Barışa çağrı

Belki bazılarınıza ters gelebilir.

Bazılarınızın da hoşuna gidebilir şimdi yazacaklarım...

Peşin hükümlerle karar vermeyin ne olur...

Derdim anlamaya çalışmak.

Anlatmaya çalışmak...

Şimdi karanlık bir geçitten geçiyoruz...

En önemli derdimiz de barış umutlarının her geçen gün biraz daha tükenmesi...

Kafalar hala bulanık...

Karşılıklı salvolar, meydan okumalar barış umuduna ne kadar çok zarar veriyor, bilseler...

Hele iktidarın Kobani direnişine başından beri düşmanca yaklaşımı, her şeyi alt üst etmeye, kin ve öfkeyi ayaklandırmaya yetmedi mi?

Şimdi ulusalcıyım diye mangalda kül bırakmayanlar empati yeteneklerini hepten yitirmediler mi?

Gazete manşetlerinde Kobani'ye yardıma koşan Peşmerge ordusunu PKK hamisi diye ilan ederek kafalarda nöbet tutmuş intikam arzularını kamçılamadılar mı?

Başta tarafsız olması gereken bir Cumhurbaşkanı ateşe benzinle gitmedi mi?

Basın sözcüsü Arınç "barış sürecine mahkum değiliz" demedi mi?

İşlerine gelmedi mi barış sürecini ne çabuk askıya aldılar...

Aslında barış sürecini başından beri iktidarlarını güçlendirmek ve başkanlık emellerini gerçekleştirmek için kullanmadılar mı?

Kürt siyasetinin silahlı tarafı bu oyalamayı gördü ve o da tehditler savurdu, arkasından şehit haberleri gelmeye başladı...

Ülke yeniden yasa boğuldu...

İyi mi oldu?

Kimileri seviniyordur belki...

Ülke kaosa sürüklensin, ordu darbe yapsın falan diyenler vardır muhakkak...

AKP muhalefetini Kürt-Türk düşmmanlığı üzerine bina etmeye çalışmak kadar büyük bir hainlik olabilir mi?

Burada barışı savunan Kürt siyasetçilerine de bir sözüm var...

Gelin silahlı kanatlara şu mesajı verin:

"Evet, derhal silahları bırakın...

Silahlı mücadeleye son verdiğinizi ilan edin..."

Öcalan'a gerek kalmadan...

Bunca dökülen kanı, uzun bir bilançonun kapanış maddesine yazın ve bu yoldan hesaplaşmaya bir son verin...

AKP Hükümetinin elinden bir kozu alın....

Bakalım karşınızdakiler barış görüşmesinin adını alabilecekler mi ağızlarına bir daha, görün...

Evet, eğer silahlar susarsa AKP nin barış oyalama taktiği de sona erecektir bundan emin olun...

O zaman niyetler gün ışığına çıkar, barışı sürecine sığınma gerekçeleri ortadan kalkar ve gerçek yüzlerini saklayamazlar...

Şimdi olduğu gibi...

İşte bunun için silahlar derhal susmalı...

Her kurşun iki halkın arasını daha çok açıyor...

Bu keskinleşen kırılma bizi iç savaşa götürür...

Kazananı olmayan bir savaşa sürükleniriz unutmayın...

Kürt siyasetçilerine büyük görev düşüyor bu konuda...

Biliyorum, içlerinde bunun muhasebesini yapan sorumluluk sahibi olanlar var...

Aynı zamanda kürt sorununa başından beri farklı bakan ve çözüm üretmeye çalışan sorumlu, demokrat, empati sahibi CHP liler de var, biliyorum..

Onlara da sesleniyorum...

Gelin silahalarını bırakmış bir kürt siyasetinin partneri olun...

AKP'nin terk ettiği alanı doldurun...

Ama onun gibi davranmayın...

Barışın kökleşmesi için taa 1989 yılında yazdığınız raporu bir kere daha okuyun, "artık yeni bir şeyler yapılmalı" deyip harekete geçin...

Demokrasiyi kurmak, özgürlükleri güvence altına almak, hukuk temelli bir topluma kavuşmak kürt gerçeğini ıskalayarak olmaz, anlayın...

Aynı şekilde, Birleşik Sol Muhalefete de görev düşüyor...

Onlar da seslerini barışın sağlanması için var güçleriyle çıkartsınlar...

Ülkenin sağ duyulu bütün muhalafeti bu konuda iş birliği kapılarını açsın...

Yoksa çok kötü günlere, büyüyerek yuvarlanan bir kartopu gibi sürükleniyoruz...

YORUM EKLE
YORUMLAR
vildan kapat
vildan kapat - 4 yıl Önce

...akın bey çağrınız bana o kadar samimi geldi ki bir kaç cümle yazmak istedim.ben hukuk bölümünde okuyan türki̇yeli̇ bi̇r kürdüm, saptamalariniz o kadar doğru ki̇ ve çağriniz o kadar yeri̇nde ki̇......düşünceleri̇mi̇z bu kadar bi̇rbi̇ri̇ne benzerken farkli di̇li̇ konuşmamizin ya da farkli ki̇mli̇klere sahi̇p olmamizin nasil bi̇r hükmü olabi̇li̇r .