12 Kasım 2017 Pazar 14:18
Kısırlık 4 bin yıl önce Kayseri'de teşhis edildi

Kayseri’de bulunan ve Asurlulara ait 4.000 yıllık bir evlilik sözleşmesinin incelenmesi sonucu, tarihteki ilk kısırlık teşhisinin Anadolu’da konduğu ortaya çıktı.

Konuya ilişkin makalesi uluslararası tıp dergisinde yayınlanan Kadın Doğum Uzmanı Dr. Ahmet Turp, kısırlığın ilk tanısının Kayseri Kültepe’de konduğu bilgisini literatüre kazandırdıklarını söylüyor.

Ufa Harran Üniversitesi öncülüğünde bir araya gelen farklı üniversite ve kurumlardan araştırmacılar, Asurlulara ait 4.000 yıllık bir evlilik sözleşmesini inceledi. Çalışma sonunda, kil tablete çivi yazısı ile yazılan, tarihteki ilk kısırlık tanısı ve kısırlık sorunu için bulunan çözüm ortaya çıktı.

KISIRLIK EN AZ 4 BİN YILDIR VAR 

Araştırma ekibinde yer alan Harran Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Ahmet Berkız Turp, kil tabletteki bilgilerden yola çıkarak elde ettikleri bilgileri aktardı;

“İnsanoğlu binlerce yıldır üreme konusunu dile getiriyor. Çünkü üreme, insanın temel içgüdüsü ve sosyal, kültürel, tıbbi bir konu. İnfertilite yani kısırlık kavramının ise binlerce yıl önce başlayan bir konu olduğu, ilk defa bu çalışmada ispatlandı. Biz, kısırlığın günümüzün değil, 4000 yıl öncesinin de bir hastalığı olduğunu bu çalışmada gösterdik.”

ASURDA KISIRLIĞA ÇÖZÜM 

Bilim insanlarının tableti deşifre etmesiyle, Asurluların yazdığı evlilik sözleşmesine ve çocuğu olmayan ailelere yönelik bilgilere ulaşıldı. 4.000 yıllık tablette, çocuk sahibi olmak isteyen ancak kısırlık sorunu yüzünden olamayan Asurluların evlilik sözleşmesinde bu duruma nasıl bir çözüm ürettikleri görüldü.

Konunun oldukça ilginç olduğunu belirten Turp, “Aile kurumunu koruyan bir evlilik sözleşmesi olduğunu gördük. Sözleşmeye göre, çiftler evlendikten sonra iki yıl boyunca gebelik gerçekleşmezse kadın eş, erkek eşe, eve bir hierodul denen kadın köle, yani taşıyıcı anne getirmeye izin veriyor. Yani anaerkil bir toplum gibi görünüyor. Kadın köle, ilk erkek çocuk olduktan sonra evden çıkarılıp azat ediliyor ve sonuçta aile çocuksuz kalmıyor.”

TABLETŞN DEŞİFRESİ 

Kültepe’de bulunan, MÖ. 19. yüzyıla tarihlenen ve Eski Assur dilinde yazılan tablette şu

“La-qepum, Enisru’nun kızı Hatala’yı karılığa aldı. Memlekette (Anadolu) ikinci bir kadın (köle) almayacak. Şehirde (Assur) bir fahişe alacak. Eğer iki yıla kadar ona çocuklar doğuramazsa, o kadın bir cariye satın alacak. Bir erkek çocuk elde eder etmez canının istediği yere onu ücreti karşılığında satacak. Eğer La-qepum onu boşarsa 5 mine gümüş ödeyecek. Eğer Hatala onu boşarsa o (da) 5 mine gümüş ödeyecek. Dört şahit huzurunda.”

TABLET, İSTANBUL ARKEOLOJİ MÜZESEİ'NDE 

Çalışmaya ilişkin makalenin Gynecologial Endocrinolojy dergisinde yayımlandığını ve tabletin İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde sergilendiğini söyleyen Dr. Turp, “Bu, Türkiye’miz için çok önemli” diyerek şöyle devam etti:

“Bu makale Kuzey İtalya’da Uluslararası Endokrinoloji Cemiyeti olan ISGE tarafından kabul gördü. Çalışma 2014 yılında cemiyette sunuldu ama makale haline getirilmesi 2017’de gerçekleşti. Makale Türkiye için çok önemli çünkü hastalığın dünya tarihinde ilk defa Kültepe Kil Tabletlerinde Türkiye’de yazıldığını dünya literatürüne sunmuş olduk. Bu bilginin, ülkemizin yurtdışında tanıtımına katkısı olacağını düşünüyoruz.”

Dr. Ahmet Berkız Turp’un yanı sıra araştırma ekibinde yer alan diğer isimler ise Mustafa Demir, İsmail Güler, Nuray Bozkurt, Aysel Uysal, Onur Karabacak ve Bülent Yılmaz.

KAYNAK: arkeofili 

Son Güncelleme: 13.11.2017 08:33
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Yorumlardan doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderene aittir.
Avatar
azad 2017-11-12 19:49:01

makaleyi yazan araştırmayan kişi bir insanın çocuk doğurmak için köle edilmesini çocuk doğduktan sonra köle kadını uyuz köpek gibi sokağa atılmasını çok büyük marifet ve insanlığın reçetesiymiş gibi anlatmış.. makaleyi yazan kişi eğer çocuk getirmeme nedeni erkekte ise ne oluyordu.. dışarı atılan köle kadına ne oluyordu bir onuda araştır.. asur medeniyetinin yok olması gayet yerinde olmuştur.. Allaha şükür öyle bir yobaz toplum dünyaya hakim olmamış.. bunları okudukça amerikaya duyduğum nefret nedense yerini sevgi alıyor..