İzzettin Doğan'a 'anlamlı destek'

(Deniz Güneş / Demokrat Haber) Barış sürecinde Alevilerin adının anılmaması yanında sık sık Alevileri tedirgin edici ifadelerin kullanılması eleştiri konusu olmuştu. Bu sorunun Akil İnsanlar listesi hazırlanırken giderilebilme fırsatı varken tam aksine listeye sadece bir Alevi temsilcisi girebildi, o da bu zamana kadar Alevilerin eşitlik, özgürlük ve demokrasi mücadelelerinde yanlarında yer almadığı, devletten yana tutum aldığı iddia edilen ve eleştirilen Cem Vakfı başkanı İzzettin Doğan’dı.

Başta Aleviler, birçok kesim bu tercihi eleştirse de İzzetin Doğan’ın Akil İnsanlar listesinde olmasına sürpriz bir destek geldi.

“Onun yeri devletin yanıydı. Biz Alevi Bektaşi Federasyonu ve bağlı kurumlar olarak mitingler yaptığımızda İzzetin Hoca, ‘O mitinglere gitmeyin çünkü o miting Kürtlerle Alevileri buluşturma mitingi’ diyordu” diyen Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Ali Kenanoğlu, “artık tüm kamuoyu şunu görmeli ki Aleviler, Ulusalcı kanadı da dahil olmak üzere barışa destek veriyor ve katkı sunuyorlar. Umarız bu sürecin sonunda Alevilerin hakkı hukuku da göz ardı edilmez ve İzzettin Hoca’nın da sürece dahliyle birlikte bu barış bir taraftan da Devlet ile Alevilerin de barışı olur” diyerek İzzetin Doğan’a destek verdi.

Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Ali Kenanoğlu’nun Evrensel’de yayınlanan yazısı şöyle:

“Hükümet tarafından Akil İnsanlar listesi açıklandı ve barış sürecinde yeni bir aşamaya geçildi. Listede yer alan isimlerle ilgili tartışma da olanca hızıyla sürüyor. Ben de listenin tamamı üzerinden değil de listede yer alan tek Alevi temsilcisi olan Sayın İzzettin Doğan üzerinden bu tartışmaya dahil olayım dedim.

Amacım İzzettin Hoca’yı hedef almak, kimilerinin yaptığı gibi kıskançlık psikolojisi ile eleştirmek değil, hocanın siyaseten durduğu yerden bakarak Akil oluşunu irdelemek istiyorum.

İzzettin Hoca soy olarak Dede olup, bir ocakzade ve aynı zamanda önemli bir ailenin ferdidir. İzzettin Hoca siyaseten ilk olarak 12 Eylül cuntacılarının kurdurduğu ve Turgut Sunalp faşistinin partisi olan horoz amblemli MDP’nin kurucusu olarak karşımıza çıktı.

Daha sonra 2 Temmuz 1993 Madımak Katliamından sonra Süleyman Demirel’in söylemiyle Alevilerin sağa sola savrulmaması, özellikle de Kürt hareketiyle birleşmemesi için Alevilerin başına Devletin önerisi, daveti ve desteğiyle getirildi. İzzettin Hoca, Devletin desteğiyle 1995 yılında Cem Vakfı (Cumhuriyetçi Eğitim Merkezi Vakfı) kurdu. Basına, kamuoyuna Alevilerin tek lideri olarak sunulmaya başlandı. Ötekileştirilmeye, horlanmaya alışmış olan Aleviler de bu yeni okumuş, yazmış, düzgün konuşan ve Dede soylu Profesörü çok sevdiler, benimsediler.

Devletin istediği olmuştu. Aleviler bir kez daha Devletin yedeği, Cumhuriyetin bekçisi oldular. İzzettin Hoca, Alevi taleplerini ve Alevi mücadelesini hep devletin kabul edebileceği sınırlarda tutmaya çalıştı. Madımak’a, Gazi’ye, Maraş’a, Çorum’a CHP Genel Başkanının ve Devletin yetkililerinin gelmediğini söyleyerek eleştirenler, İzzetin Hocayı hiç sormadılar. Çünkü onun yeri oraya gelmeyen devletin yanıydı.

Biz Alevi Bektaşi Federasyonu ve bağlı kurumlar olarak mitingler yaptığımızda İzzetin Hoca, ‘O mitinglere gitmeyin çünkü o miting Kürtlerle Alevileri buluşturma mitingi’ diyordu. Hocaya göre Alevilik, İslam’ın Türk yorumu ve Türklere ait bir inançtı.

Hocanın bu konudaki tutumu ve görüşlerini uzun uzun yazsak bitmez. Kemalist, Ulusalcı bir Alevi temsilcisi olan İzzettin Hoca’nın, Hükümetin Akil insanlar listesinde bulunmasını bugüne kadarki siyasi çizgisi açısından eleştirip, ‘Nasıl bir katkısı olabilir ki’ diye sorgulamakta haklıyız. Ancak bu işin bir hayırlı tarafı olduğunun da bilinmesi gerekir. Alevilerin Ulusalcı, Kemalist çizgide olanları Hükümet-PKK görüşmelerine itiraz ediyorlar. Bu kanadın en önemli temsilcisi olan İzzettin Doğan’ın bu sürece dahil olması son derece önemlidir. Zaten Akil İnsanların görevi belli, süreci destekleyip toplumu bu konuda ikna etmek. Kemalist-Ulusalcı Alevi kesimini ancak kendileri gibi düşünen birisi en kolay bir şekilde ikna edebilirdi ki, bu konuda en iyi isim de İzzettin Doğan’dı. Nasıl olsa Alevi Bektaşi Federasyonunun şu anki yöneticileri birlik, beraberlik adına İzzetin Hoca’yı baş tacı yapmaktaydılar, dolayısıyla onlar açısından da bir sıkıntı olamaz.

Beni en çok sevindiren yönü de bu oldu, artık tüm kamuoyu şunu görmeli ki Aleviler, Ulusalcı kanadı da dahil olmak üzere barışa destek veriyor ve katkı sunuyorlar. Umarız bu sürecin sonunda Alevilerin hakkı hukuku da göz ardı edilmez ve İzzettin Hoca’nın da sürece dahiliyle birlikte bu barış bir taraftan da Devlet ile Alevilerin de barışı olur. Ancak bu barış Alevilere; ‘Cami de bizim cemevi de bizim, ramazan da bizim, muharrem de bizim, camiye gidip namazımı kılar, sonra da cemevine giderim’ dedirterek olmamalı. Herkesin inancı kendine ama, eşit haklara ve hukuka sahip olarak.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.