7 Alevi çatı örgütünün düzenlediği "" binlerce kişinin katılımıyla İstanbul Yenikapı Gösteri Merkezi’nde gerçekleştirildi.

Kurultay bildirgesinde "Bu ülkede yaşayan, ayrımsız herkesin temel insan haklarından yararlanmasını ve eşit yurttaşlık temelinde bütün kimliklerin kendilerini özgürce ifade edebilecekleri laik ve demokratik bir anayasa, bizim açımızdan kaçınılmaz bir zaruriyettir" denildi. 

Cemevlerinin ibadethane statüsünün kabul edilmesi, el konulan dergahların ve mekanların iadesi, zorunlu din derslerinin kaldırılması, eğitimin dinselleştirilmesinden vazgeçilmesi, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın tasfiyesine dönük adımların atılması, başta Aleviler olmak üzere ötekileştirilen tüm kesimler aleyhine sürdürülen negatif ayrımcılığa son verilmesi, Madımak’ın utanç müzesi yapılması gibi pek çok talep sıralandı.

Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) ile Demokratik Alevi Dernekleri (DAD)'ın çağrısıyla düzenlenen kurultaya HDP ve CHP Milletvekilleri, TİP Milletvekili Barış Atay, Adalar, Avcılar, Sarıyer, Küçükçekmece, Beşiktaş belediye başkanları, HDK Eş Genel Sözcüsü Esengül Demir, Emek Partisi GYK Üyesi Levent Tüzel, TKP İstanbul İl Başkanı Aydemir Güler, TKH Genel Başkanı Aysel Tekerek, ESP Eş Genel Başkanı Şahin Tümüklü, HDP İstanbul İl Eş Başkanı İlknur Birol da katıldı.

“Demokratik ve Laik Türkiye için" çağrısıyla İstanbul Yenikapı Gösteri Merkezi’nde düzenlenen kurultay öncesi sahne önüne beyaz mumlar konuldu. Alevilerin "Çerağ uyandırmak" olarak adlandırdığı dualarla başlayan kurultay, semah töreniyle devam etti.

Etkinliğin düzenlendiği salona, "Laik ve demokratik Türkiye için büyük Alevi kurultayı", "Koçgiri, Dersim, Malatya, Maral, Çorum, Sivas, Gazi, Gezi hakikat,yüzleşme, adalet", " Barış, çağdaş, bilimsel, laik, anadilinde eğitim, zorunlu din dersleri kaldırılsın", "Savaşa hayır", "Ekonomide adalet", "Madımak Utanç Müzesi olsun", "Doğa ve canlı kırımına hayır", "Diyanet kapatılsın, "Ocağıma, inancıma dokunma", "Laiklik, eşit yurttaşlık, yeni anayasa, cem ibadetimiz, cemevleri ibadethanemizdir", "Aleviler vardır, Alevilik haktır", "Dergahlarımızı istiyoruz" taleplerinin yazılı olduğu pankartlar asıldı.

225159

ASLAN: İNKAR EDENLERE İNAT BURADAYIZ

Kurultayın ilk konuşmasını Alevi Bektaşi Dernekleri Federasyonu Başkanı Mehmet Aslan gerçekleştirdi. İnkara karşı Alevilerin bir arada olduğunu ifade eden Aslan, "Bizi inkar edenlere inat buradayız. Bizi görmezden gelenlere karşı buradayız. Biriz, birlikteyiz. Alevilikle ilgili yoğun bir gündem var. İktidar, yaz aylarında sanki Aleviler bu ülkenin güvenlik sorunuymuş gibi İçişleri Bakanlığı öncülüğünde Alevi köylerini, muhtarlarını, derneklerini ziyaret etti. Ülkenin mülki amirleri, kaymakamlar ve valiler devletin görevlisi olması gerekirken, iktidarın birer görevlisi gibi köy muhtarlarına, Alevilere gözdağı vermek için ayaklarına çağırdılar. Yurttaşlık bağıyla bu ülkeye bağlı olan her yurttaşın sosyal devlet anlayışıyla hakkı olan hizmetler için sanki bir lütufmuş gibi 'hayata geçirdik' dediler. Alevilerin eşit yurttaşlık talebinin altını boşaltmak için Alevi köylerine yapılan asfalttan, taştan, çatıdan, onarımdan, bakımdan Alevilere lütufmuş gibi bir algı yarattılar” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kendi yandaşlarıyla bir fotoğraf vererek Alevilere demokratik bir açılım getirdiğini söylediğini hatırlatan Aslan, “Aleviler laik, demokratik Türkiye, eşit yurttaşlık, devlet tüm inançlar ve dinlerle arasında mesafe koymalı dedikçe, iktidar inadına tekçi, inkarcı anlayışıyla sanki bir diyanet yetmiyormuş gibi Alevi Diyanet'i yapılabilmesine soyundu. Alevilerin Kültür ve Turizm Bakanına bağlı bir daireyle kontrol altına almak isteyen iktidar, torba yasalarına Alevilerin inancını, ibadetini, ibadethanesini yok sayan anlayışla, cemevlerini sanki turistlik bir mekanmış gibi Kültür ve Turizm Bakanlığına bağladı" dedi.

