Avedian: Ermenilerin diasporada olmalarının nedeni soykırım

MURAT KUSEYRI – ANF / STOCKHOLM

Ermeni tarihçi Vahagn Avedian Türkiye’nin soykırımı inkar politikasının temelinin soykırımda katledilen, sürgün edilen Ermenilerin el konulan mal varlıkları ve tazminat sorunu olduğunu belirtti. Avedian Ankara’nın soykırımı inkardan vazgeçmesi gerektiğini söyledi.

Soykırım konusunda yaptığı çalışmalarla tanınan Vahagn Avedian İsveç’in Lund Üniversitesi’nde Tarih Doktoru olarak görev yapıyor. “Nagarno-Karabağ Anlaşmazlığı” adlı bir kitap ve soykırım konusunda birçok tez ve makale yazan Avedian’la soykırım ve Ermenilerin sorun ve taleplerini ele alan bir söyleşi yaptık.

Birkaç gün sonra soykırımının yıldönümü. Soykırımın günümüzdeki Ermeni toplumu üzerinde hala süren etkileri neler?

Soykırımının 100. yıldönümü 2015 yılına yaklaştıkça insan daha da duygulanıyor. Biz her zaman kendi kendimize neden buradayız sorusunu soruyoruz. İnsanlar değişik nedenlerle ülkelerini terk ediyor. Bazıları ekonomik bazıları politik nedenlerle. Ama kendi iradeleriyle geliyorlar. Kimse onları ülkelerinden kovmadı. Yaşam ve koşullar onları göç etmeye zorladı. Ama bizlerin durumu farklı. Eğer soykırım olmasaydı halkımızın büyük bir bölümü kendi topraklarında yaşayacaktı. Şüphesiz başka ülkelere göç edenler de olacaktı. Ermeniler dünyanın her yerinde yaşıyor. Ama yaşadığımız ülkelerde yabancıyız. Soykırım Ermenilerin diasporada kimliklerini biçimlendirdi. Çocukluktan başlayarak bunun etkilerini yaşıyoruz. Hafta içi okula veya işe gidiyorsunuz. Hafta sonu da çocuklar Ermeniceyi öğrenmek için okullara, yetişkinler de çalışmalara katılmak için derneklere gidiyor. Her 24 Nisan’da gösteri yapmak zorundasınız. Eğer soykırım olmasaydı, biz bunlara harcadığımız zamanı başka şekilde değerlendirecektik.

Geçmişi unutup ileriye bakmak daha kolay olmaz mı?

Eğer biz olanları unutursak soykırımını yapanlar amacına ulaşmış olur. Ayrıca biz istesek de olanları unutamayız. Ermenilerin diasporada olmalarının nedeni soykırımdır. Eğer soykırım olmasaydı bugün Ermenilerin çoğunluğu Kars, Erzurum, Van gibi illerde kendi topraklarında yaşayacaktı. Eğer bugün Süryanilerin İsveç’te yoğun olarak yaşadıkları Södertälje’ye gidersek orada yaşayanların üç kuşak öncesi ailelerinde mutlaka birilerini soykırımda yitirdiğini görürüz.

Türkiye neden soykırım olmadığı söylüyor?

Türkiye pek çok nedenden dolayı soykırımı inkar ediyor. Bizler namus ve töre kültürünün olduğu ülkelerden geliyoruz. Bu Ermeni, Süryani, Türk, Kürt ve Yunanlılar için geçerli. Eğer birisi bizlere senin ataların bizlerin ırzına geçti, bizleri öldürdü derse tepki gösteririz. Söylediklerini geri al deriz. Bunu yapmazsa kavga başlar. Bir ülkeye siz dünyada görülebilecek en büyük suçu işlediniz, soykırım yaptınız derseniz hangi devlet veya ulus olursa olsun buna tepki gösterir. Böyle bir suçu kabullenmez. Fransa Cezayir’de katliam yaptı. Bu soykırım mı değil mi tartışılabilir. Ama daha bundan iki-üç hafta önce Cezayir’de yaptıklarından dolayı özür diledi. Batılıların bu tür şeyleri kabul etmeleri şeref ve namus anlayışlarının farklılığından ötürü daha kolay olmasına rağmen Fransa uzun yıllar sonra özür diledi.

