Ahmet Şık, Erdoğan’ın avukatı Mustafa Doğan İnal hakkındaki sosyal medya paylaşımları nedeniyle açılan tazminat davasını kaybetti.

TİP Milletvekili Ahmet Şık, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın avukatı Mustafa Doğan İnal hakkındaki sosyal medya paylaşımları nedeniyle açılan tazminat davasını kaybetti. Şık, üç ayrı davada karar veren mahkemelerin aynı, hakimlerin de evli olduğuna dikkat çekti.

TİP Milletvekili Ahmet Şık, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın avukatı Mustafa Doğan İnal hakkındaki sosyal medya paylaşımları nedeniyle tazminat ödemeye mahkûm edildiği davalarla ilgili açıklama yaptı. Şık, “Aynı dosya içeriğiyle açılan 3 ayrı davanın UYAP’tan belirlenen bir dijital sistem olmasına rağmen aynı mahkemeye düşmesi, hukuk varmış gibi göstermek için davalardan birinin reddedilmesi, diğer iki davada yüklüce tazminata hükmedilmesi, mahkemeye bakan hakimlerin evli ve adliyedeki odalarının dahi ortak olmasını tesadüfle mi açıklayacağız?” dedi.

TİP Milletvekili Ahmet Şık, 2020’de sosyal medya hesabından, Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu'na ait Cendere adlı kitapta yer alan ses kayıtlarına atıf yaparak avukat İnal hakkında paylaşımlarda bulundu. Şık, söz konusu ses kayıtlarından yabancı bir markanın yerli bir markaya ödemesi gereken paranın tahsil edilmemesi için İnal’ın aracılık yaptığını iddia etti.

Avukat İnal söz konusu paylaşımlar nedeniyle Şık hakkında tazminat davaları açtı. Şık’ın üç ayrı paylaşımı için tazminat talebinde bulunan İnal’ın açtığı üç ayrı davanın tamamı İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne düştü.

40 BİN LİRA TAZMİNAT

Açılan davalardan ikisi tazminat kararıyla sonuçlandı. Şık, iki dava sonunda 2020’den bu yana işleyecek yasal faizle birlikte 40 bin lira tazminat ödemeye mahkûm edildi. Bir dava ise reddedildi. Tazminat kararıyla sonuçlanan iki davanın gerekçeli kararlarında, Şık’ın sözlerinin sertliğine atıf yapıldı.

Gözden kaçırmayın

Gezi Direnişinin 9. yılında Silivri ve Bakırköy cezaevleri önünde açıklama Gezi Direnişinin 9. yılında Silivri ve Bakırköy cezaevleri önünde açıklama

Tazminat talebinin reddedildiği davaya ilişkin paylaşımının ise diğer ikisine oranla daha sert olması dikkati çekti. Şık, söz konusu paylaşımında şunları belirtti:

“Türk Yargısı şaşırtmıyor. Cumhurbaşkanı avukatı Mustafa Doğan İnal'ın kendisinin bile kabul ettiği ve yargıya müdahalede bulunulduğu iddiasıyla suç duyurusunda bulunan ses ve kayıtlarıyla ilgili savcılık kovuşturmaya yer yok kararı vermiş. Çünkü delil yokmuş. Yerseniz. Şikayetçi taraftan kimsenin ifadesini almayan, ilgili dava dosyalarıyla ilgili herhangi bir inceleme yapmayan, ses kayıtlarıyla gerçekleştiğine dair bilirkişi incelemesini yaptırmayan İstanbul Başsavcı Vekili İbrahim Bozkurt delil bulamamış! Türkiye yargısı bağımsızmış! Dünkü takipsizlik kararı bugünkünün habercisiydi. Mustafa Doğan İnal için de takipsizlik kararı verildi.''

"FRANSIZ ELÇİ NEDEN BAKANA GİDİYOR?"

TİP Milletvekili Şık, kararlarla ilgili olarak şunları söyledi:

“Söz konusu davalara konu olan ses kayıtlarıyla ilgili olarak Mustafa Doğan İnal, dönemin Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Zeybekçi’nin talimatlarıyla konuya dahil olduğunu ve yargı sürecini hızlandırmak için girişimlerde bulunduğunu açıkladı. Her şeyden önce Türkiye yargısı şu soruların yanıtını aramak zorunda. Fransa elçisi bir Fransız şirketi olan TEFAL'in süren davası için neden bir bakana gider? Nasıl bir yardım ister? Bir bakan neden ve ne karşılığında buna uyar? Cumhurbaşkanının avukatını ne ile görevlendirir? Velev ki açıklamalar doğru olsun, Cumhurbaşkanının avukatı sıfatını taşıyan bir kişi davalara yön verecek üst düzey yargı mensuplarıyla neden konuşur? Bunlar yargı bağımsızlığını zedelemez mi? Türkiye’de bağımsız, tarafsız, siyasal iktidarın ve suç ortaklarının talimatlarının dışına çıkarak hukuk saikiyle kararlar veren bir yargı olsaydı bu soruların yanıtını öğrenirdik. Hakkımda açılan davada ortaya çıkan sonucu da sürpriz olarak değerlendirebilirdik. Ezcümle hukuk saikiyle bir açıklama yapmak manasız.

"MAHKEME AYNI, HAKİMLER EVLİ, ODALAR ORTAK"

Sadece bu davaya bakarak bile yargının durumu hakkında bir tespit yapmak mümkün. Aynı dosya içeriğiyle açılan 3 ayrı davanın UYAP’tan belirlenen bir dijital sistem olmasına rağmen aynı mahkemeye düşmesi, hukuk varmış gibi göstermek için davalardan birinin reddedilmesi, diğer iki davada yüklüce tazminata hükmedilmesi, mahkemeye bakan hakimlerin evli ve adliyedeki odalarının dahi ortak olmasını tesadüfle mi açıklayacağız? Hal bu iken bir alacak verecek davasına siyasetin müdahil olmasına dair tek bir soru sormayan bir yargı varken tesadüflere inanmak aptallık olur.

"PARAYI ŞİMDİDEN CEBİNDE HİSSEDİYOR"

Mustafa Doğan İnal’ın konuyu duyurduğu sosyal medya paylaşımıyla ilgili şunu da belirteyim. İnal, bana açtığı davayı kazanıp parayı tahsil ettiğini iddia etti. İlk derece mahkemesinin verdiği karara itiraz edildi. Ancak haciz işlemi başlatılmaması için hükmedilen miktarı dosyaya teminat olarak yatırdım. Yani dava Yargıtay aşamasında sonuçlanana dek tahsil edilmiş bir para yok. Mustafa Doğan İnal’ın mesleki birikimi TEFAL örneğinde olduğu gibi yargıdaki davaların hızlandırılmasına dönük girişimlerle sınırlı olduğu için olsa gerek hukuk eğitimi almayan benim dahi bildiğim bir konunun doğrusunu anlatamıyor. Ya da istinaf mahkemesinin ne karar vereceğini çok iyi biliyor ve parayı şimdiden cebinde hissediyor.”