Oytun Çölok: Herkes rugby sever ama cesur olanlar oynar


Arat Saadetyan / Vivaspor.net

Türkiye’de rugby ne durumda, geçmişi nedir, rugby nasıl bir oyundur, diye merak ederken Bosphorus Rugbi Kulübü’nün Antrenörü Oytun Çölok ile tanıştık ve sorularımızın yanıtlarını kendisinden aldık.

Rugby’nin Türkiye’deki geçmişinin aslında hiç de öyle yeni olmadığını, ezeli rakipler Fenerbahçe ve Galatasaray’ın bir zamanlar aralarında rugby maçları oynadığını, Fenerbahçe stadyumunun yanında nizami bir rugby sahası olduğunu, bu maçları 20 bin kişinin izlediğini kendisinden öğrendik. Ta ki 1947’de Fenerbahçe Galatasaray’ı 12-0 yenene kadar…

Türkiye’de rugby’nin geçmişi nedir, sanki üniversiteler ile başlamış gibi görünüyor, öyle mi?

Hayır. Daha eski bir geçmişi var. Aslında 1945’te başlıyor. Osmanlı’nın son zamanlarında işgal kuvvetleri kendi arasında oynarken görülüyor. 1945’te ortaya çıkıyor. Fenerbahçe Divan Kurulu üyelerinden bir tanesi İtalya’ya okumaya gidiyor. İtalya’da okurken rugby ile tanışıyor, oyuncu oluyor. Sonra Türkiye’ye dönünce rugby branşını kuruyorlar 1945’te.

Sonra Galatasaray, Haydarpaşa Lisesi rugby branşını kuruyor ve takımlar arasında maçlar oluyor. 1947’ye kadar. Hatta rugby maçlarını genelde derbilerden önce yapmaya gayret gösteriyorlar ki seyircisi de bol olsun diye. Galatasaray Fenerbahçe derbileri öncesi ki, Fenerbahçe stadyumu yanında nizami bir rugby sahası varmış, orada 20 bin kişinin önünde oynarlarmış. Ta ki 1947’de Fenerbahçe Galatasaray’ı 12-0 yenene kadar…

Bunu bahane ederek Galatasaray rugby branşını kapatıyor. Daha sonra Fenerbahçe kapatmak zorunda kalıyor. 1999 yılına kadar rugby Türkiye’de uyuyor. 1999’da Marc Mercier isimli bir Fransız, Ottomans takımını kuruyor. Türkiye’nin en eski ve tek rugby takımı olarak geçiyor. Hatta benim de eski takımım. Onu Kadıköy ve Bakırköy Rugby Takımı izliyor. Sonra TBSF kuruluyor. Ligler başlıyor. Ne kadar profesyonel ya da amatör tartışılır. Daha sonra birçok takım kuruluyor. Liglerde üç takımla bile oynadığımızı hatırlıyorum.

Olimpiyat sporu olan rugby, ilk kez 2016’da Rio Olimpiyatları’nda oynanacak.

Bakanlar kurulu TBSF adını Türkiye Ragbi Federasyonu olarak değiştirdi. Böylelikle Avrupa Rugby Federasyonu’na (FIRA-AER, şimdiki adı ile Rugby Europe) yedek üye olarak girdik, ondan sonra da tam üye olduk. Bu sene Uluslararası Rugby Birliği’ne de (IRB, şimdiki adı ile World Rugby) üye olabilirdik ama olamıyoruz çünkü üyelik şartları yerine getirilmiyor.

Şartlar niye yerine getirilmiyor?

Bunu biz de bilmiyoruz. Bakanlık ödenek çıkartmıyor. Bakanlık Federasyonun şu anki yönetimini istemiyor anlaşılan. İstemediği için de yasal bir seçimle gelmiş yönetim kuruluna karışamıyor ama ödeneğini de vermiyor.

Çok para isteyen bir şey mi şartları yerine getirmek?

Hayır, değil. Ama anlaşılan hiç parası yok TRF’nin. En basiti, belirli sayılarda hakem ve antrenörlük kursları gerekli… Erkek, kadın ve gençlerin ligleri olmalı, vs… Tabii federasyonun düzenlediği hakemlik ve antrenörlük kursları yok. Pardon, yalan söylemeyeyim, Samsunda iki defa antrenörlük eğitimi yaptılar ama 1 hafta kala yayınladıkları için katılım yok denecek kadar az oldu. Bu kurslar sadece TRF’nin belge verdiği eğitimlerdi. World Rugby ile bir alakası yoktu. Bildiğim kadarıyla birincisi fiyasko oldu, kimse belgelerini alamadı. Aldığım duyumlara göre ise gerekli resmi hiçbir kurumun onayı ve kaşesi olmayan, sadece TRF Başkanı imzalı belgelerin hiçbir işe yaramayacağı yönünde…

TRF bünyesindeki diğer branşlarda durum nedir?

Diğer tüm branşlar aynı sorunu yaşıyor. Öyle bir durum oluştu ki, aynı Federasyon çatısı altındaki dört branş birbirine diş biler hale geldi. Herkes bir araya gelememe konusunda birbirini suçlamaya başladı. Sonra olağan mali kurulda bir araya geldik. Geçen sene… Meğerse her şey aynı imiş… Aynı dertlerden mustaripmişiz. Dertlerimiz ne diye sorarsan; ilgisizlik, yönetim aczi, desteksizlik, gelişimi engellemek, hakem, antrenör problemleri, saha problemleri ve en önemlisi maddi problemler.

Şaibeli bir mali kurul olduğuna dair söylentiler var. TRF Başkanı Şahin Kömürcü ibra edildi diye biliyoruz.

Evet, ibra oldu. Kısaca güvenoyu aldı. Fakat nasıl? Burada uzun uzun anlatmak yerine olanları kaleme aldığım rugbyturkiye.net adresindeki yazımı okumanızı tavsiye ederim. Sayın Başkanın 4-5 oy farkla kazandığı mali genel kurul sonunda orada bulunan delegeler ile notere gidip, olağanüstü genel kurul için dilekçe verdik. Yeter sayısı tuttuğu ve dilekçeler federasyona ulaştığı halde, TRF yönetim kurulu yasal süre içinde olağanüstü genel kurul ilanını yapmayarak suç işledi. Daha fazla bahsetmek istemiyorum çünkü konu hem Spor Genel Müdürlüğü Tahkim Kurulu’nda kabul edilip görüşülmeye başladı, hem de Adalet Bakanlığı nezdinde incelenmekte.

Yazımı okumak için linki tıklayabilirsiniz: http://www.rugbyturkiye.net/v2/sahin-komurcu-devri-bitti/

Kaç takım var ligde?

İki lig var. Toplam 16 tane. Ligde olmayan takımlar da var. Rugby branşı Unilig’de de var. Hem kadın hem erkek milli takımları var. Erkek Milli Takımı bir ara namağluptu Avrupa’da.

Erkek sporu gibi bir algısı var, gerçekten öyle mi, kadınlar dâhil olabiliyor mu?

Bazı kadınlar erkeklerden bile daha iyi oynuyor bazen. Rugby’nin bir sürü türü var. Federasyon liglerinde 80 dakika oynanan “union” dediğimiz 15’er kişi ile oynanan türünü oynuyoruz. Kadınlar Türkiye’de, “sevens” denen, 7 kişilik takımların, 7 dakikadan 2 devre oynadıkları, olimpiyat sporu olan türünü oynuyor. Kadınlar sevens oynuyorlar. Erkekler hem sevens hem de union oynuyorlar. Kadınlar sevens’ta cidden başarılılar. Sevens’ta belki daha az darbe alırsın ama saha boyutu aynıdır. Ciddi kondüsyona ihtiyaç vardır. Union’da 30 kişi olduğu için sahada, ilerlemek için maç yerde ve bolca kontakt ile geçer.

“CİDDİ AMATÖRLERİZ”

Transfer durumları var mı?

Gönüllülük esaslı olduğu için isteyen istediği takımda oynuyor. Ciddi amatörüz. Amatörlüğün içinde bu işi ciddi şekilde yapmaya çalışıyoruz. Federasyondan destek almadığımız için kendi başımıza yapmaya çalışıyoruz.

En son biz Bosphorus Rugby (İstanbul Anadolu Jimnastik ve Spor Kulübü) olarak, bir organizasyon yaptık. 9 Mayıs’ta Fransa’dan “Cocks of the Tiger” isimli bir takım bizimle oynamaya geldi. Organizasyon öncesi ise 8 takımın katıldığı “Bosphorus Sevens Turnuvası”nı düzenledik. Tabii sadece biz değiliz bu tarz desteksiz organizasyonlar yapan. Bu sezon Kadıköy Rugby ve Ottomans Rugby’de yurtdışından gelen takımlar ile maçlar yaptılar. Hep kendi imkânları ile… Bu sene Fransızlar, Ruslar ve Yeni Zelandalılar misafirlerimiz oldu.

