Malum; Kemal Kılıçdaroğlu’nun “ilginç” bir şekilde CHP Genel Başkanı olması ve bu gelişmeyi takip eden süreçte Alevilerin yeniden CHP’ye ilgi duymaya başlaması, Aleviler üzerinden siyasi istikbal arayışı içindeki bazı kurum başkanlarını da harekete geçirmişti. Bu kişiler, Alevileri CHP ve inkarcı resmi ideoloji konusunda uyarmak şöyle dursun, kendileri de “durumdan vazife” çıkartıp hemen CHP’den aday adayı olmak için başvuruda bulunmuşlardı.
Sonuçta “heyecanlı” bekleyiş sona erdi ve partiler, her zamanki gibi liderlerinin tercihlerini yansıtan aday listelerini açıkladılar. Sonuç, “bazıları” için yine “hüsran” idi…
Çünkü CHP, sanatçı Sabahat Akkiraz dışında CHP’den milletvekili adayı olma hayalleri depreşmiş olan hiç kimseyi aday bile göstermedi.
Bu kişiler bu şaşkınlık ve hayal kırıklığının etkisini yaşayadursunlar, bu durum, CHP zihniyetini bilen, tanıyan hiç kimse için sürpriz olmadı. Yazılarımı takip edenler konuyla ilgili görüşlerimi de biliyorlar.
Bu durumda şaşacak bir şey yok, çünkü, CHP zihniyetinin algısı, Alevilerin sorunlarını, kaygı ve korkularını istismar etmekten ibarettir. Tıpkı Kürt sorunu açısından geçerli olduğu gibi, Alevi sorununun şekillenmesinde de birinci dereceden sorumluluk sahibi olmaları da cabasıdır…
Aynı durumun AKP ve diğer partiler açısından da geçerli olduğunu söylememe bile gerek yok tabii. AKP, Alevi Çalıştaylarını düzenlemiş bir parti olarak, muhtemelen Alevilerden de oy alabilme hesapları içerisindeydi. Ancak çalıştayların sonucunda kayda değer somut herhangi bir adım atılmamış olması, bu yöndeki beklentilerinin gerçekçi olmadığı sonucunu ortaya çıkartmış olsa gerek ki, AKP’den yana beklentileri olan bazı Alevi şahsiyetler de hayal kırıklığına uğradılar.
BDP de, destekleyeceği bağımsız adayları saptarken Alevi duyarlılıklarını ne denli hesaba katmıştır, açıkçası, bu da tartışılır bir durum. Ferhat Tunç’un Dersim’den aday gösterilmesi ne denli doğru ise, daha önce Saadet Partisi adayı olarak ve Alevilerle ilgili hakaretamiz sözleriyle hatırladığımız Gani Şavata isimli şahsın Malatya’dan aday gösterilmesi, kanımca en hafif deyişle bir “gaf” olmuştur. Biliniyor; Malatya’da hatırı sayılır oranda bir Kürt Alevi nüfusu da vardır. Ama Gani Şavata’yı aday gösterirken Malatya’daki Kürt Alevi oylarına ihtiyaçları olmadığını düşünmüş olsalar gerek!
Bugünden tespit yapmanın riskli olduğunu biliyorum, ama görünen o ki, Alevilerin, “eşit yurttaşlık” istemlerini bir güç olarak siyaset zeminine yansıtmaları bakımından, 12 Haziran seçimleri, yitirilmiş bir seçimdir…
Şimdiden söyleyeceğim bir diğer husus da 12 Haziran seçimlerinin Aleviler kadar başörtülü kardeşlerimiz için de “yitirilmiş” bir seçim olduğudur. “Başörtülü Aday Yoksa Oy da Yok” adında bir inisiyatifin ortaya çıkması bile Ak Parti başta olmak üzere mevcut partileri telaşlandırmaya yetti. Kıblesi Ak Parti’ye dönük bazı yazarların üst perdeden eleştirileri bir yana, Başbakan Erdoğan da bu girişimi “yakışıksız” bulduğunu açıklamakta geç kalmadı. Zaten artık biliyoruz, eleştiriden hazzetmeyen bir başbakanımız var. Neyin “yakışır” neyin “yakışıksız” olduğunun ölçülerini sadece kendisi biliyor.
Şimdiden seçimi kaybetmiş olmak hissiyatı içinde olan herkese diyeceğim şu: Hayat devam ediyor… Yeter ki deneyimlerimizden öğrenmesini bilelim. Ve bilinen sözdür: En büyük öğretmen, yenilgidir… Tabii, öğrenmesini bilene…