İkinci olarak da eğer soykırımı kabul ederseniz, tazminat ödemeyi de kabul edersiniz. Bence Türkiye’nin soykırımı reddetmesinin en büyük nedeni budur. Türkiye soykırımı kabul etmenin nelere yol açabileceğinin farkına 1919-1920 yıllarında yapılan duruşmalar sırasında vardı. Soykırımı kabul etmenin Türkiye için çok ciddi sonuçlara yol açacağını düşündüğünden inkara başladı. Bu inkar günümüzde de hala sürüyor. Türkiye böyle bir şeyi kabul ettiğinde sınır tartışmalarının da gündeme gelmesinden çekiniyor.

Ödenecek tazminat çok mu yüklü?

1919 yılında yapılan Paris Konferansı’nda Komisyon Türkiye’den 3,7 milyar dolar tazminat talebinde bulundu. Bunun 2,18 milyar doları el konulan topraklar ve mallar içindi. Bu günümüzde 48 milyar dolar ediyor. Bu oldukça büyük bir meblağ. Eğer Türkiye tazminat talebini kabul ederse ardından toprak talebinin gelebileceğinden de çekiniyor.

Bazı Ermenilerde var olan Batı Ermenistan’ı yeniden alma hayali gerçekçi ve pratikte gerçekleşmesi mümkün olmayan bir taleptir. Türkiye buna evet dese bile ve dünyadaki tüm Ermeniler eski yerlerine dönse orada ancak azınlık olabilirler. Çünkü bölgede Kürtler ve Türkler çoğunlukta. Ama bir uzlaşma sorunu yumuşatabilir. Mesela Türkiye bir jest yapıp Ararat dağını Ermenilere verse Ermenilerin çoğu açısından sorun çözülür. Ararat’ın Ermeniler için çok büyük bir sembolik değeri var.

Ancak Türkler için Lozan Anlaşması büyük bir başarıydı. Savaştan galip çıkan ülkeler Osmanlının tüm borçlarının üzerine bir çizgi çekti. Buna bankalardan alınan borçlar ve soykırım için istenen tazminatlar dahildir.

Neden böyle yapmayı yeğlediler?

O zamanki çıkarları bunu gerektirdi. Batının petrole ihtiyacı çoktu. İngiltere petrol yataklarının bulunduğu Musul’u aldı. ABD demiryolları yapılması, Fransa maden ocakları açılması için sözleşmeler yaptı. Bunun karşılığında da borçları sildiler. Lozan Anlaşması imzalanırken Ermeniler görüşmelere alınmadı. Onları savunacak hiçbir ülke yoktu. Büyük ülkeler Ermenileri kendi çıkarları için harcadı.

Soykırım esnasında batılı ülkeler neden tepki göstermedi?

Hitler’in “kim Ermeni soykırımını hatırlıyor” demesinden yola çıkan pek çok kişi Ermenilere yapılan soykırıma karşı çıkılsaydı daha sonra soykırım olmazdı diye düşünüyor. Ama bu safça bir düşünce. Hitler’in yaptığı soykırım herkesin nefret ettiği, tarihte görülen en büyük soykırımdı. Ama buna rağmen Ruanda, Kamboçya, Srebrenitsa’daa  soykırım oldu. Darfur’da hala sürüyor. Ama hiç kimse bundan söz etmiyor. Çünkü büyük ülkelerin orada çıkarları yok. Ama bu Kuveyt’te olsaydı tüm büyük ülkeler Kuveyt demokrasisini savunmak için seferber olacaktı.

ABD’de Lozan Anlaşması tartışılırken o zamanlar bir senatör ironik bir dille “ABD yönetimine bir petrol yatağı söyle size bir dış politika belirlesin” dedi. Bu söz bugün de geçerli. Eğer Darfur’da bir petrol yatağına rastlanırsa o zaman tüm ülkeler oradaki halkın haklarını korumak için oraya koşacak. Ama orada petrol yok. Aynı şey Ermeniler için de geçerli. Eğer Ermenistan’da petrol olsaydı ya da Ermeniler Musul ve Kerkük’te yaşasaydı özelikle İngiltere ve ABD son hızla hareket edip bir Ermenistan kurulmasına öncülük edeceklerdi. Böylelikle dolaylı olarak petrol yatakları üzerinde söz sahibi olacaklardı. Ama onlar Ermenileri düşünme yerine Musul ve Bakü’deki çıkarlarının peşindeydi. Soykırım haberleri batılı ülkelere ulaştığında halklar buna tepki gösterdi. Hükümetler sesiz kalmak istemelerine rağmen bir şeyler söylemek zorunda kaldı.

Ne zaman tepki göstermeye başladılar?

1894-96 yılında Abdulhamit döneminde yapılan katliamlara karşı çıktılar. Avrupalıların tepkisinden sonra Abdulhamit katliamları durdurmak zorunda kaldı. İngiltere’de halk olanlara çok büyük tepki gösterdi. İngiliz Hükümeti tavır almak zorunda kaldı. Birinci Dünya savaşı yıllarında soykırım haberleri misyonerler tarafından ve ABD Büyükelçiliği tarafında duyurulunca soykırıma karşı kamuoyu oluştu. Almanya Türkiye’yle ittifak içinde olduğu için orada çok büyük bir sansür vardı. Halk olanları ancak savaş bittikten sonra öğrenebildi. Alman Parlamentosunun bile olanlardan haberi olmadı. Soykırım sırasında çok sayıda Alman asker, doktor ve öğretmen Türkiye’de bulunuyordu. Bunlar döndüklerinde olanları halka anlattı. Alman Subay Armin Wegler soykırım esnasında resim çektiği gerekçesiyle Türkiye’den geri çekildi. Bu resimler savaş sonrası ortaya çıkınca batılı ülkeler tepki göstermek ve bir şeyler demek zorunda kaldı.

Batılılar Ermenilere soykırım yapıldığını ne zaman kabul etmeye başladı?

28 Nisan 1915’te soykırım başladıktan hemen sonra İngiltere, Fransa ve Rusya ABD Büyükelçisi aracılığıyla Osmanlı devletine bir ültimatom vererek Ermenilere yönelik katliamın durdurulmasını istedi. Yapılanların insanlığa karşı bir suç olduğu ilk defa o zaman gündeme getirildi. O zaman soykırım tabiri kullanılmıyordu. Katliamın boyutları da tam olarak bilinmiyordu. Resmi olarak Ermenilere soykırım yapıldığı çok daha sonraları kabul edildi. Ama bugün İngiltere ve ABD hala soykırımını kabul etmiş değil. Bu iki ülke soykırım esnasında Ermenilerin önemli olmadığını düşünüyordu. Bu sorunu aslında kendilerine yük olarak gördüler. Çünkü Ermenileri korumaları için 100-150 bin asker göndermeleri gerekirdi. Böylelikle bu iki ülke soykırımın ortağı oldu. Şu anda soykırım inkarı üzerinde araştırma yapıyorum. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim. Eğer bu ülkeler başta olmak üzere dış dünyanın desteği olmasaydı Türkiye soykırımını inkar edemezdi. Türkiye tek başına tarihi gerçekleri inkar edemez. Onların soykırımının inkarında dolaysız katkıları var.

Lozan anlaşması azınlıklara bazı haklar tanıdı. Bu hakları Ermeniler kullanabildi mi?