Hiç mi desteğimiz yok? Var tabii. Bosphorus Rugby olarak bizi İstanbul’da sağ olsunlar, Spor Müdürlüğü çok destekliyor. En büyük sponsorumuz Kadıköy Belediyesi. Her konuda yanımızdalar.

Yurtdışında rugbynin ciddi bir ekonomisi var ama değil mi?

Rugby dünyada en fazla seyirci ve taraftar kitlesine sahip sporlardan biri. Ciddi bir ekonomisi var. Futbolcular kadar ciddi transfer ücretleri var yurtdışında.

“FENERBAHÇE VE GALATASARAY İŞİN İÇİNE GİRERSE”

Büyük takımların işin içine girmesini ister misiniz?

Profesyonelleşmesi gerek. Fenerbahçe, Galatasaray işin içine girerlerse Türkiye’deki diğer takımları bitirirler. Çünkü üniversite takımları dâhil kimse maddi yönden onlarla yarışamaz. Ama desteklemelerini çok isterim. Zaten 1945’li yıllarda Fenerbahçe’nin de Galatasaray’ın da rugby takımları vardı. Ben ilk “rugby oynuyorum” dediğimde “o ne” diyorlardı. Şimdi “rugby oynuyorum” dediğim zaman “hangi takımda” diye soruyor insanlar. Eğer illa dar bir alan içinde hapsedilirse haksızlık edilmiş olur bu spora. Rugby’nin yayılması gerekir ama şu an için büyük takımların bu işe girmesi diğer takımların yok olması anlamına gelir şu an için.

Maçları yayınlamak isteyen kanallar var mı?

Parasını verirsen çok var. Geçen sene İtalya’dan gelen bir takımla Kadıköy Rugby’nin maçı vardı. Onu Galatasaray TV yayınladı ilk kez. Bosphorus Rugby en fazla televizyona çıkan takım bu sezon. Beşiktaş TV bizimle bir program yaptı. TRT Spor keza öyle… Rugby’yi ve bizim takımı tanıttılar. Tanıtıyorlar ama iş maçı canlı yayınlamaya geldiğinde para istiyorlar. Yoksa ilgilerini çekiyorlar.

Rugby’yi kim oynayabilir?

Herkes oynayabilir. Kilo, boy, pos hiç önemli değil. Herkese göre bir mevkii vardır rugby’de…

“RUGBY’NİN GELENEKLERİNDE ÜÇÜNCÜ DEVRE VARDIR”

İyi bir fizik gerektirir mi? Yapılı mı olmak gerek?

Hayır. Yurt dışında 70 yaşında oyuncular gördüm. “Ben incecik adamım, canımı çıkartılar” dersen, o kilodaki adamın oynayabileceği de bir mevkii vardır. Vücudun darbe aldıkça, oynadıkça kendini geliştirdiği için, zaten sakatlanma oranın azalıyor. Ama çok sert bir spor olduğunu unutmamak lazım.

Akıllı bir insanın oynayacağı spor değil ama bu işin içine girdikten sonra bırakamazsınız. Oyuncu olarak, hakem olarak, koç olarak işin içinde kalıyorsunuz mutlaka. Rugby, hamurundan mıdır nedir, temelinde centilmenlik var. Bu yüzden de işin içine girdikten sonra çıkamıyorsun. Çünkü eğleniyorsun. Deşarj oluyorsun. Dostluğu başkadır. Başka bir spor dalında görmediğim bir geleneği vardır. Üçüncü devre… Maç biter, yenilen takım yenen takımın oluşturduğu tünelin içinden alkışlarla geçer. Sonra yenen takım diğerinin oluşturduğu tünelden alkışlarla geçer. En sonunda akşam hep beraber eğlenmeye gidersin. Maç içinde birbirinize kavga etseniz de, gereksiz sertliğe de girseniz, maç bittikten sonra, tünelden geçtikten sonra hep beraber eğlenilir. Çünkü herkes arkadaştır…

Seyirciniz var mı?

Üniversitelerde seyirci var. Ama üniversite takımları dışında seyirci pek yok.

Rugby sert bir oyun, bu maçlara nasıl yansıyor oyunculara, taraftarlara? Oyun tabiatının gerektirdiğinin dışında şiddet yaşanıyor mu?

Sert olduğu için ekstra sertliğe yer vermeyen bir spor. Ancak olan her şey de sahada kalır. Taraftar bazında, oyuncu bazında iş uzamaz.

Oyuncu açısından masraflı bir spor mu, zengin sporu mu?

Hayır. Krampon ve dişliğinizi alın gelin. Bu kadar. Masrafı yok.

Maçları nerede yapıyorsunuz?

Futbol Federasyonundan arta kalan zamanlarda biz maç yapabiliyoruz. Rugby sertliği gereği yumuşak bir alanda oynanması gereken bir spor. Gerçek çim olması gerekiyor veya kar, çamur gibi yumuşak zemin olmalı ki yere düştüğünüzde aldığınız darbe azalsın. Fakat biz İstanbul takımları olarak yıllardır suni çimde maç yapıyoruz. Suni çimde oynamak fiziksel olarak ciddi zarar veriyor. Gereksiz yere kaslarınız yoruluyor. Ekstra problem olarak halı saha yanıkları oluşuyor. Biz alıştık. İstanbul takımları olarak gerçekten güçlendik. İstanbul’da bir de gerçek çim sıkıntısı var. Bakımı zor olduğu için suni çime dönüştürülmüş birçok saha.

HERKES RUGBY’İ SEVER AMA CESUR OLANLAR OYNAR…

Türkiye’ye uygun bir spor mu rugby?

Rugby aslında Türk halkının mantalitesine çok uygun. Hem koşuyorsun, hem güreşiyorsun. Rugby oynamak cesaret ister. Herkes rugby sevebilir ama cesur olanlar oynar. Böyle “haydi, sahaya çıkayım” diyemezsin. Korkuyorsun gerçekten. Geriliyorsun… Yumuşak bir spor değil. Gerçekten arena. Savaşmaya çıkar gibi çıkıyorsun. Gerçekten riskli. Cesaret gerektiriyor.

Çevrenin tepkisi nasıl, rugby ile ilgili genel algı nasıl?

Eskiden bilmiyorlardı, biliyorlar artık insanlar. İlgi çekici geliyor. “Korkmuyor musun, nasıl oynuyorsun, canın acımıyor mu” diye soruyorlar.

AL TOPU, SAYI YAPMAYA ÇALIŞ. DEFANS YAPMAYA ÇALIŞAN İÇİN DE ADAMI DURDUR…

Öğrenmesi zor mu?

Karışık bir kural silsilesi var, güvenlik ön plana alındığı için. En basiti; al topu, kaç götür ve sayı yapmaya çalış. Defans yapmaya çalışan için de adamı durdur. Mantığı kavrarsan, ana temel noktaları kavrarsan rahat oynarsın. Rugby’nin ana kurallarından biri oyunun devam etmesidir. Amerikan futbolu ile arasındaki fark bu. Akış önemlidir. Oyun çok az durur. 80 dakika boyunca tüm oyuncular, darbe atar, darbe yer, tekrar kalkar, tekrar düşer, koşar. Bir oyuncunun normal bir atlet kondisyonundan ziyade crossfit kondisyonuna ihtiyacı vardır. Ciddi atlet olmak gerekir. Hızlanıp da dümdüz bir ivme ile devam etmiyor performansın.

Sakatlıklar çok oluyor mu?

Maçlarda sakatlıklar çok fazla olmuyor. Standart olabilen şeyler dışında. Ezikler, çizikler, eklem ve kas zedelenmeleri, burkulmalar, dudak, burun kanamaları sayılabilir bu standarların içinde. Fakat bunlar uzun süreli şeyler olmaz genelde. Birkaç günde iyileşir. Fakat çapraz ve yan bağ zedelenmeleri veya kopma gibi sakatlıklar da oluşabilir. Bunların tedavisi ise malumunuz biraz uzun sürer. Dikkat edilmezse idmanlarda maçlardan daha fazla sakatlık olur. Maçlarda oyuncular kendilerini farkında olmadan daha fazla korurlar, idmanlarda ise daha rahat olduklarından daha az korurlar veya korumazlar. İşte burada da sorumluluk koçlardadır.

KURALLARINI ÖĞRENDİKÇE İZLEMESİ DE ZEVKLİ OLAN BİR SPOR…

İzlemesini sıkıcı bulanlar var, öyle mi?

