Alay ötesi
Bunları kafalar iyice karışsın diye yaptıklarını tahmin etmek o kadar güç değil. Tam da Dink’in ailesinin avukatı Fethiye Çetin’in “Bizimle dalga geçiyorlar” isyanını doğrulayan gelişmeler oluyor. Baştan beri “derin devlet” denilen aygıtı suikastın dışına tutacak şekilde “inşa edilen” davada başlangıç noktasına dönülüyor.
Mahkeme Başkanı Rüstem Eryılmaz bu tuhaf döngüyü şöyle açıklıyor:
“Bu iddianameyi Nisan 2007’de mahkeme ‘Örgüt yok’ diye iade etmiş. Üst mahkeme bu kararı kaldırınca iddianame kabul edildi. Ergenekon soruşturması ise bir gecekonduda patlayıcı bulunmasıyla Haziran 2007’de başlamıştı.”
Bu takvim dün de yazdığımız gibi Cumhurbaşkanı seçim krizi sürecinde Genelkurmay’ın “e-muhtırası”, Anayasa Mahkemesi’nin 367 darbesiyle parlamentonun erken seçime gitmesi ve AKP’nin yüzde 47’yle dönüşü sonrasında Ergenekon’un üzerine gidilmesi takvimiyle örtüşüyor.
Karin Karakaşlı AGOS’un penceresinden dün bir kez daha tarihe not düştü:
“Önce Sabiha Gökçen haberi üzerine Genelkurmay’ın bildirisiyle öldürdüler. İstanbul Valiliği’nde MİT mensuplarınca tehdit edilirken öldürdüler. Hrant Dink’i, barış yolunu gösteren yazılarından cımbızladıkları, cümlelerle ‘Türk düşmanı’ ilan ederek öldürdüler. Mahkemeden mahkemeye koşturtur, bilirkişi raporuna rağmen ısrarla mahkûm ederken ve o mahkûmiyeti onaylamakta beis görmezken öldürdüler. Kendisi yetmezmiş gibi oğlunu ölümle tehdit ederken ve kim bilir daha ona, bizlere hiç söylemediği neler neler yaşatırken öldürdüler.
Gerisi de çorap söküğü gibi geldi. Silinen telefon görüşmeleri, karartılan deliller, gizlenen bilgiler, imha edilen raporlar, başlatılmayan ya da kapatılan soruşturmalar, zamanaşımından aklanan istihbarat memurları birbirini izledi.
Başta Veli Küçük ve Kemal Kerinçsiz olmak üzere Ergenekon sanığı pek çok ismin daha Hrant Dink sağken, mengeneye dönüşen yargı süreci ve linç kampanyalarını hazırladıkları biliniyordu. Derken Kafes eylem planı da ortaya çıktı. Gel gör ki, bu davanın Ergenekon ile bağlantısı bir türlü kurulamadı.
Dört yanımızdan yalanlarla sardılar sarmaladılar bizi. Tam beş yıldır böyle bu. En sonunda iki kişi verdiler elimize.
Yangından mal kaçırır gibi verdiler bu kararı.”
Bu dava böyle bitmeyecek.
On binlerin yürüyüşü vicdanları olduğu kadar yargıyı da harekete geçirecektir.
Bu dosya Yargıtay’dan döner.