'Yahudi Kapısı' diye anılan Eminönü nasıl Müslümanlaştırıldı?
Serdar Korucu / Avlaremoz

“3 bin yiğit ile Şehitkapısı’ndan sarılıp Ayasofya’ya yakın olduğundan Hristiyan topluluğu kalabalıkça gelip kapıyı açıp büyük bir cenk edip bütün İslam gazileri orada şehit olduğu için ve Harun Reşid asrında Ensar’dan nice sahabe şehitlik şerbetini o yerde içtikleri için Şehitkapısı derler. Ancak halkın dilinde Çufutkapısı derler, ancak galattır. Lakin bütün Yahudi ulusları o semtte oturduklarından Çufutkapısı derler ama doğrusu Şuhudkapısı’dır.”

17. yüzyılın ünlü seyyahı Evliya Çelebi, Osmanlı başkentinin Eminönü semtini “Seyahatname” adlı eserinde bu sözlerle anlatıyor. Bölgede Yahudi nüfusun varlığına vurgu yapsa da, bölgenin geçmişini İslami bir anlatıya bağlıyor. Halbuki Eminönü, Bizans döneminde de başlıca Yahudi mahallelerindendi. “Porta Hebratica” diye anılıyordu. Şehir el değiştirdiğinde, Osmanlılar Bizans başkentine girdiğinde de bu durum değişmemişti. 1453’ten sonra da yazılan vakfiyede bölgenin neredeyse tamamı Yahudi ağırlıklıydı.

Bölgenin bir Yahudi semtinden, Müslüman siluetin merkezlerinden birine dönüşümünü, London School of Economics and Political Science Uluslararası Tarih Bölümü profesörlerinden Marc David Baer, Koç Üniversitesi Yayınları’ndan çıkan “Atmeydanı’nda Ölüm” kitabında anlatıyor.

17. yüzyılın Osmanlı başkentine odaklanan kitap, 1595-1597 arasında Fatih Sultan Mehmet vakfiyesi için tutulan kayıtlarda İstanbul Yahudilerinin yüzde 60’ının Eminönü, Sirkeci ve Tahtakale’de ikamet ettiğini hatırlatıyor. Ardındansa Safiye Sultan’ın 1597’de, Mimarbaşı Davud Ağa’dan istediği caminin inşaa sürecine yer veriyor.

Bu dönemde Yahudi tüccarlar ve bölge sakinlerinin mülkleri istimlak ediliyor, Eminönü Yahudileri, mülklerini kaybetmeleri sonrası şehrin başka kesimlerine göç ediyor. Ancak caminin inşası kolay olmuyor. Önce Davud Ağa 1598’de ölüyor ardından 1603’te Safiye Sultan… Bu süreçte zorluklarla ilerleyen proje tamamen duruyor. Büyük masraflarla başlanan ve bir türlü tamamlanamayan camiye halk arasında verilen isimse Zulmiyye oluyor.

Kısa sürede Eminönü Yahudileri geri dönse de kalıcı olamıyor. 1660 yılındaki yangın bölgenin kaderini tamamen değiştiriyor. O döneme kadar harabe haline gelen caminin temeli yeniden gündeme geliyor. Bu kez yeni bir valide sultanın, Hatice Turhan Valide Sultan’ı kararıyla… Ve Eminönü Yahudilerine bir kez daha sürgün çıkıyor. Ama bu kez çok daha kesin, çok daha geniş kapsamlı…

Hatice Turhan Sultan kendi servetinin bir kısmını kullanarak yarım yüzyıldan uzun bir dönem boyunca imparatorluğun ilgi alanından çıkan cami ile külliyesini inşa ederken, Yahudiler evlerini, mülklerini, sinagoglarını önce yangın ardından valide sultan nedeniyle kaybediyor.

Prof. Baer’in kitabı bu yangın sonrasında çıkartılan bir fermanda, “yangından sonra İstanbul’da (doğuda Topkapı Sarayı’nın surlarına komşu olan) Hocapaşa’dan Zeyrek’e kadar Yahudiler ikamet edemez” denildiğini de hatırlatıyor. Bu nedenle Eminönü Yahudilerinin büyük bölümü Hasköy’e taşınıyor.

30 Ekim 1665’te Yeni Cami, türbe, çeşme, okul ve Mısır Çarşısı’nın yer aldığı külliye ise mahallenin tam ortasına inşa ediliyor. Bir zamanlar “Zulmiyye” denilen cami “Adliye” olarak anılırken bölge amacına uygun olarak Yahudisizleşiyor. Yüzlerce yıllık tarihinde hiç olmadığı kadar…


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.