Sakine Kültür'ün faili: Beni emniyete, istihbarata sorun Sakine Kültür'ün faili: Beni emniyete, istihbarata sorun

alevı-18

"LAİK VE DEMOKRATİK BİR TÜRKİYE"

İktidara seslenen Aslan, "Şunu bilin ki Aleviler bu ülkede laik ve demokratik bir Türkiye'den başka bir şiarı yok. Aleviler eşit yurttaşlık, laiklik, demokrasi diyor. Ama siz bu ülkeyi diyanete, tarikatlara, cemaatlere mahkum ettiniz. Alevi toplumu bu inkarcı, tekçi anlayışa karşı yıllardır mücadele ediyor. Alevi örgütleri köy köy, kasaba kasaba, il il dolaşarak Türkiye ve Avrupa'da örgütlü bir güç elde ettiler. Bu örgütlü güçten korkuyorlar. Bu örgütlü gücün laiklikten, demokrasiden yana olmasından korkuyorlar. Onlara inat Alevisiyle, Sünnisiyle, Kürt'üyle, Türk'üyle, Çerkez'iyle, Laz'ıyla bütün çeşitliğiyle, bütün güzelliğiyle bir arada olmaya çağırıyorum. O inkarcı, tekçi anlayış, 44 yıl önce Maraş'ta Alevileri ve Alevi dostlarını katleden zihniyet, halen katliamına farklılık göstererek devam ediyor. Sadece Alevileri katletmiyorlar. Şimdi de inkar etmeye çalışıyorlar. Siz kimsiniz ki bu topraklarda Alevilere boyun eğdireceksiniz. Sadece Aleviler değil bu topraklarda inancından dolayı etnik kimliğinden, dilinden, renginden, cinsel tercihinden dolayı zulüm görmeyen hiç kimse yok. Ülkeyi yönetemeyenler, ülkeyi ekonomik krize götürenler, insanları yoksulluğa mahkum edenler, hukuksuzlukla, baskıyla, korkuyla yönetmeye çalışıyorlar" ifadelerini kullandı.

225156

SİYASİLERDEN MESAJ

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu kurultaya gönderdiği mesajında, "Değerli yurttaşlarım, kıymetli canlar. Gerçekleştirdiğiniz bu önemli buluşmaya katılamadığım için fevkalade üzgünüm. Türkiye’yi eşit ve özgür bir geleceğe taşımak, inanç ve düşüncenin özgürlüğü için yürüdüğümüz bu uzun yolun sonunda, huzur olacak, güven ve kardeşlik olacak. Özgürlükler olacak. Sizlere saygı ve sevgilerimi sunuyor, her birinizi ayrı ayrı kucaklıyorum…” dedi.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu da mesajında "Lâik ve Demokratik Türkiye için Büyük Alevi Kurultayı” başlıklı buluşmanızın toplumsal barışımıza ve demokratik  kültürümüze büyük katkı yapacağına inanıyorum. Bu anlamlı toplantıya bir cenazemiz dolayısıyla katılamadığım için çok üzgünüm. Ancak yüreğimiz ve zihnimiz sizinle. Eşit, adil ve yaşanabilir bir Türkiye'yi birlikte inşa edeceğiz. Bu duygularla bütün canlara selam ve saygılarımı sunar, başarılar dilerim." ifadelerine yer verdi.

225160

"DEMOKRATİK TALEP VE DEĞERLERİ SAHİPLENİYORUZ"

HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar'ın okunan mesajında ise şu ifadeler yer aldı:

"Bu topraklarda yaşayan tüm halkların toplumsal ve tarihsel dokusuna aykırı olan tekçi, inkârcı, asimilasyoncu egemenlik sistemine karşı mücadele edenlere selam olsun. Tüm halkların, kimliklerin, dillerin, kültürlerin, inançların eşitliğini, özgürce yaşaması; laikliğin gerçek anlamda uygulandığı, devletin tüm inançlara eşit mesafede olduğu, herkesin kendi inancını kendi olanaklarıyla yaşadığı demokratik bir sistemin inşası için mücadele ettik, etmeye devam ediyoruz. Alevilerin ibadethanesi Cemevidir. Bu hakikat siyasetten büyüktür. Bu hakikat tüm baskı, şiddet ve katliamlara rağmen dimdik ayaktadır. Onun için Cemevlerine farklı statü aramak, onları kültür merkezi düzeyine çekme çabaları beyhude bir siyasettir ve kendileri gibi tarihin çöp sepetine atılacaktır. Egemen sistemlerin katı merkeziyetçi, nefret ve şiddet politikaları ile yok edilmek istenen Alevilerin; insan hak ve özgürlükleri ile eşit yurttaşlık hakkını amaçlayan mücadeleleri takdire şayandır.

HDP olarak, Alevi canların inançsal kimliklerinin tanınması ve ibadet alanında yasal statü kazanmaları için yanlarında olduğumuzu, mücadelelerine destek verdiğimizi bir kere daha vurgularken; Alevi örgütlerinin büyük emeklerle elde ettiği kazanım, demokratik talep ve değerleri sahipleniyoruz. Alevi Sorununda çözümün asıl muhatabı Alevi toplumu ve toplumun demokratik kurumlarıdır. Devlet, hükümetler ve siyasal partiler ise sorunun çözümünden sorumludur. Biz HDP olarak eşit yurttaşlık temelli bir çözüm için sorumluluk alıyor ve toplumun kendi ifade ve istemleri doğrultusunda ortak yaşam ve eşit yurttaşlık için mücadele ile çözümü sağlayabilmek için buradan çağrıda bulunuyoruz. Ne Kralların tacına ne de Padişahların tahtına boyun eğmeyen, bu yolda ser verip sır vermeyen, gülü gül ile tartan, siz değerli canların bu görkemli kurultayını bir kez daha selamlıyoruz. Mücadeleniz mücadelemizdir. Hızır yar ve yardımcınız olsun…"

SONUÇ BİLDİRGESİ

Büyük Alevi Kurultayı'nın sonuç bildirgesi yayımlandı:

"Büyük Alevi Kurultayı, Türkiye ve Avrupa’dan Alevi kurum yöneticileri, İnanç önderleri, Ocak, Sürek ve topluluk temsilcileri, Sanatçılar, Akademisyenler, Alevi Yöre Dernekleri, Siyasi partiler, Sivil Toplum Örgütlerinin temsilcileri, dostlarımız ve on bini aşkın canımızın katılımıyla 25 Aralık 2022 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirilmiştir.

İnsanlık, geçmişten günümüze kendi içinde aydınlık ile karanlığın mücadelesine sahne olmuştur. Bu mücadele günümüzde de devam etmektedir. Biz Aleviler bu tarihsel süreçte, karşı karşıya kaldığımız bütün kıyım ve saldırılara rağmen aydınlıktan yana durmaktan asla geri durmadık.

Yaşadığımız çağda çok büyük sosyal, teknolojik, ekonomik ve siyasal gelişmeler yaşanmaktadır. Ancak bu gelişmelerin her zaman iyi yönde olduğunu söylemek mümkün değildir. Haksızlıklar, sömürü, açlık, sefalet, savaş ve doğanın tahribatı her gün daha da artmaktadır. Farklı kültürel ve toplumsal cinsiyet kimlikleri, farklı etno-dinsel ve yaşam tarzları devamlı baskı altında tutulmaya devam edilmektedir.

