İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, bugün partisinin TBMM’deki grup toplantısında Suudi Arabistan tarafından İstanbul’daki Suudi Konsolosluğunda öldürülen gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın davasının Suudi Arabistan’a devredilmesini eleştirdi.

Rahip Andrew Brunson’ın ABD’ye iade sürecini hatırlatan Akşener, “İhracat rekoru kıracağız diyorlardı. Trump emrettiğinde rahibi nasıl ihraç ettilerse Suudi prens emredince Kaşıkçı davasını da jet hızıyla ihraç ettiler” dedi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslendi:

Gözden kaçırmayın

Turken yöneticilerinden ABD'li siyasetçilere bağış Turken yöneticilerinden ABD'li siyasetçilere bağış

“Bay Kriz, Kaşıkçı davasını kaça sattınız? Türkiye sınırlarında işlenmiş bir cinayetin davasını, yani devletin egemenlik hakkını kaça devrettiniz?”

Erdoğan’ın iktidara gelirken verdiği demokrasi, özgürlük, katılımcı ve özgürlükçü anayasa gibi vaatlerini gerçekleştirmediğini belirten Akşener, “Millet çile çekerken ben 500 milyon dolarlık uçakla gezeceğim dememişti, onu gerçekleştirdi” dedi ve ekledi:

“Danışmanlarının elinde oyuncak olanlara, bir gün dediği diğerini tutmayanlara artık kimse inanmıyor. 2023’e sekiz ay kala millet ekmek ve yağ kuyruğunda bekliyor, domatesi biberi taneyle alıyor. Evinde battaniyeye sarılarak oturuyor. Tahıl ambarı denen Türkiye buğday ithal ettiği için belediyeler vatandaşa ekmek karnesi dağıtıyor.

“Lojistik üssü olacak dedikleri Türkiye’nin nakliyecileri yabancı sınır kapılarında haftalarca bekletiliyor.

“Çeteler sokaklarda siyasetçileri, gazetecileri dövüyor. Yandaş olmayan basına para cezaları, tweet atan 20 yaşındaki gençlere hapishane yolları gösteriliyor.”

Akşener Türkiye’nin Zambiya ile imzaladığı anlaşmayı da eleştirdi.

Anlaşmada gemilerin karşılıklı liman ziyareti yapmasının öngörüldüğünü fakat Zambiya’nın denize kıyısı olmadığını söyleyen Akşener, konuşmasına şöyle devam etti:

“Victoria Şelaleleri’ni deniz zanneden üstün bir coğrafya bilgisiyle karşı karşıyayız.

“Hani damat bakan uzaya dört şeritli yol yapacaktı ya, hazır eliniz değmişken Zambiya’ya da bir deniz çıkarıverin, anlaşmanın ayakları havada kalmasın.

“Siz karasal coğrafyalara deniz getirmeyi seversiniz. Daha önce de Ankara’ya deniz vaadi veren sizlersiniz.”