'Hoşgörü değil birlikte yaşamak istiyoruz!’

Süryanilerin "İkinci Kudüs"ü sayılan din insanı yetiştirip Süryanice'nin ayakta kalmasını sağlayan Mor Gabriel Manastırı'nın arazisinin Hazine'ye devredilmesine karşı imza kampanyası başladı. Tuma Özçelik, Tuma Özdemir ve Cengiz Aktar, manastırın neden kapatılamayacağını anlattı.

 

Nilay VARDAR/ Bianet

 

Yargıtay'ın Mardin'deki Süryani Manastırı Mor Gabriel'in arazisinin Hazine'ye ait olduğuna karar vermesini protesto etmek için imza kampanyası başlatıldı.

 

Çeşitli yazar, akademisyen ve sanatçı toplam 300 kişinin imzaladığı metin "Türkiye Süryanilerin vatanıdır ve Mor Gabriel Manastırı işgalci değildir" başlığını taşıyor.

 

Cezayir Toplantı Salonu'nda bir araya gelen Mardin'deki Süryani Sabro Gazetesi sahibi Tuma Çelik, Mezopotamya Kültür Derneği Başkanı Tuma Özdemir ve Prof. Cengiz Aktar kampanyayı anlattı.

 

"SÜRYANİLER İSTENMİYOR ALGISI YARATTI"

Tuma Çelik, 1600 yıllık dağın başındaki manastırın ekonomik değil manevi bir değeri olduğunu belirterek "Mahkemenin bu kararı son yıllarda geri dönmeye başlayan Süryanilerin bu ülkede istenmediği algısını yarattı" dedi.

 

Çelik, Türkiye'de 1928'e kadar Süryanilerin okulları olduğunu 1930'da ise Midyat'taki Süryani Patrikliğinin Şam'a taşınmak, 1960'larda ise Süryanilerin memleketlerini terk etmek zorunda bırakıldığını hatırlattı ve ekledi:

 

"Süryaniler son yıllarda biraz iyimserlik görüp buna karşılık verdi ve geri dönmeye başladı. Ancak devlet baktı ki geri dönüyorlar bunun karşısına dikildi. Bu karar da Süryanilere 'kasti' olarak verildi. Biz Osmanlı'daki gibi 'hoşgörü' istemiyoruz; birlikte yaşamak istiyoruz."

 

Çelik, imza kampanyasıyla Türkiye'de uzun yıllardır susturulmuş Süryani halkına destek oluşturarak kamuoyu yaratmak istediklerini söyledi.

 

"SÜRYANİLERİN MESCİD-İ AKSA'SI"

Tuma Özdemir, 397 yılında kurulan Mor Gabriel Manastırı'nın Süryaniler için "Mescid-i Aksa" özelliği taşıdığını belirterek din insanlarının yüzde 50'sinin orada yetiştiğini ve Süryanice'nin ayakta kalabilmesinin de manastır sayesinde olduğunu söyledi.

 

Cengiz Aktar, Lozan Anlaşması'nda dolaylı azınlık sayılan "üvey evlat" Süryanilere, Yargıtay'ın verdiği kararla "Türkiye vatandaşı değilsin" denmek istendiğini söyledi.

 

"YENİ ANAYASA LOZAN'IN ÖNÜNE GEÇMELİ"

Aktar, bir yandan Bulgar ve Rumlara ait arsalar iade edilirken bir yandan Mor Gabriel'in geri alınmasının "inişli çıkışlı" bir politika olduğunu belirterek artık yeni anayasanın Lozan Anlaşması'nın da önüne geçerek azınlıkların yaşadıkları mağduriyetlere bir son vermesi gerektiğini söyledi.

 

Mor Gabriel Manastırı kararı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) götürülmek isteniyor ancak henüz gerekçeli karar gelmedi. Karar 26 Eylül'e kadar gelmezse yasa değişikliği nedeniyle önce Anayasa Mahkemesi'ne başvurmak gerekecek.

 

Türkiye'de şu anda yaklaşık 20 bin Süryani yaşıyor; 15 bini İstanbul'da, geri kalanı ise Turabdin Bölgesi denen Mardin ve çevresinde.

 

NE OLMUŞTU?

Mor Gabriel Manastırı'nın bulunduğu Mardin'in Midyat ilçesinde 2008'de yapılan kadastro çalışmalarında üç köyün muhtarı manastırın köylülere ait 276 dönümü işgal ettiğini savunarak Hazine'ye başvurdu.

 

Hazine, "tapu tescili" davası açtı; mahkeme "kilisenin tüm arazilerinin kadimden beri kilisenin mülkiyetinde olduğu, yasal olarak 1936'dan önce arazilerin beyannamesini sunduğu, 1937'den sonra da düzenli olarak vergilerini verdiği"ni belirterek davayı reddetti.

 

Hazine kararı temyiz etti. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, "1937'den beri vergilerin ödendiği iddia edilmektedir, oysa taşınmazlarla ilgili hiçbir vergi kaydı ibraz edilmemiştir. 1936'da Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne bildirim yapıldığı iddia edilmektedir, oysa bununla ilgili evrak ibraz edilmemiştir" dedi.

 

Manastır, belgeleri 2009'da ibraz ettiklerini söyleyip yeniden dosyaya ekledi ancak bu Yargıtay'ın kararını değiştirmedi.

 

İmza kampanyasına katılmak için "Beraber Büyükdük Bu Ülkede" adresini ziyaret edebilirsiniz.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.