Barışın farklı miladı savaş mı?

Abone Ol

İki tarafın da 'bir daha asla' diyeceği karşılıklı bir yıkımla sonuçlanırsa, savaş yeni bir barışın miladı olabilir.

Barışın miladı savaş mıdır? Eğer savaş iki tarafın da “bir daha asla” diyeceği karşılıklı bir yıkımla sonuçlanırsa, savaş yeni bir barışın miladı olabilir. Kazananın da aslında kaybettiğini bildiği bir savaştır bu. Genellikle savaş çığırtkanları bunun ‘en son savaş’, ‘savaşa son verecek savaş’ olduğunu iddia ederler. Savaştan sonra bir barış gelir gelmesine ama bu arada insanlık da telafisi mümkün olmayan bir yıkım daha yaşar. Her durumda savaş, barışın miladı olmaktan önce, insanların insanlıklarını kaybetmelerinin yeni bir miladıdır. Düşman, insan olmaktan çıkar, başı ezilecek yaratığa, canavara dönüşür. Biz ve onlar ayrımı mutlaklaşır. Bizden yana olmayanlar, artık düşmandan yanadırlar.

Başbakan, AKP’nin 10. kuruluş yıldönümü konuşmasında, bıçağın kemiğe dayandığını, sabrın sonuna gelindiğini söyleyip, ramazandan sonra barışın yeni miladının eskisinden farklı olacağını belirtti. Kürt sorununda ‘savaş yoluyla çözüm’ kadim devlet politikası olduğuna göre, Erdoğan’ın anons ettiği yeniliği savaşta değil, başka yerde aramak gerek.

‘Din kardeşliği’ savaşı

Savaş yoluyla barış, hem ulusal güvenlik devletinin Kürt sorununa yaklaşımıdır hem de PKK’nın ana stratejisidir. Terörün sonunun yakın olduğunu her savaş sezonu öncesinde ilan eden güvenlik devleti sorumlularının nutuklarıyla ve buna anında karşılık vermeyi varlık nedeni sayan PKK’nın meydan okumasıyla sürdürülen, parçalı bölüklü savaşla geçen son yirmi yedi yılın bilançosunu herkes biliyor. Dolayısıyla savaşın bedelinden dem vurmaya, savaşın insanlara nasıl insanlıklarını kaybettirdiğini, cinayetleri, suikastları, yargısız infazları, toplu imhaları, kulakları burunları kesilen ölüleri, yakılan köyleri, mezarı bile olmayan maktûlleri, tecavüzleri, göç etmek zorunda kalan kitleleri hatırlatmaya gerek yok. Bunların hepsini herkes biliyor. Belki tam bilinmeyen bundan fazlanın ne olabileceğidir. Ama onu tarif etmeye gerek var mı?

Bütün bunlar yeni değil. O zaman Erdoğan’ın ilan ettiği farklı milat ne? Tayyip Erdoğan’ın kısa konuşmasındaki vurguda bunun işaretleri var. ‘Bölücü terör örgütü’ve onunla ‘arasına mesafe koymayanlar’, yani ‘bunlar’ın dinle alakası olmadığı iddiası dikkati çekiyor. Bu iddiasını desteklemek için, “İmralı’daki” olarak tanımladığı kişinin Kürtlerin dininin Zerdüştlük olduğunu ilan ettiğini iddia ediyor. Ardından, ‘barış ve dayanışma ayında’, ‘medeniyetimizin geçmişinde cehalet döneminde bile haram aylarda kimsenin kimseye kurşun atmaz, kan dökmez’ken, PKK’nın asker, polis öldürmesi, insan kaçırmasına özel anlam yüklüyor.

Mezopotamya halklarının önemli bir kısmının Hıristiyan veya Müslüman olmadan önce Mazdeist olması (Zerdüştlük de denir), Türklerin de bundan on-on iki yüzyıl öncesine dek Şamanist, Budist, vs. oldukları olgusu kadar bir tarihi hakikat. Ama bugün Kürtlerin ‘Zerdüşt dini’ne dönmesini öneren Kürt sayısı, Türklerin Şamanizme dönmesini önerenler kadar. Belki daha azdır. Ama Müslüman Türk ve Kürtlerin aynı cephede yer alacakları yeni bir çatışmaya zemin hazırlamak isterseniz, “biliyorsunuz bunların dinle de alakası yok” deyip, ardından Zerdüştlüğe gönül verdiklerini ima edersiniz. Yakın bir tarihe kadar sünnetsiz veya Ermeni oldukları da iddia ediliyordu. Laik bir devletin başbakanı, ‘terör örgütü’ ve onunla aralarına mesafe koymayarak aynı suça iştirak ettiklerini iddia ettikleri kişi ve çevrelerin inançlı olup olmamalarına neden bu kadar önem atfeder?

Haram aylarda kurşun sıkmamaya gelince... Bildiğimiz kadarıyla ne TSK ramazanda PKK’ya karşı operasyonlara ara verdi, ne de polis ardı arkası kesilmeyen KCK tutuklamalarına. Ama Erdoğan usta bir manevrayla, “bu mübarek Ramazan’da sabrediyoruz ama bıçak kemiğe dayanmıştır” diyor. Bıçağın kemiğe dayanma halini Kürtlerin önemli bir kısmı yıllardır dile getiriyor. PKK, büyük ölçüde bu algıdan beslenip büyüdü. Yeni olan bıçağın karşılıklı olarak kemiğe dayanmış olması mı?

Galiba farklı milat olarak bize sunulan şey, bu kez devletin açıkça din kardeşliği bayrağı altında sürdüreceği yeni bir savaştan başka bir şey değil. PKK da herhalde bu durumda ‘Kürdi Kürdistani’ kimliği çok daha fazla öne çıkaracaktır. Bu savaştan farklı bir barış çıkar mı? Çıkar çıkmasına ama Basra harap olduktan sonra...

{ "vars": { "account": "UA-51532466-3" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }