Ermenileri kurtaran Kürt Schindler: Cemil (Bahri) Könne

Ümit Kurt / Cumhuriyet

1915 Ermeni Tehciri ve soykırımı sırasında Ermenileri koruyan, kollayan ve evlerinde neredeyse tehcir bitene kadar hayatını tehlikeye atarak saklayan Müslüman Kürtler, Araplar ve Türkler oldu. Bu kişiler İttihat ve Terakki idaresinin “evlerinde Ermeni saklayan tespit edilirse idam cezasıyla hüküm giyeceklerdir” emrini hiçe sayarak, kendi yaşamları pahasına Ermenileri saklamaya devam ettiler. Bu aslında bir anlamda Müslümanların, İttihat ve Terakki’nin aldığı kararlara ve imha politikasına göstermiş oldukları bir direnişti. Ben de burada İttihat ve Terakki iktidarının emirlerini hiçe sayarak Ermenileri hayatı pahasına korumaya, kurtarmaya çalışan; onları ve sürgün yolundaki mutlak ölümden kurtarmak için çabalayan birinden bahsedeceğim: Cemil (Bahri) Könne’den.

Cemil Könne 1892’de Halep’te dünyaya gözlerini açar. Babası o dönem Suriye vilayetinin kuzeyinde yer alan Afrin bölgesine bağlı bir Kürt yerleşim birimi olan Jenderies’in Kurdan köyündendir. Annesi Emine Ali ise Rajo bölgesine bağlı bir köy olan Hopka’dan. Cemil Könne henüz dört yaşındayken babasını kaybeder, onu annesi büyütür. 1900’lü yılların başında İstanbul’daki Deniz Harp Okuluna yazılır ve 1910’da Deniz Akademisinden mekanik mülazım-ı evvel (üsteğmen) olarak mezun olur. Bahri unvanını da buradan alır. Aynı yıl Darülfünun’da Hukuk Fakültesine kaydolur. Burada bir yıl süreyle eğitim görür. Ancak daha sonra Thorncroft fabrikalarında mekanik alanında uzmanlaşmak ve bu alanda daha önce almış olduğu eğitimini ilerletmek için Hukuk eğitimini yarıda bırakıp İngiltere’ye gider. 1912’de Balkan Savaşları’na katılan Könne, bu savaşta göstermiş olduğu cesaretten dolayı taltif edilir.

Cemil Könne, Ermeni Tehciri başladığı sırada ve Birinci Cihan Harbi’nde Urfa’ya bağlı Birecik’te görevlendirilir. Burada ordunun hizmetinde kullanılmak üzere Fırat’ın öbür yakasına geçilmesini sağlayan salların yapımı amacıyla kurulan Deniz İşletme Atölyesi’nin yöneticisi olarak görev yapar. Bu görevini, Osmanlı beşinci ordusunun idaresi altında ifa eder. Könne, Birecik’ten geçen talihsiz Ermeni sürgünlerine elinden gelen yardımı yapar. Ermeni sürgünlerini idare ettiği gemi işletme atölyesinde çalıştırmak üzere işçi, usta olarak kaydettirir. Söz konusu atölyede hem beşinci orduya bağlı birlikleri hem de Fırat’ın kıyısına kadar getirilen Ermenilerin Fırat’ın öbür yakasına yani Suriye’ye sürgün edecek sallar yapılmaktadır.

Yüzlerce Antepli Ermeni sürgününü atölyeye işçi ve zanaatkâr olarak alır ve bu sürgünlerin Fırat’ın öbür yakasına geçmesini engeller. Antepli sürgünler, Könne sayesinde aileleri ile birlikte Fırat’ın kıyısında çadırlar kurar. Könne’nin idare ettiği bu atölyede çalışır, sürgün edilmekten ve mutlak bir ölümden kurtulur. Könne ilaveten, yoksulluk ve açlık içinde olan Ermeni ailelerine Kızılay ve Kızılhaç’ın sayesinde gıda, üstbaș, giyecek ve ilaç dağıtılmasını sağlar. Aynı zamanda kaçak Ermeni askerlerine, ihtiyarlara, kadınlara ve yetimlere yardım eder.

SÜRGÜN EDİLEN PAPAZIN KIZI DİKRANUHİ İLE EVLENDİ  

Cemil Könne’yi tarihsel olarak ilginç ve önemli kılan olaylardan bir diğeri ise kendisinin Antepli bir papaz olan ve Ağustos 1915’te Antep’ten ailesiyle birlikte sürgün edilip, 1916 yazında vefat eden Garabed Gülizyan’ın kızı Dikranuhi ile olan evliliğidir. Cemil Könne, Antep Ermenilerinin sürgünü sırasında tanıştığı Dikranuhi ile evlenir. Dikranuhi Gülizyan 1893’te Antep’te dünyaya gözlerini açar.

Tarihi kesin olmamakla birlikte 1908 senesinde Antep’te bulunan Hayganuşyan Okulu’ndan mezun olmuş. Antep’te 1915 Ağustos’unun ilk günü başlayan Ermeni sürgününde annesi ve kız kardeşi ile birlikte önce Cerablus’a (yeni adıyla Karkamış) tehcir edilir.

Kız kardeşi sürgün sırasındaki insanlık dışı uygulamalara dayanamayarak burada vefat eder. Kız kardeşinin ölümünden sonra annesi ile yalnız başına kalan Dikranuhi, sürgün sırasında tanıştığı Cemil Könne ile evlenir. Könne o sırada Osmanlı ordusunda mülazım-ı evvel rütbesinde görev yapmaktadır. Dikranuhi Gülizyan ile Cemil Könne’nin evliliğinden ikisi kız, ikisi erkek olmak üzere dört çocukları dünyaya gelir. Birinci Cihan Harbi bittikten sonra, kocasyla birlikte kendi rızasıyla ve inancını hiçbir biçimde değiştirmeden Halep’e yerleşir ve geç yaşına kadar orada yaşar. 15 Haziran 1986’da bir akşam vakti 93 yaşında dünyaya gözlerini yumar. Dikranuhi’nin cenaze töreni için Beyrut’tan gelen Hovsep ve Hagop Sinanyan’lar hüzün ve üzüntülerini bildirir. Hovsep ve Hagop Sinanyanlar, Cemil Könne’nin tehcir sırasında ölümden kurtardığı Ermeni ailelerindendir.

HEP MAĞDUR VE ZAYIF İNSANLARI KORUMASI VE KOLLAMASIYLA BİLİNİR  

Könne ise 1921’de Halep’teki “Gazi Savaşçılar ve Savaş Kurbanları/ Mağdurları Derneği’nin oluşumuna katılır ve üye olarak vefatına kadar hizmet eder. 1923 Haziran’ında Bülbül bölgesine direktör olarak atanır, 1929’da El-Cezire bölgesinin direktörü olur. Adana’da araba ve tarım aletlerini kullanmayı öğretmek üzere bir okul kurar. Ayrıca, tarım makineleri ve arabalarla ilgili yerel gazetelerde yayımlanan makaleler yazar. Adana’dakine benzer bir okulu da Halep’te kurar. Vatansever bir direnişçi olarak Halep’teki Fransız mandasına karşı savaş açar ve bu nedenle Halep’teki Katima ve sonrasında da yine Halep’teki Han İstanbul cezaevine koyulur.

Cesur, dürüst, samimi, beyefendi, aktif, güvenilir, iyiliksever ve hümanist bir insan olarak tanınan Cemil Könne her zaman mağdur ve zayıf insanları koruması ve kollamasıyla bilinir. Bilim, bilgi, yazı ve şiirle oldukça ilgilidir. Gerek kendi sosyal yaşamı gerekse de çalıştığı yerlerin tarihiyle ilgili kitaplar yazar. İyi derecede Türkçe, Arapça, İngilizce ve biraz da Almanca bilir. Bunun yanında anadili Kürtçedir. Ayrıca Türkçe kaleme aldığı şiirleri de mevcut. İki kız iki erkek, dört çocuk babası olan Könne’nin oğullarından biri doktor Bahri Könne’dir. Bahri Könne, uzun yıllar Halep Tıp Fakültesi’nde görev yapar. 25 Mayıs 1967’de Halep’te vefat eden Cemil Könne geride evlatlarına mükemmel bir insani, sosyal ve kültürel bir miras bırakır.

KURTARDIĞI ERMENİLERDEN BİRİ ANTEPLİ FOTOĞRAFÇI HAGOP MURADYAN 

Cemil Könne tarafından kurtartılan Ermenilerden biri Antep’in en meşhur fotoğrafçılarından Hagop Muradyan’dır. Muradyan, Antep’in kendini cemaat işlerine veren önemli fotoğrafçılardan biridir. Eğitimini Amerikan Misyonerlerinin 1878’de Antep’te açtığı Merkezi Türkiye Koleji’nde yapar ve 1892’de buradan mezun olur. Sonrasında da kolejdeki stüdyosunu açar. Ermeni Tehciri’nden önce Antep’te Ermeni Ulusal Cemaatinin çalışmalarında bulunur. Tehcir sırasında Birecik’e gider ve Könne tarafından Gemi İnşaat Atölyesi’nde marangoz olarak işe alınır. Böylece Der Zor’a tehcir edilmekten kurtulur.