İlk başlarda hiçbir şey bilmediğin için sıkılabilirsin. Gördüğün ve algıladığın tek şey 30 adam üst üste, güreşiyor. Fakat kurallarını öğrendikçe izlemesi de zevkli hale gelir.

Seni nasıl cezbetti?

Benim de sunum partnerliğini üstlendiğim, aile şirketimizin yapımcılığını yaptığı bir sabah programı vardı. Bir sabah konuk olarak, 2005 yılında Eurovision’da Türkiye’yi temsil eden Gülseren ve eşi Luis geldi. Luis Kolombiya asıllı bir Fransız ve rugby oyuncusu ve bir haftasonu beni antrenmana davet etti. Seyretmeye zannettim oynamaya çağırıyormuş. Beşiktaş Süleyman Seba tesislerinde antrenman yaparlar. Antrenmana gittim ama çok korktum, “çıkmayacağım” dedim. Luis beni kolumdan tutup sahaya fırlattı. Çıkış o çıkış.

Federasyon başkanlığı hedefiniz var mı?

Hayır yok.

Neden yok, bu kadar şikâyetçi iseniz, elinizi neden taşın altına koymuyorsunuz?

Elim uzun zamandır taşın altında. Yapabildiğim herşeyi yapıyorum zaten. Federasyon başkanı olmak çok daha komplike bir iş. Çok daha fazla devlet kurumları ile iç içesin. Bunun için sabırlı olmalı ve bürokrasiyi çok iyi biliyor olman lazım. Bu işi benden çok daha iyi yapabilecek, siyasetin içinden kişiler var. Ben hakeden yönetimlere elimden gelen desteği seve seve veririm.

Anadolu’da Rugby nasıl?


Sivas’ta takım var, Samsun’da, Eskişehir’de, Ankara, Kocaeli, İzmir, Kuşadası, Edirne ve Bartın’da var. Deplasmanlara gidip gelme proplemi var. Mali nedenlerle gidemeyen takımlar var. Bu sebeple Anadolu takımlarının gelişmesi zorlaşıyor. Maç yapamadıklarından deneyim kazanamıyorlar. Oyuncular ise küsüp gidiyor çoğu zaman. İstanbul takımları olarak en şanslı olanlar bizleriz ama deplasman söz konusu olunca gerçekten zorlanıyoruz. Ben takımım adına deplasman konusunda bize destek olan Kadıköy Belediyesi’ne ve Maltepe Belediye’sine çok teşekkür ediyorum.

Bosphorus Rugby kaç yıllık bir takım?

Bosphorus Rugby yeni bir takım. İstanbul Anadolu Jimnastik ve Spor Kulübü’nün rugby takımıyız. Ben aynı zamanda kulübün As Başkanıyım. Başkanımız ise Türkiye’deki ender kadın spor kulübü başkanlarından biri; Ayça Ulusoy. Genelde üniversite öğrencilerinden oluşan bir takım. Önümüzdeki sene üçüncü sezonumuza başlıyoruz. İstanbul Anadolu yakasındayız. Maltepe Süreyya Plajı’nda idman yapıyoruz.

Amerikan futbolu ile rugby arasındaki farklar neler?

Amerikan futbolu rugbyden türemiş bir spor. Kuralları farklıdır. Bizim korumamız yoktur. Toplarımız farklıdır. Amerikan futbolu küçük oval bir topa sahiptir. Bizimki onun iki katı büyüklüğünde yine oval bir toptur. Amerikan futbolunda ileri pas vardır, rugbyde sadece geri pas vardır. Amerikan futbolunda topsuz adama müdahale edebilirsin, rugby’de topsuz adama müdahale edemezsin. Amerikan futbolunda oyun sıklıkla durur. Rugbyde oyunun ilerlemesi esastır. Esas fark, rugbyde koruma yoktur, Amerikan futbolunda vardır. Bana göre rugby daha güvenli. Amerikan futbolunda gereksiz bir sertlik var, korumalara da güvenerek sertlik yapılabiliyor

Dövüş kulübü gibi geliyor bana.

Çoğu insan deşarj olduğunu söylüyor. Mantaliteyi eğlenmeye odaklarsan eğleniyorsun. Yok, sadece galibiyete odaklanıyorsan, mutsuzluk ortaya çıkıyor. Böylece yenilirsen çok daha fazla hırslanıyorsun.

Kaynak: http://www.vivaspor.net/oytun-colok-herkes-rugbyi-sever-ama-cesur-olanlar-oynar-2/

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.