12 Haziran seçimlerine az bir zaman kala siyasi partiler seçim beyannamelerini açıkladılar.
Tüm siyasi partilerin yeni dönem hedefleri içerisinde yeni bir anayasa yapılması mutlaka var. Ancak önemli olan yeni anayasanın içeriğinin nasıl olacağı ve nasıl hazırlanacağıdır.
Bu konuya ilişkin siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları, meslek odaları, sendikalar ve bazı sivil inisiyatif ve platformlar çalışmalarını sürdürüyorlar.
Türkiye’ de en alışılmış yöntemlerden birisi, konunun uzmanları ihtiyaç duydukları zaman ve zeminlerde, belli bir elit çevreye konferanslar verir, düşüncelerini açıklar, bir anlamda ilgili konunun nasıl olması gerektiğini tebliğ ederler.
Yeni anayasa konusunda da benzer bir durum yaşanıyor. Hukukçu ve akademisyenlerden oluşan bazı kurum ve kuruluşlar: ”Anayasa konusu, hukukçuların işidir, anayasayı biz yazarız”, diyorlar.
Oysa sorun; anayasa dediğimiz toplumsal sözleşmenin hukuk dilinde ve hukuk tekniğiyle yazılmasıyla bitecek ya da kabul edilecek bir sorun değil. Hele de halkın kendisini nasıl yöneteceğine ilişkin bir sözleşme olarak alacak olursak, halka rağmen yapılacak bir anayasanın toplumsal meşruiyeti tartışma konusu olur.
O zaman, yapılması gereken; toplumun tüm kesimlerinin görüşlerini, önerilerini açıkça ve özgürce söyleyebileceği toplantılar organize ederek, doğrudan anayasanın muhataplarını işin içine katmak olmalıdır.
Son zamanlarda değişik çevrelerde bu konuyla ilgili bir dolu panel, çalıştay, konferans türü toplantılar yapılıyor. Ama ne yazık ki, çoğunda halk konunun dışında tutulduğu gibi, kimileri daha da ileri giderek; “halk anayasadan ne anlar! “ türünden elitist bir yaklaşımla anayasa yapma yerine, anayasa yazma gayreti içinde oluyorlar.
Onların bir türlü anlayamadığı; artık halkın eski halk olmadığı, eskisi gibi yönetilmek istemediği, toplumun kendisini yönetecek anayasanın çerçevesinin nasıl olacağına artık kendisinin karar vermek istediği!
Tıpkı, mühendis ya da mimar olmasa da oturacağı evin planının nasıl olacağına vatandaşın kendisinin karar vermesi gibi. Tıpkı talep edenin ihtiyaç ve istekleri doğrultusunda mimarların hazırlayacağı planın ,vatandaşın onayı olmadan uygulamaya konamayacağı, inşaatın başlayamayacağı gibi…
Son günlerde bir araya gelen hukukçu, akademisyen, gazeteci, yazar, yüzlerce aydın insanın oluşturduğu YENİ ANAYASA PLATFORMU ülkenin dört bir yanında yirmiden fazla toplantı düzenlediler.
Ancak bu toplantıların özelliği, alışıldık konferanslardan farklı olması. Bu toplantılarda konuşmacılar en fazla onar dakika konuşuyor sonra sözü toplantıyı izleyen vatandaşlara bırakıyorlar.
İnteraktif ortamda gerçekleşen toplantıların sonunda tüm katılımcıların görüş ve önerileri bir rapor haline getiriliyor. Yurt çapında yapılacak toplantıların sonunda hazırlanacak taslak anayasa tüm siyasi partilere, sivil toplum kuruluşlarına, ilgili kurum ve kuruluşlara iletilecek.
Kimilerinin popülizm eleştirilerine karşın, yılmadan, fedakarca bu toplantıları sürdüren YAP aktivistlerini ve emeği geçenleri kutlamak gerek.
Yeni Anayasa Platformu, benzer bir toplantıyı bu kez de Bodrum Demokratik Düşünce Platformunun ev sahipliğinde Bodrum’ da gerçekleştiriyor.
Bodrum gibi küçük bir ilçede ülke çapında ses getiren eylemler ve etkinlikler düzenleyen bu platformun gönüllüleri bir dolu engelleme, zorluk ve ön yargıya rağmen güzel işler başarıyorlar.
Türkiye’nin ihtiyacı olan demokratik bir anayasaya kavuşması, toplumun barış içerisinde bir arada yaşayabilmesi, nefret söylemlerinin yerini sevgi, dostluk ve barış dilinin alması; bu tür gönüllü kişi ve kuruluşların çabalarıyla ancak mümkün olacaktır.