“CHP’yi eleştiriyorsun ama Ak Parti alternatifsiz mi kalsın?” mealindeki sorulara cevabımdır…
Başbakan Erdoğan’ın, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “nerede bu Ergenekon örgütü, gidip üye olacağım” şeklindeki sözlerine verdiği “Ergenekon’un izlerini Danıştay’da, Sivas’ta, Çorum’da, Dersim’de ara” şeklindeki cevap yankı uyandırdı.
Öyle görünüyor ki, “Ergenekon’a üye olmak”, Kılıçdaroğlu’nun son siyasi gafı olmayacak. Daha neler göreceğiz izleyen günlerde, bilemiyorum. Bu arada söz konusu cümle bir “gaf” mıdır, yoksa “CHP zihniyeti” olarak adlandırılan siyasi kafa yapısının gereği olarak dillendirilmiş bir görüş müdür, bu da tartışmaya değer bir konu.
Öyle ya da böyle; kesin olan, CHP’nin Kılıçdaroğlu döneminde de “tek parti dönemi” zihniyet ve uygulamalarıyla yüzleşmek gibi bir çaba içerisinde olmayacağıdır.
Peki böyle bir CHP’nin bırakalım “değişim” türü kavramları kullanmada inandırıcı olmasını, bırakalım bazen “sol” imiş gibi görünen üsluplar kullanmasının gülünçlüğünü, bırakalım başka iddialarını; “ana muhalefet partisi” olması dahi Türkiye adına bir talihsizlik değil midir?
Son Ergenekon eksenli tartışmalar esnasında bir kez daha gördük ki, CHP’de değişen hiçbir şey yok ve de Kemal Kılıçdaroğlu’ndan “lider” filan olmaz, olmuyor.
Bazen soranlar oluyor; “AKP alternatifsiz mi kalsın?” Sorun tam da bu işte! CHP “alternatif” değil; bu kafayla olma ihtimali de yok. Ama CHP’den hala medet uman çevrelerin varlığı ile hala CHP’den “sol” umutlar çıkarmaya çalışanlar, gerçek alternatiflerin ortaya çıkması veya gelişmesinin önünü almış oluyorlar.
Türkiye’nin gündeminin özünü “daha fazla demokrasi ve özgürlük ihtiyacı” olarak özetleyebiliriz. Sorunlarının kalıcı ve sağlıklı çözümü de ancak bununla mümkündür. Dolayısıyla “alternatif” ancak bu ölçü ve ihtiyaç dahilinde ciddi bir anlam ifade eder.
CHP’nin “AKP karşıtlığının odağı olmak” yönündeki çabasının seçimlerde ortaya koyacağı sonucun ne olacağını göreceğiz. Ama bu sonuç ne olursa olsun (ki “parlak” bir sonuç olmayacağı bence bugünden belli) CHP’yi bir “alternatif” olarak görmüyorum. Çünkü CHP bize “daha fazla demokrasi ve özgürlük” ile sorunlarımıza demokratik çözümler vaat etmiyor. Aksine mevcut statükonun savunusunu yapmayı varlığının birinci ödevi sayıyor. “Tek Parti” dönemi zihniyeti ve uygulamalarıyla “rol icabı” bile yüzleşmeden uzak duran CHP neyin ve nasıl “alternatifi” olabilir ki?
Bugün hiç değilse sorunlarımızı yüksek sesle konuşabildiğimiz bir noktaya gelmiş olmanın bedelini çok ağır ödedik. CHP’nin vaat ettiği bundan ilerisi değil, daha geriye gitmektir. Kazara iktidar olurlarsa herhalde ilk icraatları Ergenekon, Balyoz gibi davaların sanıklarına af çıkartmak olacaktır. Böyle bir “alternatif” olabilir mi?
Hiç kuşkusuz ki “alternatif” vardır. Olmalıdır. Türkiye’nin sorunlarına daha fazla demokrasi ve özgürlük anlayışı içerisinde çözüm getirme iddia ve çabası içerisinde olanlar vardır çünkü. Ama biliyoruz ki henüz gerçek bir siyasi “güç” oluşturmaktan da uzaktırlar. Bu durumda, ilkesel bir sabır ve demokratik mücadele anlayışı önem kazanmaktadır. Bir de elbette duruşunu doğru bir muhalefet çizgisi haline getirme gayreti…
Malum, normal şartlarda iktidar, iktidarda olanlar açsından “yıpratıcı” bir etki yaratır. Ancak Haziran 2011 seçimlerinde de Ak Parti’nin tek başına iktidara gelecek bir çoğunluğu elde edeceğine neredeyse kesin gözüyle bakılıyor. Ak Parti’den şikayetçi olanlar da dahil olmak üzere herkesin bunun nedenleri üzerinde düşündüğünde karşı karşıya kalacağı gerçek, CHP’den başka bir şey olmayacaktır.
Kılıçdaroğlu üye olmak için Ergenekon’u arayadursun, ama şimdiden partisi içerisinde onun suyunu kaynatanlar olduğunu da aklında bulundursun…