Parlamento’daki komisyondan henüz 1982 Anayasası’nı tarihe havale edecek sivil ve özgürlükçü bir Anayasa taslağı oluşturulacağına ilişkin heyecan dalgası topluma yansımış değil. TBMM Başkanı Cemil Çiçek’in yakınmalarından da 12 Haziran seçimleri ertesindeki umut ve heveslerin kırılmakta olduğu izlenimini ediniyoruz.
Çiçek, yeni Anayasa serüvenini “Göle maya çaldık, inşallah tutar” diye özetlemekte.
Komisyon, Anayasa taslağını yazmaya nisan-mayısta başlayacak.
Türkiye’de 1960’tan bu yana anayasalar; darbeler ve muhtıralar ardından askerlerce hayata geçirildiği için son elli yılda sivillerin tümüyle yeni bir anayasa yapma deneyimi yok! 12 Eylül 1982 Anayasası da otuz yıldır hayli değiştirilmiş olmakla birlikte bugüne dek demokratik bir metin üzerinde uzlaşılamadı.
Şimdi bu şansa sahip bir Parlamento var.
Ancak nasıl bir model üzerinde uzlaşılacağı ve yeni anayasanın patentinin kime ait olacağından kaynaklanan belirsizlik ve tereddütler nedeniyle heyecan azalıyor.
Anayasa konusundaki heyecanı ateşleyen kuruluşlardan İstanbul Politikalar Merkezi’nin (IPM) İstanbul’daki toplantısı akademik bir iyimserlik içeriyordu.
Prof. Fuat Keyman’ın başkanlığında sürdürülen çalışmaların “yargı, yasama, siyasi parti ve seçim sistemi” reformlarını içeren sonuçları medyayla paylaşıldı. Prof. Ersin Kalaycıoğlu, Prof. Mithat Sancar, Prof. Ali Yaşar Sarıbay kendi alanlarında çalışmaları yöneten isimler.
İstanbul Politikalar Merkezi, daha önce bu alanda çalışmış siyasi parti temsilcileri ve akil insanlarla bir dizi toplantı gerçekleştirmişti. Ortaya 100 öneri çıkmış.
Önerileri Ankara’ya götürerek, TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na sunmuşlar. AKP, MHP ve BDP yöneticileriyle de görüşecekler.
“Anayasa Reformu Aracılığı İle Türkiye’nin Denge ve Denetleme Sisteminin Güçlendirilmesi” adıyla ortaya konan raporda başkanlık sistemi yerine güçlendirilmiş milletvekillerine dayalı parlamenter sistem öne çıkıyor.
Keyman, Kalaycıoğlu ve Sancar, Çankaya başta yeni anayasa yapmanın zorluğunun dile getirildiği her ortamda AKP’nin henüz kendi modelini ortaya koymadığı için “Yurttaşların benim anayasam diyebilecekleri bir taslak hazırlamanın güçlüğü”nden söz ettiler. Süreci ağırlaştıran da AKP’nin ne yapacağı konusundaki belirsizlik.
Cumhurbaşkanı da, “Anayasanın patentinin kime ait olacağı” tartışmasının henüz aşılamadığını düşünüyormuş.
Prof. Mithat Sancar ise asıl sorunun, “1982 Anayasası’nı referans alan” yol haritasından kaynaklandığını vurguladı.
İPM’nin anayasa reformu raporunda eksik bulduğumuz ise Kürt sorununun çözümüne ilişkin ilk üç madde; yurttaşlık, ana dilde eğitim ve özerklik gibi sorunlu alanlara girilmemiş olmasıydı.