdoğan’ın liderliğine ve marifetine yaslanmış durumda. Yine de İstanbul’da geçen hafta sandık görevlisi atadıkları 40-50 bin kişi ile stadyumda toplantı yapabildiklerini de unutmamak gerek."

Erdoğan'ın seçim kazanmak için tüm düğmelere bastığını ifade eden Ağırdır, "Şu veya bu biçimde döviz kurları seçime kadar kontrol edilmeye, birebir markajla ve kuralsız ama disiplinli bir ekonomi anlayışıyla seçime ulaşmaya çalışıyor. Muhtemelen seçmene onlarca af, kadro, indirim kampanyasıyla karşılaşacağız. Yine de var olan hayat pahalılığı, işsizlik, adaletsiz ve keyfi kararlar, güvenlikçi anlayış da sürecek görünüyor." diye yazdı. 

Ağırdır, seçime giderken "siyasi alanı daraltma çabaları, seçmenin haber ve bilgi kaynaklarının denetimi, kısıtlanması gibi politikalar yoğunlaşacak. İktidar bloku yeni seçmen kazanma umudunu yitirmiş, şimdiye dek bir kez de olsa kendisine oy vermiş seçmeni yeniden kendi bünyesine toplamaya çalışıyor. Ama inandırıcılığını da epeyce yitirmiş durumda." saptamasını yaptı. 

Altılı Masa'nın önündeki hedefleri değerlendiren Ağırdır, "Altılı Masa bir arada duruşun yeterli olduğunu kabul etmiş, gelecekteki anayasaya dair mutabakatının ve parlamenter sistem vaadinin yeterli olacağına inanmış durumda. Bir arada oluşları kendi başına önemli de. Öte yandan bir arada duruşun ve ortak anayasa vaadinin toplumsallaşması, seçmende heyecan uyandırması konusunda da yapılması gereken çok şey var." diye yazdı. 

İnan Kıraç’tan kızı İpek Kıraç’a miras davası İnan Kıraç’tan kızı İpek Kıraç’a miras davası

 Ağırdır, Altılı Masa'nın kendi arasındaki ilişkileri şöyle değerlendirdi: "Adayın kim olacağı sorusuna sıkışmanın yanı sıra, hem iktidar bloku hem de kendi aralarındaki rekabet konusunda zaman zaman karışıklıklar yaşıyor olsalar da liderler arasındaki yüksek kişisel güven seviyesi avantajlarından birisi. Altılı Masa’da çözümsüz bir sorun çıkması ve dağılmaları neredeyse imkânsız görünüyor. Öte yandan Cumhurbaşkanlığı seçimi kadar önemli olan Meclis seçimlerine dair senaryoları, politikaları da henüz netleşmiş değil.

Emek ve Özgürlük İttifakına ilişkin ise "HDP ve TİP’in öncülük ettiği diğer altılı masa birinci altılı masanın kendisine dair pozisyonuyla meşgul. En büyük avantajları ise Kürt ve sosyalist seçmenin pozisyon ve siyasal tercihlerindeki kararlılığı. Birçok yeni parti de bir fırsat alanı kolluyor. Seçmen ise kendi geçim derdi ve gelecek kaygısıyla meşgul, yeni bir ses, yeni bir söz duyma umuduyla bekliyor. Günü kurtarmanın ve gelecek kaygılarıyla baş etmenin çabasında." değerlendirmesini yaptı. 

Ağırdır'ın kararsız seçmenlere ilişkin saptamaları şöyle: "Geri kalan 30-35 seçmenin sandığa gitme arzusu ya da isteksizliği siyasi tabloyu belirleyecek. Bu seçmenlerin ağırlığı gençlerden, özellikle öğrenci gençlerden ve ev kadınlarından oluşuyor. Ev kadınlarının iktidarla mesafelerini belirleyen daha çok hayat pahalılığı ve çocuklarının geleceğine dair belirsizlik."

"Gençlerin ve öğrenci gençlerin iktidarla mesafeleri daha duygusal, daha kararlı bir pozisyondan şekilleniyor. Hem belirsiz gelecek hem fırsat eşitliğinin kalmadığı bir hayatın sorumlusu olarak iktidarı görüyorlar. Ama ideolojik bir duruştan beslenmediği için iktidar kadar muhalefet de henüz onların aklını, yüreğini, oyunu kazanmış değil. Bir kısmı daha öfkeli, o nedenle iktidar bloku ve muhalefetin altılı masaları dışındaki seçeneklere de yönelmeye meyilliler."

