11 Ağustos 2012 Cumartesi 16:16
5 bin yıllık Ani harabeleri gün yüzüne çıkıyor

Türkiye - Ermenistan sınırını ayıran Arpaçay nehrinin batısında, 78 hektar büyüklüğünde bir alan üzerinde bulunan antik ticari şehir olan, 5 bin yıllık Ani harabelerinde başlatılan restorasyon ve konservasyon çalışmalarıyla tarih gün yüzüne çıkıyor.

 

Kars Kültür ve Turizm İl Müdürü Hakan Doğanay, antik şehri çevreleyen 4 bin 500 metre uzunluğundaki sur sistemi içerisinde cami, kilise, saray, hamam ve kervan saray gibi taşınmazlardan oluşan 21 mimari yapı bulunduğunu söyledi. Doğanay, antik şehir içerisinde ortaçağ döneminde yoğun yerleşim ve yapı kalıntılarının bulunduğunu ifade ederek başlatılan kazı çalışmalarıyla bunların gün yüzüne çıkmasının hedeflendiğini belirtti.

 

Bu çerçevede 2012 Temmuz itibariyle Kars Müze Müdürlüğü başkanlığında Müze Müdürlüğü uzmanları ve Pamukkale Üniversitesi Öğretim üyelerinden oluşan bilimsel bir ekiple kazı ve temizlik çalışmalarına başlandığını aktaran Doğanay, "Bu çalışmalar çerçevesinde 2010'da Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan sağlanan ödenekle ören yerinde Polatoğlu Kilisesi'nin restorasyon çalışmalarına başlanmış ve devam etmektedir. Ayrıca 2012'de Dünya Anıtlar Fonu ile Kültür ve Turizm Bakanlığımız arasında yapılan bir protokol kapsamında ören yerinde bulunan Aziz Prikich Kilisesi'nin restorasyon ve sağlamlaştırma çalışmalarına başlanmıştır. Yanı sıra etrafında kazı ve sondaj çalışmaları da halen devam etmektedir" dedi.

 

Ani harabelerinde yürütülen kazı çalışmalarıyla çok eski tarihlere uzanan bir ticaret merkezinin gün yüzüne çıkmasının sağlandığına değinen, Pamukkale Üniversitesi Öğretim görevlisi Doç. Dr. Bahriye Bayram, "Birçok kültürlere ev sahipliği yapmış bir dönem başkentlik statüsünde bunmuş, bir aks üzerinde Ateş Geda Tapınağı, kiliseler ve caminin bulunduğu Ani'de başlatılan çalışmalar tarihin gün yüzüne çıkmasını sağlayacaktır" diye konuştu.

 

ANİ

Ani (Ermenice: Անի, Latince: Abnicum), Kars'ın Merkez ilçesinde, il merkezine 48 km. uzaklıkta, Arpaçay Nehri boyunda bulunan ören yeridir. 961-1045 yılları arasında Bagrat hanedanından Ermeni hükümdarlarının başkenti olmuştur. 11. ila 12. yüzyıla ait bazı İslam mimarisi eserlerini de barındırır.

 

Kentin adı en erken 6. yüzyılda Gamsaragan sülalesinden Ermeni beylerine ait bir müstahkem yer olarak geçer. Ermeni Gamsaragan ailesi ile Ermeni Bagrationi (Bagrat) ailesi arasındaki uzun mücadele ikincilerin zaferi ile sonuçlanmış ve 780 yılında Gamsaragan'lar mülklerini Bagratlılara satarak Bizans ülkesine göçmüşlerdir.

 

Bagratlı I. Aşot 885 yılında Abbasi Halifesi ve Bizans İmparatoru tarafından "Ermenistan Kralı/Şehinşah-ı Armen" olarak tanınmıştır. Aşot ve oğulları önce (bugünkü Tuzluca ilçesinin 8 km kuzeyinde Halimcan köyü yakınında bulunan) Bagaran kentinde, daha sonra (Akyaka ilçesinde Koyucak mevkiinde bulunan) Şirakavan'da ve Kars merkezde hüküm sürmüştür. 961 yılında 3. Aşot (953-977) başkentini Ani'ye taşıyarak burada büyük bir kentin inşasına başlamıştır.

 

Kent en parlak devrini 2. Smpat (977-989) ve oğlu Gagik (989-1020) döneminde yaşamıştır. Bu devirde kent nüfusunun 100.000'i aştığı rivayet edilmektedir. 1045'te Bizanslılar Ani'yi zaptedip Bagratlı devletine son verince savunmasız ve huzursuz kalan bölge, 1064'te Selçuklu sultanı Alparslan'a teslim olmuştur.

 

Kent, 1064 yılına kadar Bizans yönetiminde kalmış ve bu tarihte Selçuklular tarafından zaptedilmiştir. Ancak kentte Selçuklu idaresinin kurulmuş olduğuna dair bir belirti yoktur. Selçuklu fethinden kısa bir süre sonra kent ve çevresinin Kürt Şeddadî beyliğinin yönetiminde olduğu görülmektedir. Ani'deki en önemli İslam eseri olan Menuçihr Camii, 1072 yılında Şeddadî emiri Menuçihr tarafından yaptırılmıştır.

 

1190 yılı dolayında Zakare Mkhrgrdzeli adlı Gürcü beyi Ani hisarını üs alarak Kars ve Ahıska bölgesini kapsayan bir egemenlik kurmuştur. Onun soyundan gelenler önce Tiflis'teki Gürcü krallarına, sonra Moğol İlhanlılar'a bağlı "atabey" sıfatıyla hüküm sürmüşlerdir. Ani'deki Hıristiyan eserlerinin birçoğu bu devirde yapılmış veya onarılmıştır. Daha sonra kent Celayirli ve Karakoyunlu devletlerinin egemenliğine girmiş ise de, nüfusu ağırlıkla Ermenilerden oluşmuştur.

 

Ani 1319'daki depremde ağır hasar görmüş, daha sonra Timur tarafından ele geçirilerek tahrip edilmiştir. Buna rağmen 1535 Osmanlı-İran savaşında tamamen terkedilinceye dek, kentte bir nüfusun barındığı anlaşılmaktadır.

 

Şehir suru, 8 kadar kilise ve bir cami, Ani'de halen ayakta duran eserlerin en önemlileridir.

 

İki yanı Arpaçay Kanyonu ile çevrili olan kentin plato tarafındaki üçüncü cephesi, 10. yüzyıla ait güçlü surlarla korunmuştur. Aslanlı Kapı kentin ana girişini oluşturur.

 

Katedral adı verilen Meryemana Kilisesi, 989 yılında, İstanbul'daki Ayasofya'nın kubbesini ikinci kez inşa eden (onaran) mimar Trtad tarafından inşa edilmiştir. Düşey hatları kuvvetli bir şekilde vurgulayan yapı, etkileyici bir yükseklik duygusu elde eder.

 

SURP STEPHANOS KİLİSESİ

Vadi içinde bulunan Dikran Honentz Kilisesi 1215 yılında onarılmış ve Ermeni kilise geleneğini gösteren zengin fresklerle bezenmiştir. Fresklerde Ermenilere Hıristiyan dinini getiren Aziz Grigor/Krikor Lusavoriç'in hayatınddan sahneler görülür.

 

1020 yılına tarihlenen Abugamir Pahlavuni Kilisesi, İslam mimarisinden kaynaklanan ve daha sonraki dönemde Selçuklu mimarisinde sık sık kullanılan özellikler sergiler.

 

1035 tarihli Halaskâr (Amenaprgiç) Kilisesi dairesel kesitli bir kümbet yapısındadır.

 

Menuçihr Camii, Türk fethinden sonra Türkiye topraklarında inşa edilen en eski cami olmasıyla dikkati çeker. Muhtemelen daha eski bir sivil yapıdan dönüştürülmüş ve 14. yüzyılda ikinci kez tadilata uğramıştır.

 

Arkeolojik alanın dışında kalan bir müstahkem tepe üzerinde, Zakare Mkhrgrdzeli'nin Kızlar Kilisesi adıyla bilinen kilisesi görülür.

Son Güncelleme: 12.08.2012 16:56
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Yorumlardan doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderene aittir.