ABD Dışişleri Bakanlığının hazırladığı 100 sayfalık 'Küba: 21. Yüzyıl Komünizminin Başkenti' rapor tartışma yarattı. ABD söz konusu raporda Küba istihbaratının yıllardır ABD yönetiminin üst kademelerine sızdığını ve Washington'a karşı 'düzensiz savaş' yürüttüğünü iddia etti. Raporda, Havana yönetiminin ABD'yi doğrudan askeri yollarla yenemeyeceği belirtilirken, bunun yerine 'casusluk, sızma, sabotaj, vekil ağlar ve devrimci örgütlenme' yöntemlerine dayanan uzun soluklu bir strateji izlediği iddia edildi.
ABD Dışişleri Bakanlığı, Küba'nın ABD'deki ajanları aracılığıyla elde ettiği bilgileri Çin, Rusya, İran ve Kuzey Kore gibi ülkelere aktardığını da öne sürdü. ABD, Küba istihbaratını Washington için 'benzeri olmayan bir tehdit' olarak tanımladı.
ABD'nin raporuna 60 yıldan uzun süredir Washington yaptırımları ve baskılarına karşı mücadele veren Küba'dan sert tepki geldi.
Havana: Propaganda ve baskıyı meşrulaştırma girişimi
Cuba 🇨🇺 rechaza, en los términos más enérgicos, el reporte publicado el 20 de julio por el Departamento de Estado de los Estados Unidos, referido a la supuesta influencia subversiva de Cuba contra ese país.
Declaración del MINREX⬇️: https://t.co/l4IFEJubb6 pic.twitter.com/j8ES0zKptM— Cancillería de Cuba (@CubaMINREX) July 22, 2026
Küba Dışişleri Bakanlığı ise raporu 100 sayfalık ABD raporunu sert ifadelerle reddetti. Yapılan açıklamada, belgenin Küba'yı ABD ulusal güvenliği için tehdit gibi göstererek adaya yönelik ekonomik yaptırımları, uluslararası baskıyı ve olası askeri adımları haklı çıkarmayı hedeflediği vurgulandı. Havana yönetimi ayrıca Washington'ın her yıl Küba'da iç istikrarsızlığı teşvik etmek için milyonlarca dolar harcadığını ileri belirtti.
ABD'nin seçimlere müdahale, egemen ülkelere yönelik operasyonlar ve yargısız infazlar gibi uygulamalar geçmişine dikkat çekerek suçlamaları 'ikiyüzlü' olarak değerlendirdi. Açıklamada, Küba'nın 'terörizmi destekleyen devlet' olarak tanımlanmasının hiçbir somut kanıta dayanmadığı belirtilirken, ABD topraklarında Küba'ya yönelik şiddet eylemlerini planlayan kişilerin cezasız kaldığı hatırlatıldı.
Gerilim Trump'ın ikinci döneminde tırmandı
İki ülke arasındaki gerilim, ABD Başkanı Donald Trump'ın ikinci döneminde daha da arttı. Trump, ocak ayında Küba'ya petrol satan veya sağlayan ülkelerden ithal edilen ürünlere ek gümrük vergisi uygulanmasını öngören başkanlık kararnamesini imzalarken, Beyaz Saray bu adımın Küba'nın 'zararlı faaliyetlerine' karşı 'ABD'nin ulusal güvenliğini korumayı' amaçladığını açıklamıştı. Mart ayında ise Trump, 'Önce şu işi (İran) bitirelim, ardından Küba meselesi var' ifadelerini kullanarak ilhak sinyali vermişti.
Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel ise Washington'ın ülkesine askeri müdahale için gerekçe aradığını söyleyerek böyle bir girişimin tüm Karayipler'i ve Latin Amerika'yı istikrarsızlaştıracağı uyarısında bulunmuştu. Aslen Kübalı olan ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da haziran ayında Küba ordusunun kontrolündeki GAESA holdingiyle bağlantılı şirketleri yaptırım listesine aldıklarını açıklamış, söz konusu yapının ülke kaynaklarını kendi çıkarları için kullandığını iddia etmişti.
ABD'nin uzun yıllardır uyguladığı ekonomik ambargo ise Küba'daki ekonomik krizi derinleştiriyor. Yaptırımlar nedeniyle ülkede günlük elektrik kesintileri 20 saate kadar çıkarken, nüfusun yaklaşık yüzde 68'inin düzenli elektrik hizmetine erişemiyor. Elektrik kesintileri sağlık hizmetlerini olumsuz etkiliyor. Küba'da plansız elektrik kesintileri yüzünden hastanede yoğun bakımda yatan hastaların hayat destek ünitelerinin kullanım dışı kalması kaynaklı ölümler yaşanıyor. Karayipler'de konuşlanan ABD donanması Küba'ya gıda ve yardım malzemelerinin gönderilmesine de engel oluyor.