23 Nisan'ı nasıl bilirdiniz?

Abone Ol

Belirtelim, bu erken bir 23 Nisan yazısıdır. Geciken adaletimiz, geciken hukukumuz ve geciken modernleşmemizin tersine.

 

Her yıl tekrarlandığı üzere yine bir 23 Nisan’da Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakanlar, Valiler, Belediye Başkanları kimseye vermeye yanaşmadıkları koltuklarını çocuklara gönül rahatlığıyla bırakacaklar.

 

Pırıl pırıl çocuklar o koltuklarda öğretmenleri tarafından ezberletilen vaatleri sıralayıp isteklerini dile getirme olanağı bulacak. Böylece birkaç dakika da olsa bir koltuğa sahip olmanın hazzını yaşayacak. Bu durum insanın içini neşeyle doldurur mu bilinmez ama çocuklarımızı büyük bir yalanla kandırdığımızı belirtmeme izin verin lütfen.

 

İzin verin ki andımızla Türk, çalışkan ve doğru yapmaya çalıştığımız çocuklarımızı 23 Nisan’da nasıl büyük bir yalanın aracı kıldığımızı da fark edelim. Yalanı gerçeğe gerçeği yalana dönüştürmedeki devlet aklının nelere kadir olduğunu da görüp hatırlamış oluruz belki. Hatırlayalım ki birileri genç beyinleri iğdiş edip düşünce yetilerini törpülemeye son versin artık.

 

İmdi biliyorsunuz bir yalanın çok kez tekrarlandığında gerçek olması gibi çocuklar anlattığımız yalanları gerçek sanıyor. Onları Birinci Dünya Savaşı’nda “Almanlar yenildiği için biz de yenik sayıldık” yalanıyla avuttuğumuz gibi 23 Nisan tarihiyle de kandırmaya devam ediyoruz.

 

Nedir o aldatmaca sorusunun cevabı 1927 yılında Çocuk Esirgeme Kurumu Başkanı Dr Fuat Umay’ın yetim çocukların ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla başlattığı çalışmalardadır. Dr Fuat’ın kuruma gelir sağlamak için başlattığı toplantılar çocuk bayramı için esin kaynağı oluşturur.

 

Yani ortada iddia edildiği gibi Atatürk’ün çocuklara armağanı olan bir bayram söz konusu değildir. Atatürk’ün rolü burada sadece bu etkinliklere katılan çocukları Çankaya’da kabul edip sohbet etmesi ve onlarla ilgilenmesinden kaynaklanır.

 

Peki, o zaman nedir 23 Nisan’ın anlamı? Efendim, 23 Nisan’ın anlamı yeni bir ruhtur. Osmanlı padişahı etrafında kurgulanan tek kişi iktidarının yerini millete, milletin mebuslarına bırakmasıdır. Yani ilk TBMM’nin açılmasıdır. Bu ilk meclis Kurtuluş Savaşı’nı başarıya ulaştırıp saltanat rejimini ortadan kaldırır. Bu yönüyle kurucu ve devrimci bir meclis özelliği taşır. Bu özellik meclisi yeni bir ruhun taşıyıcısı kılar.

 

Farklı görüşlerden her insanın temsil edildiği Birinci TBMM’nin ruhuna Nisan’ın bir başka gününde 1 Nisan 1923’te son verilir. Lozan Antlaşması’na yönelik itirazların yükseldiği sırada meclisi dikensiz bir gül bahçesine dönüştürmek isteyenler Cumhuriyet Halk Fırkası’nı kurarak ilk meclisi tasfiye ederler.

 

Bu tarihten sonra ulusal egemenlik yerini Cumhuriyet Halk Fırkası’nın egemenliğine bırakır. Artık egemenlik halkın değil CHF’dadır. İllerde devletin valileri aynı zamanda Halk Parti’sinin il başkanı, mecliste ise sadece Halk Parti’sinin seçtiği temsilciler bulunur. Bu durumda bugün meclisin açılışı vesilesiyle kutladığımız 23 Nisan ruhu kesintiye uğrar. Çünkü egemenliğin kaynağı değişse de artık millete ait olmadığı ortadadır.

 

CHF tarafından çalınan 23 Nisan’ın ruhu ancak 1950 yılında geri döner. DP iktidarıyla halkın gerçek temsilcileri tekrar mecliste olur.

 

27 Mayıs 1960’ta “zinde güçler” harekete geçerek 23 Nisan ruhunu Yassıada’da boğdurur. 12 Mart 1971’de ise 23 Nisan ruhu beş komutanın verdiği muhtırayla kontrol altına alınır.

 

12 Eylül’de 23 Nisan’ın ruhu tankların arasında ezilir. 28 Şubat’ta post modern darbelerin, 27 Nisan’da e-muhtıraların hedefi olur 23 Nisan.

 

Bu süreç içerisinde kâh bölücülük kah irtica tehlikesi gerekçesiyle toplumsal iradeye Anayasa Mahkemesi tarafından sık sık ambargo koyulduğunu da unutmayalım. Benzer ama bu sefer farklı bir girişim yine tesadüfe bakın ki bir başka Nisan’da YSK’nın oyununa kurban edilecekken son anda engellenir.  

 

23 Nisan’la ilgili belki de farkında olmadığımız en trajikomik durum ise bu tarihin “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” adıyla resmi olarak kutlanmasına 12 Eylül generalleri döneminde başlanmış olmasıdır.

 

Yani milletin egemenliğine milletin silahıyla el koyanlar millete bir de resmi olarak ulusal egemenlik bayramı kutlattılar. Bu yetmezmiş gibi daha çocuk yaşta sayılan Erdal Eren’i astıranlar iktidarları boyunca her 23 Nisan’da çıkıp ulusal egemenliği yücelten nutuklar sıraladılar ve utanmadan çocukları koltuklarına alıp çocuklara ne kadar çok değer verdiklerini göstermeye çalıştılar.

 

Ne diyelim, biz de her 23 Nisan’da ya çocuklar gibi şenlenip bayram havası yaşayacağız ya da üretilmiş yalanlara karşı hakikatin başka bir sesi olduğunu söylemeye devam edeceğiz.

{ "vars": { "account": "UA-51532466-3" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }