301 kararı
25 Ekim tarihli karar üzerine Prof. Mustafa Erdoğan’ın Taraf gazetesinde (8 Ekim Salı) geniş bir inceleme yazısı çıktı.
Prof. Erdoğan düşünce özgürlüğü üzerinde “Demoklesin kılıcı” gibi sallanan 301’in bir hukuk devletinde yasalarda yer almamasını senelerdir savunduğu için AİHM’nin kararının sonuçları hakkında hükümeti uyarma gereği duymuş:
“Ülkede ifade özgürlüğünün garanti altında olduğunun kanıtı, iktidar sahipleriyle muvafık olanların görüşlerini rahatça açıklayabilmeleri değil, aykırı görüşler seslendirenlerin bunu yaparken kendilerini güvende hissetmeleridir.”
1915 “Ermeni soykırımı” iddiaları konusunda “resmi tezler”e karşıt görüşleriyle tanınan Prof. Taner Akçam’ın AİHM’ye yaptığı başvuru tam da bu durumdan kaynaklanıyor.
Taner Akçam, 301’den yapılan şikâyetler nedeniyle hakkında “mahkûmiyet” olmamasına karşın AİHM, üzerindeki baskının yol açtığı kaygı ve korkular sonucu akademik çalışmalarını duraksatmak zorunda kalmasını dikkate alarak kendisini “ihlal mağduru” saymıştır. Böylece mahkeme ilk kez “önleyici” bir karar almıştır.
Karar, ifade özgürlüğünü ihlal nedeniyle TCK 301’i mahkûm etmektedir:
“Taner Akçam hakkında soruşturma başlatılmış olması, Türk ceza mahkemelerinin 301. maddeyi Ermeni sorunuyla ilgili olarak uygulama biçimi ve ayrıca başvurucuya karşı yürütülen kamusal kampanya göstermektedir ki, bu meselede ‘hoşlanılmayan’ veya ‘makbul olmayan’ görüşler ifade eden kişiler ciddi bir kovuşturulma tehlikesiyle karşı karşıyadırlar ve dolayısıyla başvurucunun üzerinde gerçek bir tehdit asılı durmaktadır. Bu durumda, başvurucunun Sözleşme’nin 10. maddesinde tanınan ifade özgürlüğünü kullanmasına bir müdahale söz konusudur.”
AİHM kararında TCK 301’de yapılan son değişikle Adalet Bakanı’nın iznine bağlanan dava açma yetkisinin sakıncalarına değinilmektedir:
“Kanun koyucunun devlet kurumlarını alenen aşağılanmaktan koruma amacı gütmesi bir dereceye kadar kabul edilebilir olmakla birlikte, 301. maddede kullanılan terimlerin kapsamı, yargı tarafından yorumlandığı şekliyle, çok geniş ve belirsizdir, bu haliyle hüküm ifade özgürlüğünün kullanılmasına daimi bir tehdit oluşturmaktadır.”
AİHM “Bir hukuk devletinde TCK’nın 301’inci maddesi gibi bir yasa hükmü olmaz” sonucuna varmıştır.
Prof. Erdoğan’ın işaret ettiği gibi ifade özgürlüğünün varlığı “muhaliflerin” düşünce ve yaşama haklarından bağımsız yorumlanamayacağına göre bu güveni sağlamak iktidarların görevidir.
Hrant Dink’in sonunu 301’den ayrı görebilir miyiz?!
301 kaldırılmalıdır.