"Gençlerin içinde bir alt küme olarak muhafazakâr, mütedeyyin ailelerden gelen, kendileri de diğer gençlere göre biraz daha muhafazakâr değerlere sahip ama seküler ve kentli hayat tarzını, çoğulculuğu içselleştirmiş, ataerkil kurallara da iktidarın hayatı biçimlemeyi esas aldığı dayatmacı, denetleyici kurallara da aynı nedenle ve aynı şiddetle itiraz edenler var. İktidar ekonomik vaatlerle ev kadınlarının bir kısmını geri kazanabilirse de gençlerin büyük çoğunluğunu kazanma şansı çok düşük. Ama muhalefetin de alabilecekleri ilk otomobilde ÖTV indirimi vaadiyle bu gençleri kazanma ihtimali yok. Gençlerin de ev kadınlarının da öncelikli meseleleri adalet, tanınma adaleti, katılma adaleti ve özellikle de fırsat eşitliği. Sandığa gidecek olanlarının çoğunluğu iktidar karşıtı ittifaklara ve partilere oy verecekler ama hala sandığa gitme motivasyonları düşük."

Ağırdır, seçimin olası sonuçlarına ilişkin de şu değerlendirmeleri yaptı: "İktidar bloku yüzde 40-42, altılı masa yüzde 42-44, diğer altılı masa 11-13 ve diğerleri de yüzde 4-5. Bu sayıların ima ettiği şu: Meclis’te iktidar blokunun veya Altılı Masa’nın sayısal milletvekili çoğunluğunun olamayacağı bir tablo yüksek ihtimal. Yani Cumhurbaşkanı kim seçilirse seçilsin Meclis çoğunluğuna sahip olamayacak. Özelikle de iktidar blokunun Meclis’te çoğunluğa ulaşma ihtimali oldukça düşük. Bu durumda Meclis’te her bir yasa değişikliği için ya iki büyük blokun uzlaşması ya da HDP ile uzlaşma gerekecek."

"Cumhurbaşkanlığı seçimi üzerinden bakıldığında ise, ikinci altılı masayı oluşturan HDP ve diğerlerinin Erdoğan’ı destekleme ihtimali neredeyse imkansız görünüyor. Kürt seçmenin yüzde 70’inin de Erdoğan’a vaatleri ne olursa olsun kimliklerinden, son beş yılda yaşananlarından, kayyum politikalarından, sınır harekatlarından dolayı destekleme ihtimalleri yok. Fakat bu seçmenin henüz içine sinerek, güvenerek muhalefetin Cumhurbaşkanı adayına oy vereceğine dair emareler de oldukça düşük. Altılı Masa’nın adayının kim olacağına ve adayın Kürt meselesine nasıl cevaplar ürettiğine bağlı olarak karar verecekleri anı bekliyorlar. Cumhurbaşkanı seçimini bir bakıma Kürtlerin oyu belirleyecek diyebiliriz."

Seçim sonrasına ilişkin üç senaryo olduğunu ifade eden Ağırdır, "Birincisi, Erdoğan kazanır ama parlamentoda çoğunluğu olmaz. İkincisi, muhalefetin adayı kazanır ama muhalefet de parlamentoda HDP desteği olmadan yasa bile yapacak çoğunluğa ulaşamaz. Üçüncü senaryo da muhalefet hem Cumhurbaşkanlığını hem parlamentoda az sayıyla da olsa çoğunluğu kazanır ama anayasayı değiştirecek çoğunluk HDP dahil edilmeden olmaz." diye yazdı. 

"Bu senaryolardan ikincinin gerçekleşmesi birinciye göre ve bugünden bakarak bir adım daha yüksek ihtimal. İkinci ve üçüncü senaryolar gerçekleşirse ülke psikolojik olarak biraz rahatlar belki ama her üç senaryoda da ülkenin gidişatını değiştirecek, yeniden inşa dönemine liderlik edecek bir iktidar ve yönetim çıkmayacak gibi görünüyor. Hele ilk iki senaryoda Cumhurbaşkanı ve Meclis’in karşı karşıya olduğu siyasi tabloda gündelik meseleleri bile yönetebilmek mümkün olmayacak. O nedenle uzun süreden beridir benim öngörüm bugünkü durum, aktörler, siyaset tarzları aynen sürerse, sekmeli seçim yapacağımız yani 2025 civarında ikinci bir seçim daha yaşayacağımız… Ama muhalefet seçmenini geleneksel zihin haritasını sarsacak, değiştirecek yeni bir siyasal hamle, ses ve söz üretebilirse yüzde 60-65 mertebesindeki gidişattan memnuniyetsizliğin önüne bir umut ve heyecan koyabilirse tüm bu senaryolar değişebilir. "