ÜMİT KURT: BELGESEL İÇİN HAREKETE GEÇTİK

Cemil Könne ile ilgili çalışmam gerektiğini söyleyen kişi doktora çalışmalarım süresince bana büyük yardımı dokunan duayen gazeteci Alev Er idi. Birlikte yaptığımız bir çeviri esnasında 1915’e kadar Antep’te fotoğrafçılık yapan Hagop Muradyan’ı kurtaran kişiden bahseden iki cümlelik bir bölüme rastladık. O kişi Cemil Könne’ydi. Sonrasında Erivan’da tanıştığım araştırmacı-tarihçi Mihran Minasyan, Könne’nin hikayesini çok iyi biliyordu ve bana bazı okumalar önerdi. Oradan gelişen araştırma süreci sonunda bu çalışmanın bir belgesele dönüşmesi gerektiğine inandım. Aris Nalcı, Serdar Korucu ve Harout Ekmanyan ile birlikte belgesel çekmeye karar verdik ve harekete geçtik. Şu anda senaryomuz hazır. Haziran ayında Birecik, Antep, Karkamış ve Erivan’da belgeseli çekmeye başlayacağız. Bu arada, geçtiğimiz haftalarda Cemil Könne’nin hikayesi ile Alper Öktem’in girişimi ve katkılarıyla oluşan Hrant Dink Vakfı Tarih Araştırma Teşvik Fonu ödülünü aldım. Bir yandan çekimlere hazırlanırken, bir yandan da hala ihtiyacımız olan finansmanı temin edebilmek için arayışlarımızı sürdürüyoruz.

KERVANLARI GÜZLÜZYAN’IN DAMADI SAYESİNDE BİRECİK’TE KALABİLDİ   

Antep’teki Protestan Ermenilerin sürgünü oldukça geç bir tarihte, Aralık 1915’in kar ve kışında husule geldi. Neyse ki Protestan Ermenilerin teşkil ettiği kervanlardan birkaçı Der Garabed Gülüzyan’ın damadı Kürt Cemil Efendi sayesinde Birecik’te kalabildi. Burada, Osmanlı ordusuna bağlı birliklerin Fırat’ı geçebilmesi için oldukça fazla sayıda sal/filikanın inşa edildiği özel bir atölye kurulmuştur. Bu atölyede sal yapımında görev alan zanaatkâr bulunmaktadır. Daha doğrusu söz konusu atölye bu gibi kişilerden teşekkül etmiştir. Bu atölyede marangoz, doğramacıların olduğu bölümde Antepli fotoğrafçı Hagop Muradyan’ın dışında Eczacı Soğomon Arevyan, saygıdeğer öğretmen Maraşlı Hagop Kalemkeryan ve Hagop Şnorhokyan da bulunmaktaydı. Demirciler, nalbantçılar bölümünde ise Harutyun ve Khaçer Bıçakçıyan; Civan Haci ve Vartan Tutlayan çalışmaktaydı. Yine aynı atölyede Hovhannes Şnorhokyan körükçü olarak kaldı. İlaveten, Birecik’teki bu atölyede boyacı, taşçı ve alacacı (el tezgahında pamuklu dokuyan usta) olarak çalışanlar da vardı.

(Krikor Bogharyan'ın Ayntabagank'taki 1974 tarihli yazısından)

Cemil Bahri’nin kurtardığı ailelerden bazıları:

M. Sinanian • H. Sinanian • Levon Sinanian • S. K. Çokluyan • K. K. Çokluyan • Harout Körükçüyan veya Kürkçüyan • Levon Sinanian • Hagop Levonian • Yegia Dağıcıkluyan • Hagop Miralyan • H. Sinanian • M. Çancıyan • Mihran Khaçeryan • M. Taşçıyan • Arto Körükçüyan • Sarkis Kıbçıyan • Hovahannes Poladyan • M. Avakian • Hovhannes ve Kevork Şnorhokyan.

SCHINDLER’S LIST FİLMİ

Film, Oskar Schindler adlı bir Alman işadamının 2. Dünya Savaşı sırasında Polonya’da kurduğu fabrikada 1100 Yahudi’yi işçi olarak işe alıp Nazi’lerin elinden kurtarmasını konu alıyor. Gerçek bir hayat hikayesinden uyarlanan film, ünlü yönetmen Steven Spielberg’in en önemli eserleri arasında ve ona 7 dalda Oscar kazandırdı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.