Ülkemizde de bu sorunların fazlasıyla yaşandığına tanık olmaktayız. Türkiye’de tekçi, Türk-İslam sentezci uygulamalar hayatın her alanında kendini hissettirmekte ve iktidarın kurduğu sosyal ve politik baskı mekanizmalarıyla daha da kurumsallaştırılmaktadır. Zorunlu din derslerini kaldırmak bir yana eğitim daha da dinselleştirilmektedir. Diyanet İşleri Başkanlığı hayatımızın her alanına müdahale eden ‘’fetva’’larına devam etmektedir. Cemaat ve tarikatların önü açılarak yoksul halk yığınları kimliksizleştirilmekte ve her türlü istismara açık bırakılarak kullanılmaktadır. Kız çocukları ‘’evlilik’’ adı altında sistemli cinsel istismara maruz bırakılmakta ve sorumlular cezasız kalmaktadır. Toplumsal yaşam, başta kadınlar olmak üzere her türlü şiddete ve cinayete açık hale getirilmektedir. Gelir dağılımındaki adaletsizlik ile toplumun büyük bir kesimi her gün daha da yoksullaştırılmaktadır. Başta Kürt sorunu olmak üzere red, inkâr ve çatışmalar yüzünden insanlarımız hayatını kaybetmeye devam etmektedir. Baskı ve asimilasyon politikaları sonucunda halklar, inançlar ve kültürler mozaiği olan bu topraklar gittikçe çoraklaşmaktadır. Temel insan hakları yok sayılmakta, yeni yasaklamalar ve keyfi uygulamalarla ülkemiz bir hapishaneye dönüştürülmüştür.

Laiklik, demokrasi, temel insan hakları, ifade özgürlüğü ve eşit yurttaşlık konularında ülkemiz her gün biraz daha kötüye gitmekte, mevcut anayasa bile uygulanamaz hale getirilmektedir.

Rızalık toplumuna inanan bizler için, bu ülkede yaşayan, ayrımsız herkesin temel insan haklarından yararlanmasını ve eşit yurttaşlık temelinde bütün kimliklerin kendilerini özgürce ifade edebilecekleri laik ve demokratik bir anayasa, bizim açımızdan kaçınılmaz bir zaruriyettir.

Yetmiş iki millete bir nazarla bakan biz Aleviler, halkları eşit ve kardeş görürüz. Her Alevi bilir ki Kürt de Ermeni de Laz da Rum da Arap da ve devletin inkâr ettiği her kimlik bizim açımızdan tartışmaya açılamayacak bir hakikattir. Bizim gözümüz halklar arasına sınır çizen devletin gözü değil, ermişin, dervişin, abdalın, seyidin, pirin, mürşidin, talibin ve cümle canların gözüdür.

Geçmişe baktığımızda, herkes gibi biz de kıyımlardan geçmiş, asimilasyona uğramış ve inancını gizlice yaşamak zorunda kalmış bir topluluğuz. Bu gerçekliğin farkında olarak, toplumsal yüzleşme kaçınılmaz bir gerekliliktir.

Ocaklarımızın bin yılı aşkın süredir, bin bir emekle bu günlere taşıdığı Alevilik, kentleşmeyle birlikte vakıf, dernek ve Cemevlerimizin kurulmasıyla yeni bir boyut kazanmış, daha görünür olmuş ve hak temelli mücadelesini geliştirmiştir. Bütün bunlar emekle ve tırnakla kazınarak elde edilmiştir. Devlet Alevilerin bu gelişme sürecine kayıtsız kalamamıştır. Bu sebeple, çalıştaylar düzenleyerek ve farklı biçimlerde ilişkiler kurarak sorunları çözmek yerine, yeni sorunlar yaratarak toplumu yanıltma yolunu seçmiştir.

Alevilerin içinde kendi Alevisini yaratma çabalarını sürdürmüş, tarihsel belleğinde olumsuz yer bulan tarihsel kişilikler öne çıkarılmıştır. Başta okullar olmak üzere kamu kurumları ve hayatın her alanında iktidar eliyle ayrımcılık hız kesmeden devam etmiş, ayrımcı uygulamalar ve nefret söylemleri bizzat iktidarın en yetkilileri tarafından ifade edilmiştir.

İktidar, Diyanet İşleri Başkanlığı ve diğer kamu kurumlarının eliyle asimilasyon politikalarına hız kesmeden devam etmektedir.

