19 Kasım 2017 Pazar 08:36
Gençken sevdiğimiz şarkıları neden ömür boyu unutmayız?

40. doğum günümde arkadaşlarımdan paranın satın alamayacağı bir şey istedim. Oturup en sevdikleri 10 şarkıyı nedenleriyle birlikte yazacaklardı.

BBC Radio 4’ün Desert Island Diskleri’nin ezeli hayranı biri olarak bunun bana benim için en önemli insanlar hakkında eşsiz bir içgörü vereceğini biliyordum. Bu, yıllar sonra o insanların kim olduğu ve onları neden doğum günü partime çağırdığıma dair bana kıymetli şeyler söyleyecekti.

Ancak bilim insanıysanız sürekli öyle davranırsınız. Kendimi, arkadaşlarımın seçtikleri şarkılarda tekrar eden bir kalıbı fark etmekten alıkoyamadım. En karışık müzik zevkine sahip arkadaşlarım dahi ilk gençlik yıllarındaki şarkılara yönelme eğilimindeydi. Hepsinin, iyi bilinen bir psikolojik fenomen olan anımsama tümseğinden etkilendiği görülüyordu.

Yaşamımızın bu döneminde dinlediğimiz şarkıları, diğer herhangi bir dönemimizdeki şarkılardan çok daha çabuk hatırlarız ve listelerimizde onlara yer verme olasılığımız daha fazladır. Bu güçlü ve sağlam etki sadece müzik için değil aynı zamanda filmler, kitaplar ve hatta futbolcular için dahi geçerlidir ve bir ömür boyu sürer. 80 ya da 90’lı yaşlarındaki insanlar, 10-30 yaş arasında ilk deneyimledikleri şeylere karşı daha iyi bir hafıza ve güçlü bir eğilim göstermeye devam ederler.

NEDEN BU KADAR GÜÇLÜ VE KALICILAR?

Beynin hatırlama sistemlerinin en verimli olduğu dönemler geç ergenlik ve genç (erken) yetişkinlik yıllarıdır. Bu dönemlerde pek çok şeyi ilk kez deneyimleriz bu da onları özel olarak anılmaya layık kılar. Ancak yaşamımızın bu safhasındaki şarkı ve anekdotlara dönmemizin asıl nedeni bize kim olduğumuzu hatırlatmasıdır. Hayatımızın gidişatına yön veren kritik kararları bu şekillendirici yıllarda alırız, bu dönemlerde uzun süreli ilişkiler geliştiririz ve kimliğimizi belirleyen kültürel ve siyasal inanışları ediniriz.

İnsanlar, onlar için önemli müziklerin neler olduğu sorulduğunda çoğunlukla hayatlarında etkili olmuş dönem, mekan ya da kişilerle ilişkili şarkıları tercih ederler. Bu, ailelerinden ayrı geçirdikleri ilk tatil, gelecekteki eşleriyle olan önemli bir karşılaşma ya da kendi benliklerine ilişkin bir keşif anı olabilir. Örneğin tanıdığım bir müzik yapımcısı, ses mühendisi olma kararı almasına yol açtığı için Frankie Goes to Hollywood’dan Two Tribes’ı seçmişti. Evliliklerle, doğumlarla ya da cenazelerle bağlantılı şarkılar da aynı zamanda kültürel referanslar olarak çok yaygındır.

Anımsama tümseğinin güçlü müzikal etkisinin olası nedenlerinden biri insanların bu dönemde daha çok müzik dinlemeye eğilimli olması olabilir. Müziğin duyguları belirleme bakımından içsel bir kapasitesi vardır: Ergenliğin inişli çıkışlı duygusal ruh hallerini idare etmenin Leonard Cohen şarkılarının içinde kaybolmak, Michael Jackson’la dans etmek ya da The Orb’la sakinleşmekten daha iyi bir yolu var mıdır?

Bu şarkılar doğal olarak olumlu ya da olumsuz önemli hatıralarımızla iç içe geçer. Deneylerimizde insanların olumlu tecrübeleriyle ilişkili şarkılar kadar mutsuz ve zor zamanlarında dinledikleri şarkıları da seçtiklerini gördük. Bu ezgilerin, yaşama anlamını veren duygusal ışık ve gölgelerin önemli birer hatırlatıcısı işlevi gördüğü anlaşılıyor.

Müzik, ergenlik dönemindeki ilişkilerin -aile, sevgili ya da dost- birçoğunda temel bir bağlayıcı rol de üstleniyor. Desert Island Diskleri’ne ilişkin analizimizde misafirlerimizin şarkı tercihlerinin en yaygın nedenlerinden birinin onlara spesifik bir kişiyi, ebeveyni ya da sevgiliyi anımsatması olduğunu gördük.

Bunun kademeli anımsama tümseği olabileceği dahi ileri sürüldü. Müzik Psikoloğu Carol Krumhansl, ergenlerin anımsama dönemlerinde anne/baba ya da büyükanne/büyükbabalarından gelen şarkılara dair daha güçlü bir hafızasının olduğunu ortaya koydu. Belki de oğlumun The Beatles sevgisi benim ‘Harika dörtlü’ye olan ilgimle alakalıdır ki bu da ebeveynlerimden kaynaklanıyor.

ANIMSAMA TÜMSEĞİ KLASİK MÜZİK İÇİN DE GEÇERLİ Mİ?

Şu ana kadarki anımsama tümseği araştırmalarının çoğu pop müzik üzerine yoğunlaştı çünkü onları tarihlendirmek daha kolay. Bu fenomenin klasik müzikte hangi seviyeye kadar ulaştığına dair çok daha az şey biliyoruz. Klasik müzik severlerin çoğu aynı zamanda eğitimli müzisyenler, onların tercihleri kıymetli hafızalarıyla bağlantılı olabilir mi? Yoksa onların müziğin kendisine dair objektif yargılarda bulunma ihtimalleri daha mı yüksek?

Bu, Wham! ya da Gary Numan’a dair nispeten daha az anısı olup Beethoven’in 9. Senfonisi’ni favori parçaları olarak dahil etme olasılığı daha yüksek olan BBC Radio 3 dinleyicileriyle araştırdığımız bir şeydi. Tahminimiz, bu ayrıcalıklı dinleyici grubunun dahi ilk olarak gençliğinde duyduğu performanslara daha yatkın olacağı şeklindeydi. Haklı olup olmadığımızı öğrenmek için Record Review’in özel bölümünü dinlemeniz lazım.

Fakat, şarkılar, duygular ve kişisel tarihle bir kişinin müzik hafızası arasında inkar edilemez bir bağlantı var. Bilim insanları beyinde -prefrontal korteks-, hatıralar ve duygularla özel müzik parçalarını birleştiren bir bölgenin varlığını tespit etti bile. Yani Beethoven, The Beatles ya da Beyonce, bir şey kesin ki müzik bize, hepsi mühim ilk gençlik anıları ve sevdiğimiz insanlara bağlanan ömürlük bir yol sağlıyor.

* Westminster Üniversitesi bilişsel nörobilim dalında öğretim görevlisi. BBC Radio 3 dinleyicileriyle yaptığı deneyin sonuçları, Record Review’in özel bir bölümünde yer alacak.

Son Güncelleme: 19.11.2017 17:53
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Yorumlardan doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderene aittir.