Sayın Erdoğan’ın bu salı yaptığı açıklama da işte bu kapsamda değerlendirilmelidir. Başbakanımız lafı dolandırmayan, kaleyi gördü mü golü düşünen bir anlayışın temsilcisidir. Aşağıdaki sözleri de bunun en güzel işaretidir:
“Eline diline dursun ya. Ne protokolü yapmışız? Hangi protokol yapılmış? Neyin sözünü vermişiz? Tutukluluk süreleri uzuyorsa o da sizin yüzünüzden.”
AKP-CHP protokolü
Bu sözlerin muhatabı CHP. Hatırlarsınız belki. CHP milletvekilleri, tutuklu milletvekilleri sorunu nedeniyle yemin etmiyordu. Daha sonra AKP ve CHP arasında imzalanan bir protokol sonucunda CHP’liler yemin etmeye karar vermişti.
İşte ele dile durması gereken, “Ne protokolü yapmışız” protokolü işte bu protokol.
Ne diyor o protokol: “Tüm siyasi partilerin ve milletvekillerinin, milletimizin kendilerine verdiği bu onurlu görevi yerine getirmeleri için Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde olmaları gerektiğine inanıyoruz”.
Protokol bu temmuz ayında imzalanmış. Yani her cinsten mürekkebin çoktan kuruyacağı kadar süre geçmiş.
Erdoğan’ın “Tutukluluk süreleri uzuyorsa o da sizin yüzünüzden” demesi, siyasi hayatımızda yepyeni bir aşamaya geçildiğini de gösteriyor. Bağımsız yargının kararlarına muhalefet partisinin etkisinin iktidar partisi tarafından açıklanması elbette önemli bir haberdir.
Kendi milletvekillerinin tutuklu kalmasından iktidar partisi tarafından sorumlu tutulan bir muhalefet partisi de bir muhalefet partisini bununla suçlayan bir iktidar partisi de dünya siyaset tarihine yapılmış çok ciddi bir katkıdır. Bu salı, tarih yazılmıştır. İleride tarih kitaplarının bu açıklamayı ayrıntılarıyla işlemesi kuvvetle muhtemeldir.
O günü beklerken, Sayın Erdoğan’ın CHP’nin ne yapmak suretiyle tutuklu milletvekillerinin tutukluluk sürelerinin uzamasına yol açtığını açıklamasını beklemek gerek. Bununla beraber, milletin neredeyse yarısının oyunu almış birinin herhangi bir açıklama yapmak mecburiyetinde olmadığını da hatırlatmak isterim.
Bu milli irade işleri böyledir. Oyların yarısını alınca, istediğiniz açıklamayı yapabilirsiniz. Oyunuz bu kadar çok değilken, ‘bağımsız yargı’, “Tutukluluklara mahkemeler karar veriyor, biz karar veremeyiz” demeniz beklenirken oylar çoğaldıkça tutuklulukların sorumluluğunu muhalefete atabilirsiniz.
Aslında neredeyse her şeyi yapabilirsiniz. Hem siz yapabilirsiniz hem de sizin atadığınız kamu görevlileri. Neticede onlar da milli irade tarafından atanmış, milletin hizmetkârlarıdır. Sadece millete hesap verirler, o hesabı da sizin üzerinizden seçim sandığında verirler.
Ama milletten yeterince oy alamamış zavallı diğer partiler için bu geçerli değildir. CHP, kendisininkiler de dahil olmak üzere tutuklu milletvekillerinin tutukluluğundan sorumludur. İmzaladıklarını zannettikleri protokol yoktur. BDP ise Erdoğan’ın sözleriyle “Meclis’te kalsa ne olur, çekilse ne olur”.
Daha cihan devleti olacağız!
Meclis’teki partilerin gördüğü muamele buysa, bugün duruşması görülecek olan Devrimci Karargâh davasının tutuklu sanıklarının ya da üyeleri oldukları küçük sosyalist örgütlerin göreceği muamele ne olabilir ki?
İşin sırrı, milletin oyunun yarısını almakta. Hem oy alamamışsın hem Başbakan’ı tutukluluk mutukluluk diye yoruyorsun. Hem de tutukluluk sürelerini nasıl beceriyorsan uzatıp Başbakan’ın canını sıkıyorsun. Böyle muhalefet olmaz. Biraz sorumlu olun, bu milletin tercihlerine saygı duyun. Daha cihan devleti olacağız. Ayakbağı olmayın.