Son dönemde Alevilere yönelik çalışmalar hızlandırılarak birçok yeni uygulama hayata geçirilmiştir. İç İşleri Bakanlığı eliyle Alevi toplumunun içinde çalışmalar yapılmakta ve Alevilerin sorunları maddi sorunlara indirgenerek Alevilerin gerçek sorunlarının üstü örtülmeye çalışılmaktadır. Alevilerin gerçek sorunları, doğrudan negatif ayrımcı esaslara ve siyasal rejimin ihtiyaçlarına göre yapılandırılmış ve kronik hale gelen sorunlardır. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şahkulu Sultan Dergahı’nda yine her zaman yaptığı gibi Alevilerin kendi öz örgütlerini yok sayarak, çevresinde toplayabildiği kimi göstermelik, muhataplarıyla, sanki tüm Alevi toplumu ve örgütleri kendi arkasındaymış gibi, bir fotoğrafın önünde Alevilere sözüm ona müjde adı altında sözde demokratik bir reform paketini açıklamıştır.

Mecliste geçirilen torba yasa ve resmi gazetede ilan edilen Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ne demokratiktir, ne de müjdedir. Aksine bunlar Aleviliğin şimdiye kadar devlet gücüyle soluksuz bırakılmasının yeni bir aşamasıdır. Ancak, Alevi, toplumunda bunun bir karşılığı yoktur, beyhude bir çabadır.

Bir inanç olarak, Aleviliği tüm yönleriyle kabul etmek yerine, Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı bir ‘’Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’’ kurarak bizi hem inkâr etmekte hem de bir kültürel bir öğeye indirgeme çabası içine girmektedirler.

Aynı zamanda Alevilerin sorunlarını, 17/18 Eylül 2022 ‘deki Hacı Bektaş deklarasyonunda ifade ettiğimiz üzere, Cemevlerinin elektrik, su sorunu, imar sorunu, dedelerimize ulufe diye dağıtılacak maaş sorununa indirgemektedirler.

Bir taraftan da bizzat Cumhurbaşkanı ve devlet yetkilileri Aleviliği kendilerine göre tanımlama çabalarına devam etmekte, Alevileri kendi içinde, İslam içi İslam dışı, Ali’li Ali’siz diyerek, hedef tahtasına koyma, kutuplaştırma ve bölme girişimleri yürütmektedirler.

Anayasada Türkiye’nin laik, demokratik bir hukuk devleti olduğu belirtilmektedir. Ancak bütün uygulamalar laikliğin olmadığını göstermektedir. Biz Alevilerin, haklarını talep ederken Diyanet İşleri Başkanlığı’nın karşısında bir Alevi diyaneti talep etmiyoruz. İstediğimiz laikliktir. Devletin tüm inançlardan elini çekmesi, laikliğe aykırı olan kurumların kapatılarak gerekli yasal ve anayasal düzenlemelerin yeniden yapılması ve toplumsal ilişkilerin dinsel temalardan arındırılması gerekmektedir.

İnsanlığın büyük ilerlemeler kaydederek geldiği bu çağda, yaşadığımız ülkede geriye dönüp baktığımızda, yok sayılmayı ve büyük acılarla karşı karşıya bırakılmayı görüyoruz. Ancak biz Aleviler, nasıl bir ülkede yaşamak istediğimizi geçmişimizden aldığımız mirasla, tüm farklı toplumsal kesimlerle birlikte eşit, özgür, laik, demokratik ve hakça bölüşümün olduğu bir ülkede yaşama isteğidir.

Bugüne kadar, Alevi toplumunun meşru kurumları, farklı zamanlarda ve değişik zeminlerde, kendi içinde, akademik çevrelerle, devletin ve iktidarın yetkili organlarıyla, siyasi partilerle, sivil demokratik çevreler ve kurumlarıyla defalarca, kongreler, sempozyumlar, çalıştaylar, toplantılar, görüşmeler gibi çok sayıda çalışmalar yaparak ne istediklerini çok açık ve net bir şekilde ortaya koymuştur. Ne istediğimiz daha iyi bilinsin diye, defalarca açıklamalar, mitingler, yürüyüşler ve benzeri etkinlikler gerçekleştirdik. Bu çalışmalarımızın büyük bir bölümünü tüm kurumlar ya birlikte gerçekleştirdik ya da her birimiz farklı platformlarda ama aynı şeyleri ortaya koyarak gerçekleştirdik. İşte, bu sonuç bildirgesiyle ortaya koyduğumuz talepler, bütün bu çalışmaların birikimi olarak ortaya çıkmıştır. Zaten, herkesçe bilindiğini düşündüğümüz haklarımızı ve taleplerimizi bir kez daha açıkça ifade etmiş oluyoruz.