İlk olarak Lozan’da hiçbir halk için azınlıktır şeklinde bir tabir kullanılmıyor. İkinci olarak anlaşmada yer alan şeylerle pratikte olanlar çok farklı. Lozan’dan sonra Ermenilere pasaport verildi. Ama pasaport sadece ülkeden çıkış yapmak içindi. Birçok Ermeni-Süryani Lübnan ve Suriye’ye gönderildi. Geri gelmek için sınıra gelenler Türkiye’ye alınmadı. Lozan Anlaşmasına göre mallarını muhafaza edebileceklerdi. Ama mallarına el konuldu. İstanbul’un dışında başka yerlerde Ermeni kalmadı. Belki Kars vb. gibi yerlerde hala az sayıda Ermeni var. Onlar etnik kimliklerini açıklamaya cesaret edemiyor. Ermenice bilseler bile konuşmaya korkuyorlar. Dini vecibelerini yerine getiremiyorlar. Lozan Anlaşmasında olan hiçbir haktan Ermeniler yararlanamadı.

Ermenilerin talepleri nelerdir?

Biz resmi olarak soykırımının kabul edilmesini istiyoruz. Ama bu kısa sürede olacak bir şey değil. O nedenle de öncelikle Ermenistan ile Türkiye arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi gerekir. Ondan sonra bu konuyu oturup konuşmaları daha uygun olur. Tarih üzerine politikacılar pazarlık yapmamalı. Aslında soykırım yapılıp yapılmadığına politikacılar değil tarihçiler karar verir. İsveç’te Parlamento soykırım kararı aldı ama bunu tarihçilerin yaptıkları araştırmalara dayandırdı. Tarihçilerin bu konudaki düşüncelerini temel alarak karar verdi.

Ancak tarihçilerin bir bölümü Ermenilere soykırım yapılmadığını söylüyor?

Evet bazı tarihçiler soykırımını inkar ediyor. Ama bunlar kim ve kaç kişiler? Bana Danimarka, Norveç ve İsveç’te Ermenilere soykırım yapılmadı diyen tarihçi gösteremezsiniz. İnkar edenler ABD’de veya Türkiye’de görev yapan birkaç tarihçi.

Stanford Shaw 1982 yılnda Wasington’da Türk Enstitisü ITS’yı kurdu. ITS’yi Türk Devleti 3 milyon dolar ödeyerek finanse etti. Shaw daha sonra Bilgi Üniversitesi’nde görev yaptı ve Ankara’da yaşamını yitirdi. Justin McCarthy ve Heath Lowry onun öğrencileri ve her ikisi de ITS’nin üyesi. Norman Stone Ankara Üniversitesi’nde görev yapıyor. İşte bunlar Ermeni soykırımını inkar ediyor.

Buna karşın Yehuda Bauer, Yair Auron, Henry Huttenbach, Eric Weitz, Kurt Jonassohn, Yves Ternon, Richard Hovannisian och Ronald Suny, Robert Melson, Roger Smith, Colin Tatz; Helen Fein, Vahakn N. Dadrian, Eric Markusen, Israel Charny, Raphael Lemkin, William Schabas, Alfred de Zayas, Roger W. Smith ve Gregory Stanton gibi yüzlerce tarihçi, sosyolog ve hukukçu soykırımın yapıldığını kabul ediyor. Türkiye’nin finanse ettiği birkaç tarihçinin değil tarihçilerin çoğunluğunun ne dediğine bakmak gerekir.

Bugün dünyada hiç bir ülke Almanya, Kamboçya, Ruanda ve diğer ülkelerde yapılan soykırımına karşı kampanya yürütmüyor. Dünyada bunu yapan tek bir ülke var. O da Türkiye. Ermenilere soykırımı yapılmadığını ispatlamak için enstitüler kuruyor. Kampanyalar örgütlüyor. Türkiye’nin öncelikle bu tutumundan ve inkar politikasından vazgeçmesi gerekir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.