TALEPLER:

Alevi toplumumuzun meşru kurumlarının, ocaklarının, süreklerinin ve cümle canlarımızın bu kurultayda ortaya koydukları temel talepleri bir kez daha kamuoyuna ilan ediyoruz:

*Cemevlerinin ibadethane statüsünün kabul edilerek, bu statünün gerektirdiği tüm hakların tanınması, el konulmuş dergahlarımızın ve mekanlarımızın geri iade edilmesi ve aleyhimize düzenlenmiş olan yasal düzenlemelerin geri çekilmesi,

*Toplumun tüm kesimlerine bir deli gömleği gibi giydirilen, zorunlu din derslerinin zorunlu olmaktan çıkarılması, toplumun tümüyle çağın gerisine savrulmasına neden olan eğitimin dinselleştirilmesinden vazgeçilmesi,

*Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, toplumun tümünü domine etmeye yönelik girişimlerden bir an önce elini çekerek, temel siyasal sorunlarımız konusunda bir referans mercii olmaktan uzaklaştırılması ve nihayet tasfiyesine dönük adımların atılmaya başlanması,

*Gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması, başta Aleviler olmak üzere ötekileştirilen tüm kesimler aleyhine sürdürülen *negatif ayrımcılığa derhal son verilmesi,

Madımak’ın utanç müzesi yapılması,

*Alevilere karşı işlenen nefret suçlarının açığa çıkarılması ve bu gibi nefret suçlarının önüne geçilmesi için gerekli hukuki tedbirlerin alınması,

*Alevilere karşı yapılmış olan kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzleşilmesi,

*Kutsal mekanlarımıza ve coğrafyamıza yönelik yağma, talan ve el koyma girişimlerine son verilmesi,

*Alevi yerleşim yerlerinin isimlerinin değiştirilmesinden vazgeçilmesi ve değiştirilen yerlerin isimlerinin iade edilmesi,

*Alevi inancında özel yeri olan günlerin resmi tatil edilmesi,

*Kamusal yayıncılığın ayrımcılıktan arındırılması,

EŞİT YURTTAŞLIĞI İÇEREN YENİ BİR ANAYASA TALEBİ

Ve uzun sözün özü, eşit yurttaşlığı da içeren yeni bir anayasanın yapılması, taleplerini bir kez daha buradan ilan ediyoruz.

Kurultayımız, eşitsizliklerin derinleştiği, demokrasinin ve temel insan haklarının rafa kaldırıldığı, laiklikten giderek uzaklaşıldığı, ayrımcılık ve şiddetin arttığı, politik gerilimlerin yükseldiği ve Alevilerin daha da ağır sorunlar yaşadığı bir dönemde yapıldığından daha da önem kazanmaktadır. Biz Aleviler geçmişte olduğu gibi bugün de birlikte yaşamanın sorumluluğunu bilerek yeniden yaşanabilecek bir ülke özlemini gerçekleştirmek için üzerimize düşen sorumluluğu son bir evimiz kalsa dahi yerine getirmekte kararlıyız. Ülkemizin geleceğinin konuşulduğu bugünlerde biz Aleviler, herkesin kendisini temsil ettiği demokratik parlamenter sistemden yana olduğumuzu bu kurultayda beyan ediyoruz.

Bu kurultayda bir araya gelen bizler, laik, eşit ve özgür bir yaşamın sadece Alevilerin ihtiyacı değil, bu ülkede yaşayan herkesin ihtiyacı olduğunun bilincindeyiz. O yüzden ne istiyorsak, herkes için istiyoruz. Ne yapacaksak hep birlikte yapacağız.

Tekrar söylüyoruz, asimilasyon ve yok etme politikalarına karşı, Seyit Nesimi’nin dediği gibi iki cihana sığmayan bizler, Kültür Bakanlığına da torba yasaya da sığmayız. Aleviler Vardır, Alevilik Haktır."

İMZACILAR:

Alevi Bektaşi Federasyonu

Alevi Dernekleri Federasyonu

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu

Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı

Alevi Kültür Dernekleri

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği

Demokratik Alevi Derneği

Kaynak: Evrensel